Ben, Müslüman bir kadınım. Sadece Kendisine kulluk etmem için Allah’ın yarattığı bir kadınım. Allah
beni yaratırken bir fıtrat üzerine yaratmış ve yarattığı bu fıtratıma uygun bir
düzen indirmiştir. İşte ben, bu fıtrat üzere yaşamak istiyorum. Zira ben biliyorum
ki, bu fıtratın dışına çıkarsam insanlıktan çıkarım; benliğimi yitirir,
merhamet duygumu kaybeder, Allah’ın benden istediği şahsiyet ve karakterden
hızla uzaklaşırım.
Bir kadın olarak en tabii hakkım olan, güvenli
bir ortamda yaşamak istiyorum. Bana bu güveni inşa edecek bir anayasa ile
hükmedilmek, yönetilmek istiyorum. Evimden dışarı çıktığımda; “başıma ne
gelecek” korkusu ile yaşamak, günün herhangi bir saatinde ve ortada hiçbir
haklı gerekçe yokken birileri tarafından bıçaklanmak, öldürülmek istemiyorum.
Sapık zihniyetli insanların tacizine uğramak, kötü bakışlarına maruz kalmak
istemiyorum.
Ben, Müslüman bir kadınım. Evimden dışarı çıkıp
başıma hiçbir kötülük gelmeden güvenle evime geri dönmek istiyorum. Tıpkı bir
zamanlar İslâm Devleti’nde yaşayan kadınlar gibi; huzurla, güvenle, adaletle
yaşamak istiyorum. Zira biliyor ve farkındayım ki, 101 senedir mevcut olan
sistem bana bunu hiçbir zaman sağlayamadı, sağlayamayacak da…
Ben, Müslüman bir anneyim. Allah’ın bana bahşettiği çok özel, çok yüce bir göreve sahibim. Çocuklarımı,
fıtratlarını bozmadan o temiz fıtrat üzerine eğitmek ile görevliyim. Onların
eğitiminden ben sorumluyum. Tertemiz yetiştirdiğim masum evlatlarımın, mevcut
sistemin okullarında bozulmasını, ahlaksızlaşmasını, acımasız birer canavara
dönüşmesini istemiyorum.
Evladımın; bir genç kızın başını kesecek kadar
cani, hırsız, madde bağımlısı, zani, anne-babasına karşı saygısız, terbiyesiz,
ahlaksız vb. bir karaktere bürünmesini istemiyorum. Yine evladımı; suçsuz
günahsız bebeklerin, hastanelerde -üstelik kimisi sağlık personeli, doktor olan-
çete mensuplarınca para uğruna acımasızca öldürüldüğü, helal-haram yerine
menfaatin/çıkarın yegâne geçer ölçü olarak dayatıldığı, gayri İslâmi fikirlere
maruz bırakıldığı bir düzende yetiştirmek istemiyorum.
Ben, Müslüman bir anneyim. Kemalist zihniyete değil
Allah’a kurban olan evlatlar yetiştirmek istiyorum. İki kelimeyi bir araya
getiremeyen, korkak, pısırık evlatlar değil, cesur, atılgan, korkusuz evlatlar
yetiştirmek istiyorum. Tıpkı Kudüs’ü fetheden Selahaddin Eyyubiler gibi, adalet
timsali Ömerler gibi, namlunun ucunda cenneti gören mücahitler gibi, “Fedake
ebi ve ummi ya Rasulullah!/Anam-babam sana feda olsun, ey Allah’ın Rasulü!”
diyen sahabeler gibi erkek çocukları yetiştirmek istiyorum. İlk şehide
Sümeyyeler, eşini ve evlatlarını hak davada feda eden Sümeyralar gibi
yöneticileri yaptıkları hatalardan dolayı korkusuzca hesaba çekebilen ve İslâm
davasını yüklenen kız çocukları yetiştirmek istiyorum.
Evlatlarımı Allahu Teâlâ’nın bizlere haber
verdiği, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem azabından korumak istiyorum. Nitekim
Allah Subhanenu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
[يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ] “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi öyle
bir ateşten koruyun ki, onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır. (O ateşin)
üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah
kendilerine ne emretti ise O’na isyan etmezler ve emredildikleri şeyi
yaparlar.” [Tahrim Suresi 6]
Ben saliha bir eşim. Allah,
bana, “kocama itaat etmemi” farz kıldı. Rabbimin, kocama itaatimin sevabını; İslâm’ı
yaymak için canını, Allah rızası yolunda cihat meydanlarında feda eden
mücahitlere verdiği sevapla eşit tuttuğu bir kadınım. Cihada çıkmadığım halde,
evimde kocama itaat ederek onların kazandığı sevapla mükafatlandırılmış bir
kadınım. Kocam benden razı olarak vefat ederse cennet ile müjdelenmiş bir
kadınım. Bu yüzden ben, hiçbir din ve ideolojideki kadınların sahip olamadığı
bir onurla taltif edilmiş, çok şerefli ve onurlu bir kadınım.
Kocaya itaat etmenin “gericilik” olarak bakıldığı
bir düzende yaşamak istemiyorum. Kadının, “kendi ayakları üzerinde durması”,
“kocasına bağlı olmaması” gibi sinsi söylemlerle toplumu ifsat eden bir
zihniyet ile kirletilmek istemiyorum. Sırf kocama itaat ettiğim için
aşağılayıcı, hakir görücü bakışlara maruz kalmak istemiyorum.
Çünkü ben, Müslüman bir kadınım. Heva ve hevesini
ilah edinmiş, “kadın-erkek eşitliği” sloganı maskesiyle savrulmuş, feminist
fikirler ile zihni bulanmış bir kadın değilim.
Ben, beni yönetecek kişiyi seçme hakkına sahip bir kadınım. Bu hakkı, beşerî sistemin anayasasından değil,
aksine ilahi kanunlardan aldım. Bu hakkı, 1934 yılında Türkiye’deki kadınlara
sunulan “seçme-seçilme hakkı”ndan değil, 1400 sene insanları adaletle yönetmiş
olan İslâm Anayasasından aldım.
Karşıma, Allah’ın kanunları ile değil de demokratik
küfür sistemiyle hükmedecek 3-5 adam dikip bunlardan birini seçmemi istediler. “Kötünün
iyisi” dediler, “Kötünün iyisini seçmezsen daha kötüsü seçilir”
dediler, “Herkes oy kullanıyor, bir sen misin doğrucu?” dediler. Dediler
de dediler. Dediler de, kimse Allah’ın kanunlarından bahsetmedi. Allah’ın
kanunları ile yönetilmediğimiz için Allah ile olan rabıtamızın koptuğunu, İslâm
şahsiyetinden uzaklaştığımızı, izzetten zillete düştüğümüzü; böylece içinde
bulunduğumuz bu acı durumu fark edemediler. Bunları fark ettirecek bir lidere
ihtiyacımız olduğunu göremediler.
Ben, beni beşer kanunları ile değil Allah’ın
kanunları ile yönetecek adil bir yönetici istiyorum. Kafirler ile iş birliği
içinde olan, Müslümanların maslahatlarını düşünmeyen, değerlerimizi çiğneyen,
zulüm ve işgal altında olan Müslüman kardeşlerimiz için ordularını seferber
etmeyen bir yönetici istemiyorum.
Her bir yere dağılmış olan uzuvlarımızı bir araya
getiren, bu bedene “baş” olan, bizleri birleştiren, ümmet nazarıyla bakan, her
daim hakkı konuşan, o hak doğrultusunda hareket eden, yüzüne bakıldığında
insanlara Allah’ı, hesap gününü ve yaratılış amacını hatırlatan bir yönetici
istiyorum.
Ben, ticaret yapma, meslek edinme ve çalışma hakkına sahip bir kadınım. Tıpkı Hatice RadiyAllahu Anha gibi iyi
bir tüccar, Zeynep RadiyAllahu Anha gibi iyi bir zanaatkar, Aişe RadiyAllahu
Anha gibi iyi bir âlim, Sevde RadiyAllahu Anha gibi iyi bir öğretmen
olabilirim. Rayta binti Abdullah RadiyAllahu Anha gibi iyi bir
zanaatkâr, Şifa el-Adeviyye RadiyAllahu Anha gibi iyi bir pazar
sorumlusu, Keyle el-Enmariyye RadiyAllahu Anha gibi iyi bir tüccar,
Muleyke Ümmü’s-Saib es-Sakafiyye, Esma bint Muharribe ve Havla bint Tuveyt RadiyAllahu
Anhum gibi iyi bir attar olabilirim.
Bu sahabi kadınların en büyük farkı, icra
ettikleri mesleklerinde veya işlerinde helal ve haramı ölçü edinmeleridir.
Allahu Teâlâ’nın razı olduğu alanda, razı olduğu şekilde yapıyorlardı
görevlerini. Harama girmeden, yalan söylemeden, dolandırıcılık yapmadan,
hilelere başvurmadan, her zaman Allahu Teâlâ’nın rızasını gözeterek yaptılar
işlerini.
İşte ben, böyle bir ticaret yapmak istiyorum.
Yaptığım işte Allahu Teâlâ’nın rızasını istiyorum. Mevcut sistemin haramı
helalleştirdiği, “hayatın bir gerçeğidir” diye gösterdiği faiz ile
kirletişmiş bir ticaret veya meslek istemiyorum.
Çocukları laik, demokratik, Kemalist fikirlerle
eğiten, bencil, egoist, menfaatçi öğrenciler yetiştiren bir öğretmen değil,
öğrencilerde; açıkta ve gizlide, her zaman ve her yerde Allah’ın kendisini
gördüğü, yaptıkları her işte Allahu Teâlâ’nın rızasını gözetmeleri gerektiği
bilincini yerleştiren, bu körpe zihinlerde, İslâmi fikirleri ve ümmetçi bakış
açısını inşa eden bir öğretmen olmak istiyorum.
Kara para aklayanları aklayan, suçluları savunan,
sadece kazandığı paraya bakan bir avukat değil, yalan söylemeyen, adil, her
daim mazlumun ve haklının yanında zalimin karşısında olan bir avukat olmak
istiyorum.
Menfaatçi, çıkarcı, dolandırıcı, hileci bir
tüccar değil, faizden uzak, insanları kandırmayan, terazisine haram bulaştırmayan
bir tüccar olmak istiyorum.
Çünkü ben, Müslüman bir kadınım. Allahu Teâlâ’nın
şeriatını yaşamak isteyen bir kadınım. Aileme, çevreme, yaptıklarım ile örnek
olmak isteyen bir kadınım. Allah’ın hudutları dışına çıkmaktan, O Rahman’ın
azabından korkan bir kadınım…
Ben, cennetin ayaklarımın altına serildiği
Müslüman bir kadınım. İşte ben, o bana bahşedilen cenneti kazanmak için de İslâm
anayasası ile yönetilmek istiyorum.
Ben, Allahu Teâlâ’nın, tekrar kurulacağını vadettiği 2. Râşidî Hilâfet Devleti’ni istiyorum.


Yorumlar