MÜSLÜMAN BİR KADIN OLARAK NASIL BİR ANAYASA İSTİYORUM?

Sümeyye Avcı

Ben, Müslüman bir kadınım. Sadece Kendisine kulluk etmem için Allah’ın yarattığı bir kadınım. Allah beni yaratırken bir fıtrat üzerine yaratmış ve yarattığı bu fıtratıma uygun bir düzen indirmiştir. İşte ben, bu fıtrat üzere yaşamak istiyorum. Zira ben biliyorum ki, bu fıtratın dışına çıkarsam insanlıktan çıkarım; benliğimi yitirir, merhamet duygumu kaybeder, Allah’ın benden istediği şahsiyet ve karakterden hızla uzaklaşırım.

Bir kadın olarak en tabii hakkım olan, güvenli bir ortamda yaşamak istiyorum. Bana bu güveni inşa edecek bir anayasa ile hükmedilmek, yönetilmek istiyorum. Evimden dışarı çıktığımda; “başıma ne gelecek” korkusu ile yaşamak, günün herhangi bir saatinde ve ortada hiçbir haklı gerekçe yokken birileri tarafından bıçaklanmak, öldürülmek istemiyorum. Sapık zihniyetli insanların tacizine uğramak, kötü bakışlarına maruz kalmak istemiyorum.

Ben, Müslüman bir kadınım. Evimden dışarı çıkıp başıma hiçbir kötülük gelmeden güvenle evime geri dönmek istiyorum. Tıpkı bir zamanlar İslâm Devleti’nde yaşayan kadınlar gibi; huzurla, güvenle, adaletle yaşamak istiyorum. Zira biliyor ve farkındayım ki, 101 senedir mevcut olan sistem bana bunu hiçbir zaman sağlayamadı, sağlayamayacak da…

Ben, Müslüman bir anneyim. Allah’ın bana bahşettiği çok özel, çok yüce bir göreve sahibim. Çocuklarımı, fıtratlarını bozmadan o temiz fıtrat üzerine eğitmek ile görevliyim. Onların eğitiminden ben sorumluyum. Tertemiz yetiştirdiğim masum evlatlarımın, mevcut sistemin okullarında bozulmasını, ahlaksızlaşmasını, acımasız birer canavara dönüşmesini istemiyorum.

Evladımın; bir genç kızın başını kesecek kadar cani, hırsız, madde bağımlısı, zani, anne-babasına karşı saygısız, terbiyesiz, ahlaksız vb. bir karaktere bürünmesini istemiyorum. Yine evladımı; suçsuz günahsız bebeklerin, hastanelerde -üstelik kimisi sağlık personeli, doktor olan- çete mensuplarınca para uğruna acımasızca öldürüldüğü, helal-haram yerine menfaatin/çıkarın yegâne geçer ölçü olarak dayatıldığı, gayri İslâmi fikirlere maruz bırakıldığı bir düzende yetiştirmek istemiyorum.

Ben, Müslüman bir anneyim. Kemalist zihniyete değil Allah’a kurban olan evlatlar yetiştirmek istiyorum. İki kelimeyi bir araya getiremeyen, korkak, pısırık evlatlar değil, cesur, atılgan, korkusuz evlatlar yetiştirmek istiyorum. Tıpkı Kudüs’ü fetheden Selahaddin Eyyubiler gibi, adalet timsali Ömerler gibi, namlunun ucunda cenneti gören mücahitler gibi, “Fedake ebi ve ummi ya Rasulullah!/Anam-babam sana feda olsun, ey Allah’ın Rasulü!” diyen sahabeler gibi erkek çocukları yetiştirmek istiyorum. İlk şehide Sümeyyeler, eşini ve evlatlarını hak davada feda eden Sümeyralar gibi yöneticileri yaptıkları hatalardan dolayı korkusuzca hesaba çekebilen ve İslâm davasını yüklenen kız çocukları yetiştirmek istiyorum.

Evlatlarımı Allahu Teâlâ’nın bizlere haber verdiği, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem azabından korumak istiyorum. Nitekim Allah Subhanenu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

[يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ] “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi öyle bir ateşten koruyun ki, onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır. (O ateşin) üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah kendilerine ne emretti ise O’na isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar.” [Tahrim Suresi 6]

Ben saliha bir eşim. Allah, bana, “kocama itaat etmemi” farz kıldı. Rabbimin, kocama itaatimin sevabını; İslâm’ı yaymak için canını, Allah rızası yolunda cihat meydanlarında feda eden mücahitlere verdiği sevapla eşit tuttuğu bir kadınım. Cihada çıkmadığım halde, evimde kocama itaat ederek onların kazandığı sevapla mükafatlandırılmış bir kadınım. Kocam benden razı olarak vefat ederse cennet ile müjdelenmiş bir kadınım. Bu yüzden ben, hiçbir din ve ideolojideki kadınların sahip olamadığı bir onurla taltif edilmiş, çok şerefli ve onurlu bir kadınım.

Kocaya itaat etmenin “gericilik” olarak bakıldığı bir düzende yaşamak istemiyorum. Kadının, “kendi ayakları üzerinde durması”, “kocasına bağlı olmaması” gibi sinsi söylemlerle toplumu ifsat eden bir zihniyet ile kirletilmek istemiyorum. Sırf kocama itaat ettiğim için aşağılayıcı, hakir görücü bakışlara maruz kalmak istemiyorum.

Çünkü ben, Müslüman bir kadınım. Heva ve hevesini ilah edinmiş, “kadın-erkek eşitliği” sloganı maskesiyle savrulmuş, feminist fikirler ile zihni bulanmış bir kadın değilim.

Ben, beni yönetecek kişiyi seçme hakkına sahip bir kadınım. Bu hakkı, beşerî sistemin anayasasından değil, aksine ilahi kanunlardan aldım. Bu hakkı, 1934 yılında Türkiye’deki kadınlara sunulan “seçme-seçilme hakkı”ndan değil, 1400 sene insanları adaletle yönetmiş olan İslâm Anayasasından aldım.

Karşıma, Allah’ın kanunları ile değil de demokratik küfür sistemiyle hükmedecek 3-5 adam dikip bunlardan birini seçmemi istediler. “Kötünün iyisi” dediler, “Kötünün iyisini seçmezsen daha kötüsü seçilir” dediler, “Herkes oy kullanıyor, bir sen misin doğrucu?” dediler. Dediler de dediler. Dediler de, kimse Allah’ın kanunlarından bahsetmedi. Allah’ın kanunları ile yönetilmediğimiz için Allah ile olan rabıtamızın koptuğunu, İslâm şahsiyetinden uzaklaştığımızı, izzetten zillete düştüğümüzü; böylece içinde bulunduğumuz bu acı durumu fark edemediler. Bunları fark ettirecek bir lidere ihtiyacımız olduğunu göremediler.

Ben, beni beşer kanunları ile değil Allah’ın kanunları ile yönetecek adil bir yönetici istiyorum. Kafirler ile iş birliği içinde olan, Müslümanların maslahatlarını düşünmeyen, değerlerimizi çiğneyen, zulüm ve işgal altında olan Müslüman kardeşlerimiz için ordularını seferber etmeyen bir yönetici istemiyorum.

Her bir yere dağılmış olan uzuvlarımızı bir araya getiren, bu bedene “baş” olan, bizleri birleştiren, ümmet nazarıyla bakan, her daim hakkı konuşan, o hak doğrultusunda hareket eden, yüzüne bakıldığında insanlara Allah’ı, hesap gününü ve yaratılış amacını hatırlatan bir yönetici istiyorum.

Ben, ticaret yapma, meslek edinme ve çalışma hakkına sahip bir kadınım. Tıpkı Hatice RadiyAllahu Anha gibi iyi bir tüccar, Zeynep RadiyAllahu Anha gibi iyi bir zanaatkar, Aişe RadiyAllahu Anha gibi iyi bir âlim, Sevde RadiyAllahu Anha gibi iyi bir öğretmen olabilirim. Rayta binti Abdullah RadiyAllahu Anha gibi iyi bir zanaatkâr, Şifa el-Adeviyye RadiyAllahu Anha gibi iyi bir pazar sorumlusu, Keyle el-Enmariyye RadiyAllahu Anha gibi iyi bir tüccar, Muleyke Ümmü’s-Saib es-Sakafiyye, Esma bint Muharribe ve Havla bint Tuveyt RadiyAllahu Anhum gibi iyi bir attar olabilirim.

Bu sahabi kadınların en büyük farkı, icra ettikleri mesleklerinde veya işlerinde helal ve haramı ölçü edinmeleridir. Allahu Teâlâ’nın razı olduğu alanda, razı olduğu şekilde yapıyorlardı görevlerini. Harama girmeden, yalan söylemeden, dolandırıcılık yapmadan, hilelere başvurmadan, her zaman Allahu Teâlâ’nın rızasını gözeterek yaptılar işlerini.

İşte ben, böyle bir ticaret yapmak istiyorum. Yaptığım işte Allahu Teâlâ’nın rızasını istiyorum. Mevcut sistemin haramı helalleştirdiği, “hayatın bir gerçeğidir” diye gösterdiği faiz ile kirletişmiş bir ticaret veya meslek istemiyorum.

Çocukları laik, demokratik, Kemalist fikirlerle eğiten, bencil, egoist, menfaatçi öğrenciler yetiştiren bir öğretmen değil, öğrencilerde; açıkta ve gizlide, her zaman ve her yerde Allah’ın kendisini gördüğü, yaptıkları her işte Allahu Teâlâ’nın rızasını gözetmeleri gerektiği bilincini yerleştiren, bu körpe zihinlerde, İslâmi fikirleri ve ümmetçi bakış açısını inşa eden bir öğretmen olmak istiyorum.

Kara para aklayanları aklayan, suçluları savunan, sadece kazandığı paraya bakan bir avukat değil, yalan söylemeyen, adil, her daim mazlumun ve haklının yanında zalimin karşısında olan bir avukat olmak istiyorum.

Menfaatçi, çıkarcı, dolandırıcı, hileci bir tüccar değil, faizden uzak, insanları kandırmayan, terazisine haram bulaştırmayan bir tüccar olmak istiyorum.

Çünkü ben, Müslüman bir kadınım. Allahu Teâlâ’nın şeriatını yaşamak isteyen bir kadınım. Aileme, çevreme, yaptıklarım ile örnek olmak isteyen bir kadınım. Allah’ın hudutları dışına çıkmaktan, O Rahman’ın azabından korkan bir kadınım…

Ben, cennetin ayaklarımın altına serildiği Müslüman bir kadınım. İşte ben, o bana bahşedilen cenneti kazanmak için de İslâm anayasası ile yönetilmek istiyorum.

Ben, Allahu Teâlâ’nın, tekrar kurulacağını vadettiği 2. Râşidî Hilâfet Devleti’ni istiyorum.


Yorumlar

  1. Talha Şuura

    Saydığınız özelliklerin hepsi Almanya,İspanya,Fransa,İngiltere gibi ülkelerde mevcut hanımefendi.Allah kısa zamanda gaflet uykusundan uyanmayı nasip etsin.

Yorum Yaz