“Suriye Halkı Ne İstiyor? Biz Ne Yapmalıyız?" Konferansı – İstanbul/Anadolu Yakası (Sultanbeyli)

Editör


KöklüDeğişim olarak Türkiye genelinde 14 il ve 17 ayrı yerde yapmış olduğumuz “Suriye Halkı Ne İstiyor? Biz Ne Yapmalıyız?” konferansları serisinin İstanbul/Anadolu Yakası (Sultanbeyli) konferansımız, yoğun katılım ve yüksek atmosferde gerçekleştirildi.

Program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Sinevizyon gösterimi esnasında katılımcılar duygulu anlar yaşadılar. Program yöneticisi Vedat Yaşar’ın yapmış olduğu açılış konuşmasının ardından Gazeteci-Yazar Âdem Özköse konuşmasını yaptı. Son yüzyılda İslam Ümmetinin yaşamış olduğu sıkıntıların temel sebebinin Hilafet’in kaldırılması olduğunu söyleyen Özköse, Ümmetin başında İslam ile yönetecek bir yöneticinin olmamasından dert yandı. Suriye’de İslamî bir devrimin gerçekleşeceğini söyleyen Âdem Özköse, Müslümanların Suriye’de yaşanan katliam ve zulümlere tepkilerinin azlığına ve kuvvetsizliğine vurgu yaptı.

Daha sonra Hizb-ut Tahrir Suriye Medya Bürosu Başkanı Mühendis Hişam el-Baba konuşmasını yaptı. Konuşmasına Suriyeli Müslümanlardan katılımcılara selam getirdiğini söyleyerek başlayan Hişam el-Baba, İslam Hilafet Devleti’ne başkentlik yapmış Şam beldesinin halkının Raşid Halifeler dönemi ile başlayıp İstanbul’da kaldırılan Hilafet Devleti’nin gücünü düşündüklerinde Müslümanların bu muhteşem gücüne rağmen bugün niçin katledildiklerini sorduklarını ifade etti. Suriye’deki kıyamın Ümmet için büyük bir fırsat olduğunu söyleyen Hişam el- Baba bu devrimin İslamî Hilafet ile sonuçlanması gerektiğini ve bunun için Suriye Devrimine Müslümanlar olarak destek vermemiz gerektiğini söyledi. Hişam el-Baba, Suriye devriminin, halkın despot ve zalimlere karşı ayaklanması ile başlayan, Batılı devletleri de bu manada korkutan, ancak İslam beldelerindeki yönetimlerin devrime destek vermemesi sebebi ile yetim kalan bir devrim olduğunu söyleyerek, “eğer bir Halifemiz olsaydı, Suriyeli Müslümanlar böyle mazlum olurlar mıydı?” dedi. Hişam el-Baba, Suriye halkının ne Demokrasi, ne de özgürlük istemediğini aksine Hilafet istediğini söyledi ve konuşmasını bir anekdot ile sürdürdü: Suriye sınırından geçerken bize engel olmaya çalışan bir Türk askerle konuştum ve asker bana “Sınır namustur. Onun için geçemezsin” dedi. Ben ise o askere, “Müslümanlar arasındaki sınırlar ne zamandan beri namus olarak görülmeye başladı?” dedim. Hişam konuşmasını şöyle sonlandırdı: 

“Hilafet varken Suriyeli bir Müslüman İstanbul’a rahatça gelip dolaşabiliyor, İstanbul’dan bir Müslüman da Şam’a gelip rahatça gezebiliyordu. Kâfirler Demokrasi, bağımsızlık, milliyetçilik ve özgürlükler kılıfı adı altında Müslümanları bölüp parçaladılar ve sunî sınırlar çizdiler. Suriye halkı bugün artık bunu çok iyi algıladığı için devrimini Hilafet ile taçlandırmak istiyor. Sizler ise Suriye halkının yaşadığı zulmü ve acıyı gördünüz. Onların istediği şeyi siz de istiyorsunuz. Onun için bu tür programları yaptınız. Allah sizden razı olsun. Ancak siz daha çok çalışmalısınız ve hükümetleri, medyayı Suriye konusunda zorlamalısınız. Kim Allah’ın dinine yardım ederse Allah da ona yardım eder.”

Son olarak yazarlarımızdan Mahmut Kar konuşmasını gerçekleştirdi. Konuşmasına, Şam beldesinin halkından övgülerle bahseden hadislerle başlayan Kar, Allah’ın Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i ve Sahabesini koruduğu gibi, Mekke’yi ve Kâbe’yi koruduğu gibi Şam ehlini ve Şam’ı da koruduğunu ve sevdiğini söyledi. Şam ehlinin ortaya koyduğu kalkışmanın dünyanın gündemine oturduğunu, Şam ehlinin cesaret, basiret ve siyasî uyanıklığı karşısında dünya devletlerinin şaşkına döndüğünü söyleyen Kar, bu kıyamın İslam Hilafet Devleti ile sonuçlandığında bölgenin dengelerinin değişeceğini ve bu sebeple kâfirlerin korku içinde olduklarını söyledi. Bu kıyamda Müslümanların yöneticilerine, İslamî cemaat, kurum ve Müslümanlara düşen sorumluluğu hatırlatarak şöyle seslendi: 

“Ey Muhammed Ümmeti! Ey Sünnetin takipçileri! Uyanın ve Allah için Şam’a yardım elinizi uzatın.

Ey İslam beldelerindeki yöneticiler! Allah için Şam’a yardım elinizi uzatın. Müslüman gençlerin çağrısına, babaların gözyaşına, annelerin feryadına, çocukların hıçkırışına kulak verin! Şam’ın sesine kulak verin.” 

Şam ehlinin ne istediğini sorgulayan Mahmut Kar, Suriye halkının isteklerini meydanlarda dile getirdiklerini söyledi ve istekleri şöyle sıraladı: 

“Suriye halkı, temel ihtiyaçlarının karşılanmasını istiyor… Suriye halkı, canını ve ırzını korumak, kuvvet bulmak için yardım istiyor… Suriye halkı, İslam’ı istiyor… Suriye halkı, Hilafet’i istiyor… Ama Suriye halkı pazarlık istemiyor! Yardıma karşı küfrü kabul etmiyor! -Birilerinin dediği gibi- Demokrasiyi ve onun özgürlükler fikrini hiç istemiyor!” 

Türkiye halkına, Suriye meselesinde düşen sorumluluğa da değinen Kar, Suriye meselesinin, Filistin, Irak, Afganistan meseleleri gibi bizim meselemiz olduğunu, dolayısıyla Türkiye halkının Suriye meselesine Misak-ı Milli sınırları çerçevesinde bakması gerektiğini söyledi. Ancak Suriye’ye vereceğimiz desteğin Suriye’de Demokratik bir geçiş için olmaması gerektiğinin altını çizen Kar, İslamî bir Hilafet Devleti’nin ikamesi için Suriye’ye Türkiye halkının destek vermesi gerektiğini özellikle vurguladı.

 Konuşmasının son bölümünde Suriye halkına Arapça bir sesleniş yapan Kar, son bölümde Suriye devriminin İslamî Hilafet ile neticelenmesi için katılımcıları duaya davet etti.

Konuşmaları sık sık tekbirler ile kesilen konuşmacılar, program sonrasında konferans ile ilgili düşüncelerini kısa röportajlar vererek dile getirdiler.

Programa İstanbul Anadolu yakasındaki İslamî cemaat ve STK’lardan yoğun katılım gerçekleşti.



Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz