ÖRNEK MODEL; MÜSLÜMAN AİLE KURUMU

Abdulmelik Kılıç

Allah Subhanehû ve Teâlâ, Rasulünü hidayetle gönderdi ki, kulları için razı olduğu din olan İslâm, kullarının hayatlarını düzenleyen ve ona göre hayatlarını sürdürdüğü, kalkınmalarını sağlayacak bir hidayet olsun. İslâm bireyi, aileyi ve toplumu önemser ve korur. İnsanın kendisiyle, ailesiyle ve toplumuyla karşılaştığı bütün sorunlar için çözüm göstermiştir. Böylelikle insanı, İslâm hükümleri çepeçevre kuşatmış ve onun, gayelerin gayesi olan Allah’ın rızasını kazanmasını amaçlayarak, huzurlu yaşamasını sağlamıştır. Akidesinden insan için nizamların çıkarıldığı İslâm, insanın dünya hayatındaki problemlerini çözmesini sağlayan aklına kanaat eden, fıtratına uyumlu olan ve kalbini mutmain eden ruhi ve siyasi akidesi ile en iyi şekilde topluma fikrî liderlik yapmıştır. İnsanları “La İlahe İllallah” rayesi (bayrağı) altında toplayarak toplumda adaleti yaygınlaştırmış, güvenli ve huzurlu bir iklimde ikame edilmesini sağlamıştır.

Fakat İslâm’ın Müslümanların hayat sahasından çıkması ile birlikte musibet ve belaların onlara musallat olması bir olmuştur. Müslümanları koruyan kalkanın (Hilâfet Devleti’nin) kırılması ile birlikte sömürgeci Batılı devletler, İslâm ümmetinin üstüne üşüşmüştür. Müslümanlar, İslâm’ı tamamen hayat sahasından çıkarmaya çalışan açgözlü sömürgeci devletlerin maslahatlarının itip kaktığı, cimrilerin sofrasındaki yetimler gibi olmuşlardır. Topraklarındaki servetleri elde etmek için saldıran sömürgeci devletler ile iş birliği yapan hain yöneticiler sayesinde Müslümanlar, İslâm’ın yönetim nizamını bırakıp, çürümüş materyalist hadaratın yönetim nizamını kabul etmek zorunda bırakılmıştır.

İslâm topraklarında yaşayan insanlar, İslâm’ın hayat sahasından kayboluşu sonucu, sadece uzvi ve içgüdüsel ihtiyaçlarının hareket ettirdiği bir “ZOMBİ’ye dönüşmüştür.  İnsanların tek derdi, gayesi hangi şekilde olursa olsun uzvi ve içgüdüsel ihtiyaçlarını doyurmak olmuştur. İslâm topraklarında yaşayan Müslümanlar, İslâm’ın ışık tuttuğu temiz ve huzurlu hayatın kılavuzu ve lideriyken, İslâm’ın ortadan kalkışı ile kendilerine yol gösteren bir kılavuz olmaksızın dünya hayatlarında ifsat eden bir yolda seyretmektedirler.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ

“Ey iman edenler! Allah ve Rasulü sizi, size hayat veren şeye çağırdığında icabet ediniz.”[1]

Maalesef bize hayat veren şeyden uzaklaştırıldık! Batı’nın kültürü ve kanunları sayesinde İslâm, Müslümanların aile mefhumundan çıkarıldı. Anlayışlı, sevgi dolu, uyumlu, huzurlu olan Müslüman aileler bir anda; bencil, herkesin kendini haklı gördüğü, diğer aile bireyleri ile çatışmalar yaşadığı, huzursuzluk ve endişenin kaynağı hâline geldi. Bugün Müslüman ailelerin fotoğrafını çektiğimizde onun paramparça olduğunu, aile fertlerinin İslâmi akidenin getirmiş olduğu kavramlara tamamen zıt olan ve onunla çelişen kavramları, davranışları yayan kapitalizmin hüküm sürdüğü bir hayata itilmiş olduklarını, dinlerinin hükümlerinden kopuk yabancılara dönüştüklerini, üzerlerine ve nefislerine uygulanan bu kapitalist sistemin kavramlarının onları itip kakmakta olduğunu görüyoruz.

Tüm bu yaşadıkları sarsıntıya rağmen Müslümanların; özlerinde hâlâ bu bozuk beşerî sistemlerin karanlıklarından insanları aydınlığa çıkarmak için İslâm’ı savunup onu dünyaya taşıyacak güçlü, net, ne istediğini bilen nesilleri yetiştiren aileyi sağlamca kuran ve koruyan dinleri İslâm’a ve hükümlerine özlem duyduklarını da görmekteyiz.

İslâm, Müslüman bir aileyi (evi) sağlam, dayanıklı temeller üzerine kurmak için şu hükümleri farz kılmıştır:

1-İki salih Müslüman eşi birleştirmiş olan evi oluşturmaktadır. Nitekim Allah Subhanehû ve Teâlâ, kullarına eş olarak saliha kadın ve salih erkek seçmelerini teşvik etmiştir:

اخْتَارُوا لِنُطَفِكُمُ الْمَوَاضِعَ الصَّالِحَةَ

“Nutfeniz (çocuklarınız) için saliha/iyi yerler seçin.”[2] 

Buradan da anlaşıldığı üzere ev bir kaledir. Öyleyse onu sarsıntı ve tehditlere karşı güçlü ve dayanıklı olana kadar sağlamlaştırmak kaçınılmazdır.

2-İslâm’da aile güzel ahlak ve temiz yaşam üzere kurulur. Ebu Derda eşine şöyle demiştir: 

“Beni kızgın gördüğün zaman beni hoşnut et, eğer ben seni kızgın görürsem ben seni hoşnut ederim. Aksi halde birbirimize yarenlik edemeyiz.”  

Aynı şekilde aile fertlerini itaat ve ibadete teşvik etmiştir. Dolayısıyla Müslümanın aile fertlerine iyi davranması, onlara hakkı ve salih amelleri öğütlemesi ve hatırlatması, aralarına hayırda yarışma ve hasenat kazanma bilincini oluşturması gerekmektedir:

وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلاةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا لا نَسْأَلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوَى

Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya aittir.”[3]

Ebeveyn Allah’a dayanır, Allah’ın hükümlerini yerine getirir, bu hükümler doğrultusunda çocuklarını eğitir ve en iyi şekilde yetiştirirler. Çocuklara dinlerini öğretir, onları cennete götüren amellere teşvik eder ve cehenneme götüren amellerden sakındırırlar.

3-Müslüman aile, Allah’a itaat esası üzerine kurulmuştur. İki eş arasında sağlam, yıpranmaz bir bağ vardır. İki eşten her biri; kendisine dini hususta yardımcı olacak, hata yaptığında hatasını düzeltecek, Allah’a itaat etmeye ve göklerin Rabbinin rızasını kazanmaya teşvik edecek bir eş bulmaya çalışır. Hasan RadiyAllahu Anh’ın Ebu Hurayre RadiyAllahu Anh’dan naklettiği ve İmam Ahmed’in Müsned’inde yer verdiği hadiste Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir:

رَحِمَ اللَّهُ رَجُلًا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَصَلَّى، وَأَيْقَظَ امْرَأَتَهُ فَصَلَّتْ، فَإِنْ أَبَتْ نَضَحَ فِي وَجْهِهَا الْمَاءَ، رَحِمَ اللَّهُ امْرَأَةً قَامَتْ مِنَ اللَّيْلِ فَصَلَّتْ، وَأَيْقَظَتْ زَوْجَهَا، فَإِنْ أَبَى نَضَحَتْ فِي وَجْهِهِ الْمَاءَ

“Allah gece kalkıp namaz kılan, sonra da eşini kaldırıp, eğer uyanamazsa yüzüne su serpen ve böylece onun namaz kılmasına vesile olan erkekten razı olur. Aynı şekilde Allah gece kalkıp namaz kılan, sonra da eşini kaldırıp, eğer uyanamazsa yüzüne su serpen ve böylece onun namaz kılmasına vesile olan kadından da razı olur.”

İşte Rablerini razı etmeye çalışan, ikisinden her biri diğerine Allah’a itaat hususunda yardım eden, çocuklarını buna göre koruyup gözeten ve bu esasa göre terbiye eden karıkocanın hayatı bu şekildedir.

Cabir bin Abdullah RadiyAllahu Anh’ın aktardığı hadiste Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ لَا مَبِيتَ لَكُمْ وَلَا عَشَاءَ وَإِذَا دَخَلَ فَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ

“Kişi evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan adamlarına ‘Burada ne geceleyebilir ne de yemek yiyebilirsiniz!’ der. Eğer o kimse eve girerken besmele çekmezse şeytan adamlarına ‘Geceyi geçirecek bir yer buldunuz.’ der. O şahıs yemek yerken besmele çekmezse, şeytan kendi adamlarına ‘Hem barınacak yer hem de yiyecek yemek buldunuz.’ der."[4]

Karıkocanın sorumlulukları paylaşmaları ve aralarında bölüşmeleri gerekir ki gemi, yolcuları arasındaki yardımlaşma ile yol alsın. Eşlerden her biri, üzerine düşen rolünü sevgi, dostluk, hoşnutluk ve merhametle yerine getirir.  Bir gün Aişe RadiyAllahu Anhâ’ya Esved RadiyAllahu Anh şöyle  sormuştur:

كَانَ يَكُونُ فِي مِهْنَةِ أَهْلِهِ - تَعْنِي خِدْمَةَ أَهْلِهِ - فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ

Nebi (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) evde ne yapıyordu? Aişe (RadiyAllahu Anhâ) şöyle demiştir: Evdeyken ailesine yardımcı oluyordu -ailesinin hizmetini kast ediyor-. Namaz vakti girdiğinde ise mescide giderdi.”[5]

İşte böyle, âlemlerin Rabbi’nin, âlemlere rahmet olarak göndermiş olduğu hayırlı kimse, ailesine karşı da insanların en hayırlısıydı. Sevgi ve şefkatle muamelede bulunuyor ve onlara yardımcı oluyordu. Müslümanları da böyle terbiye etmiştir. Aynı şekilde Müslüman ailenin temel sütunlarını bu esas üzere bina etmiştir. Zira çocuklardan sorumlu olup onları terbiye eden eşlerden başlamıştır.  Çocukların kişiliklerini inşa etmek için onlara şer’î rota belirlemiştir.

4-Karıkocanın çocuklarına; yaratmanın da emretmenin de Allah’a ait olduğunu, hâkimiyetin tamamen O’na ait olduğunu ve O’nun bir ortağının olmadığını öğretmeleri gerekmektedir. Aynı şekilde çocuklarına dinleri ile gurur duymayı, dinlerinin en üstün ve hâkim olması için çalışmayı iyice aşılamaları gerekmektedir. Onlara önderimiz Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in, amcasının oğlu Abdullah Bin Abbas’a öğrettiği şu güzel sözleri öğretmeliler:

يَا غُلامُ إِنِّي مُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ احْفَظِ اللَّهَ يَحْفَظْكَ، احْفَظِ اللَّهَ تَجِدْهُ تُجَاهَكَ وَإِذَا سَأَلْتَ فاَسْأَلِ اللَّهَ وَإِذَا اسْتَعَنْتَ فَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَاعْلَمْ أَنَّ الْأُمَّةَ لَوِ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَنْفَعُوكَ، لَمْ يَنْفَعُوكَ إِلا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ لَكَ وَلَوِ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَضُرُّوكَ لَمْ يَضُرُّوكَ إِلا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيْكَ رُفِعَتِ الْأَقْلامُ وَجَفَّتِ الصُّحُفُ

“Evlat, sana birkaç kelime öğretiyim! Allah’ı (emir ve yasaklarını) koru ki Allah da seni korusun. Allah’ı (emir ve yasaklarını) koru ki O’nu hemen karşında bulasın.  Bir şey istediğin zaman Allah’tan iste. Yardım istediğinde Allah’tan iste. Şunu bil ki ümmetin tamamı sana fayda vermek için toplansalar Allah’ın senin için yazdığından başka bir fayda veremezler. Yine eğer sana zarar vermek için toplansalar Allah’ın senin için yazdığından başka bir zarar veremezler. Kalemler kaldırılmış, sahifeler kurumuştur.”

Allah sevgisi, Müslüman aile fertlerini bir araya getirir. Onun üzerinde bir araya gelirler, birbirlerine hayırda ve takvada yardım ederler. Allah’ı razı etmek uğruna herkes Allah’a itaatte diğer aile fertleri ile yarışır. Herkes kendinden önce diğerlerini düşünür. Rabbinin razı olduğu hususta daima onlara sevgi besler ve onları razı/hoşnut etmeye çalışarak yaşar. İslâm, kendisine rehberlik ettiği, kontrol ettiği, savunduğu ve koruduğu sürece Müslüman ailenin hâli böyledir. Eğer İslâm onu terk ederse o, bencilliğin ve kendini beğenmişliğin hâkim olduğu, birlikleri bozulup paramparça olmuş bir aileye dönüşür.

Kurtuluş için örnek alınması gereken model; Müslüman aile kurumu budur! Müslüman beldelerde olması gereken aile budur! Bu aile modelinin örnek alınması, toplumda baskın olan fikirlerde ve kavramlarda köklü bir değişimi gerektirmektedir. İslâm’ın aile modeli, Müslümanların nefislerine kâbus gibi çöken ve onları adeta karar veremeyen verimsiz yabancılara dönüştüren bu kokuşmuş Batı hadaratını kökünden söküp atmayı gerektirmektedir! Bu sebeple Müslümanların İslâmi bir aileye tekrar sahip olabilmeleri için; hayatlarını süsleyen ve onları dünyanın huzurlu, saygın, güçlü liderleri olarak yaşamalarını sağlayan tertemiz, arı duru İslâmi kavramları tekrar geri getirmek için çalışmaları gerekmektedir.



[1] Enfal Suresi 24

[2] Dârekutnî

[3] Tâ-Hâ Suresi 132

[4] Muslim

[5] Buhari


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz