Allah Subhanehû
ve Teâlâ şöyle buyurdu:
الَر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ
لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى
صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
“Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları
karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye layık olan Allah’ın
yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”[1]
Kıymetli kardeşlerim
ve Saygıdeğer okuyucular; hiç şüphesiz her birimiz İslâm beldelerindeki
başarısız eğitim sistemlerinin sona ermesini ve gerçek anlamda parlak bir
eğitim modelinin doğmasını arzuluyoruz. Gençlerimizin eğitim heveslerini doyuran;
ilim ve keşiflerle dolu altın bir nesli oluşturan, öğrenmenin her alanında
üstünlük gösteren; gelişmiş ve kalkınmış, seçkin altın bir medeniyet inşa eden
bir eğitim modeli arzuluyoruz. Ümmetin gerçek gurur kaynağı olacak ve dünyaya
ön ayak olup imrendirecek bir eğitim modeli arzuluyoruz.
Fakat kıymetli
kardeşlerim, böylesine birinci sınıf bir eğitim sisteminin aynı derecede siyasi
bir modele ihtiyacı vardır. Kendi devleti ve dünya için vazıh, yüce ve bağımsız
bir siyasi görüşü benimsemiş siyasi bir model olmalıdır. Bu öyle bir siyasi
görüş olmalıdır ki yukarıda zikrettiğim ayetteki gibi insanlığı küfrün
karanlığından ve cehaletinden, yeryüzüne ektiği tüm yıkım, çaresizlik,
adaletsizlik ve hayal kırıklığı tohumlarından kurtarıp İslâm’ın hayatın her
alanına saçtığı adalet ve kalkınmışlığın aydınlığına götürmelidir. Öyle ki o ruhi,
entelektüel, ahlaki, siyasi, iktisadi ve bilim ve teknoloji açısından aydınlatan
bir siyasi görüş. Bu birinci sınıf siyasal sistem İslâm akidesini, kanunlarını
ve nizamlarını kapsamlı bir şekilde bir devlette tatbik eden nübüvvet metodu
üzere Râşidî Hilâfet’tir. Râşidî Hilâfet yüzyıllarca üstün başarılı akademik
kurumlarıyla ve gelişmiş üstün icat ve keşifleriyle dünyaya öncülük etmiş ve
insanlığın kalkınmasına muazzam katkıda bulunmuştur.
Hiç şüphesiz
kardeşlerim, ilim talep etmeyi Allah Subhanehû ve Teâlâ’ya ibadet ve
ahirette büyük mükâfatla birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak gören İslâm’ın
eğitime seçkin bakışını benimsemiş olan, asil İslâmi Hilâfet nizamıdır. İslâmi
Hilâfet, İslâm’ın büyük siyasi vizyonuyla el ele vererek, örnek, birinci sınıf bir
eğitim sistemi kurarak Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın emrettiği gibi
insanlığı karanlıktan aydınlığa götürecek nitelikte genç bir nesil
yetiştirecek, bir ümmet ve devlet inşa edecektir.
Çünkü dünyaya hak
ve adalet dini ile öncülük etmeyi hedefleyen bir devlet, müfredatının yozlaşma
ve cehalet yayan yabancı laik planlara göre şekillenmesine razı olmayacaktır. Yine
başka milletlerin eğitim modellerinden kopyala yapıştır yapılmasına ve onların
akademik başarısının peşinden koşulmasına razı olmayacaktır. Devletin
artıklarıyla finanse edilen ikinci sınıf bir eğitim sisteminden razı olmayacaktır.
İktisat, tarım, sanayi, sağlık, eğitim, askeriye, bilim ve teknoloji
sektörlerinin veya devletin herhangi bir kısmının yabancı ülkelere bağımlı
olmasına ve böylece sömürgeci hükümetlerin manipülasyonuna maruz kalmasına izin
vermeyecektir.
Hayır kardeşlerim!
Çünkü bu dünyaya İslâm’ın nuruyla öncülük yapmayı hedefleyen bir devlet olarak Hilâfet’in
hem dahili hem harici bağımsız ve sadece İslâm’a dayalı bir siyasi vizyonu
olması Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın emrettiği bir farzdır. Böylece
eğitim müfredatını oluşturması da bağımsız olmak zorundadır. Aynı şekilde kamu
hizmetleri ve altyapısı, devletin ve vatandaşların tüm ihtiyaçlarını gidermesi
de bağımsız olmak zorundadır. Zira Allah Subhanehû ve Teâlâ şöyle
buyurmuştur:
وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً
“Allah kâfirler
için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.”[2]
Hilâfet’in kuracağı
eğitim sistemi işte bunun için seçkin olacaktır; bu sayede devlet bu asil
hedeflerini yerine getirebilecektir. Hilâfet, devletin ve vatandaşların hayati
ihtiyaçlarını gidermekle eğitim arasındaki kopmaz bağı inşa edecek, kimseye
muhtaç olmadan ve bağımsız olarak ayakta kalabilmeyi başaracaktır. Böylece
beldelerimizdeki eğitim ve toplumun sanayi, tarım, teknik ve başka ihtiyaçları
arasındaki kopukluğu gidererek başka milletlere bağımlılığı ortadan
kaldıracaktır. Bununla birlikte Hilâfet sanayileşmeye yapacağı ağır
yatırımlarla toplumun ihtiyaçlarını bağımsızca karşılayacak ve devleti dünyanın
süper gücü hâline getirecektir. Devletin kalkınması için ümmetin mezun olan
gençlerini üstün becerilerle ve zihinlerle donatacak; bu kıymetli yeteneklerin
israf edilmesine veya yabancı ülkelerce gasp edilmesine müsaade etmeyecektir.
Hilâfet’te Eğitimin Esası
Kıymetli
kardeşlerim; peki, birinci sınıf eğitim sistemi hedefine Hilâfet pratikte nasıl
ulaşacaktır? Hizb ut-Tahrir bu sorunun cevabını “Hilâfet Devleti Anayasa Tasarısı” ve “Hilâfet Devleti’nde Nizami Öğretimin Esasları” kitabında eğitimin
temel ilkelerini, hedeflerini, öğretim metodunu, ders müfredatını ve eğitim
siyasetinin yapısını açık ve net İslâmi delillere dayalı olarak vermiştir.
Kardeşlerim, anlaşılması
gereken ilk ve en önemli husus; Hilâfet Devleti’ndeki eğitim nizamına ait her
meselenin temeli - hedefleri, ders konuları, ders içerikleri, okulların
düzenlenmesi ve diğer tüm alanlar- sadece İslâm akidesine dayanmaktadır. Zira
Müslümanın hayatının da Hilâfet Devleti’nin de yegâne temeli İslâm akidesidir.
Müfredata neyin dahil edileceğini ve neyin reddedileceğini belirlemekteki tek
ölçü İslâm akidesidir. Zira Allah Subhanehû ve Teâlâ buyuruyor ki:
وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ
وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ
“Kim, İslâm’dan başka bir
din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o,
ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.”[3]
Bu nedenle Hilâfet’in
eğitim müfredatı İslâm akidesine ters düşen hiçbir ders konusunu
öğretmeyecektir. Ayrıca devlet, İslâm beldelerinde Batılı liberal kültürün
propaganda maşası olmakla bilinen yabancı okul ve eğitim kurumlarını da
kapatacaktır. Hilâfet Devleti’nin tebaası sadece devletin eğitim müfredatını ve
hedefini benimsemek şartıyla özel okullar açabilirler. İslâm’ın belirlemiş
olduğu gibi ne öğrenciler arasında ne de öğretmenler arasında eğitim
kurumlarında kadın erkek karışık ortamlar olmayacaktır. Böylece inşaAllah
okullarımızın, kolej ve üniversitelerimizin birçoğunda meydana gelen ahlaksız
ilişkilere ve cinsel tacizlere son verilecektir.
Hilâfet Devletinde
öğretim aşamaları dahi İslâm akidesine göre şekillendirilmiştir. Zira bunlar da
çocuğun yaşına göre tatbik edilebilecek farklı İslâmi hükümler, görevler ve
cezalarla alakalı şer’î delillere dayalıdır. Örneğin Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle
buyurdu:
رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثٍ عَنِ
النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّغِيرِ حَتَّى يَكْبُرَ وَعَنِ
الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ أَوْ يَفِيقَ
“Kalem üç kişiden kaldırılmıştır;
uyanıncaya kadar uyuyan kimseden, akıl baliğ oluncaya kadar çocuktan, akli
dengesi yerine gelinceye kadar deli ve benzeri kişilerden.”[4]
Ayrıca Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle
buyurdu:
مُرُوا أَوْلاَدَكُمْ بِالصَّلاَةِ وَهُمْ
أَبْنَاءُ سَبْعِ سِنِينَ وَاضْرِبُوهُمْ عَلَيْهَا وَهُمْ أَبْنَاءُ عَشْرِ
سِنِينَ
“Çocuk yedi yaşına gelince namaz kılmasını
emrediniz. On yaşına gelir de kılmazsa dövünüz.”[5]
Bu ve buna benzer
başka İslâmi delillerle okul merhaleleri 3’e ayrılmıştır. Birinci merhale veya ilkokul
6-10 yaş; ikinci merhale veya ortaokul 10 yaş bitiminden 14 yaş bitimine ve üçüncü
merhale veya lise 14 yaş bitiminden okul merhalesinin bitimine kadar.
İkinci husus ise
kardeşlerim, her bir vatandaşına kaliteli eğitim vermek Hilâfet’in üzerine İslâmi
bir farzdır. Bu her bir vatandaşın, dini, ırkı veya cinsiyeti ne olursa olsun,
temel hakkıdır. Hizb-ut Tahrir Anayasa
Tasarısı Madde 178 diyor ki: “Hayat
sahasında insana lazım olan hususları, erkek olsun kadın olsun her bir ferde,
ilk ve orta öğretim merhalelerinde yeterince öğretmek devletin üzerine farzdır.
Devlet bu imkânları herkese ücretsiz olarak hazırlamalı, gücünün yettiği kadar
da herkese ücretsiz yükseköğrenim imkânı sağlamalıdır.”
Zira İslâm
fertlerin hayatta lazım olan hususlarda eğitilmesini insanların giderilmesi
zorunlu olan bir temel ihtiyacı olarak görmektedir. Bu nedenle devletin her bir
vatandaşı için yeterli ilk ve ortaokulları ve öğretmenleri temin etmek ve
ihtiyaçları olan her şeyle donatmak Hilâfet’in üzerine bir farzdır ve bunu
ücretsiz yapmak zorundadır. Ayrıca; İslâmi ilimler, tıp, mühendislik ve
öğretmenlik gibi devletin temel ihtiyacı olan alanlarda yükseköğrenimi de
ücretsiz yapmak zorundadır. Zorunlu ihtiyaç olmayan alanlarda da mümkün olduğu
kadar, gücü yettiği kadar öğrenimi ücretsiz yapmak zorundadır.
Şu kesin olarak
anlaşılmalıdır ki kardeşlerim, eğitime yatırım yapmak devlet için öncelikli
olacaktır. Dünyanın liderliğine soyunan, halkına ve insanlığa gerçek manada
hizmet etmeyi amaçlayan bir devlet olarak, finansman yetersizliğinden dolayı
üçüncü dünya ülkeleri seviyesinde veya birinci sınıftan daha aşağı bir eğitim
sistemine razı olmayacaktır. Aksine bol sayıda iyi eğitimli ve iyi ücretli
öğretmen ve öğretim görevlisi üretmeyi ve tam teçhizatlı, en son teknolojiyle
donatılmış okullar, kolejler, üniversiteler, araştırma merkezleri,
kütüphaneler, laboratuvarlar, rasathaneler vs. inşa edecektir. Bunları Beyt-ul
Mâl’den (devlet hazinesinden) karşılayacaktır. Beyt-ul Mâl’in serveti
bildiğimiz üzere tarihte İslâm beldelerine refah getirmişti ve yine Hilâfet’in
sahih İslâmi iktisat nizamını tatbik etmesinden dolayı bol ve bereketli
olacaktır inşaAllah. Ayrıca; Hilâfet küçük köyler arasında “çok amaçlı okul”
yerleşkeleri kuracak ve öğrenciler için ev ile okul arasında ücretsiz ulaşım
sağlayacaktır. Böylece kentsel ve kırsal alanların eğitim kalitesi arasında bir
fark olmasını engelleyecektir. Zira vatandaşlarının haklarını korumak ve
teminat altına almak Hilâfet’in üzerine bir farzdır. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle
buyurmuştur.
وَالإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ
رَعِيَّتِهِ
“Halife bir çobandır ve raiyesinden
sorumludur.”[6]
Tüm bunlar
sayesinde, eğitim hükümetlerin veya zengin ve güçlü olanların gelir getirici
emtiası olmaktan kurtulacaktır. Beldelerimizde kaliteli eğitimi zenginlere,
yama eğitimi fakirlere bırakan eğitim sistemlerine son verilecektir. Aksine
devlet her öğrencinin, zengin olsun fakir olsun, tüm potansiyelini elde
etmesine destek verecek; ilmin ve yeniliğin en üst seviyelerine ulaşmalarına
yardımcı olacak ve çok sayıda müçtehit, bilim adamı ve kâşif yetiştirecektir
inşaAllah. Hizb ut-Tahrir Hilâfet
Devleti Anayasa Tasarısı Madde 179’da diyor ki: “Devlet; fıkıh, fıkıh usulü, hadis, tefsir ve fikir, tıp, mühendislik,
kimya, icat, keşif ve diğerleri gibi çeşitli ilim dallarında araştırmalarını
devam ettirmek isteyenlere imkân sağlamak üzere okullar ve üniversiteler
dışında da kütüphaneler, laboratuvarlar ve diğer bilimsel araçlar hazırlar ki
ümmet içerisinde çokça müctehitler, mucitler ve kâşifler bulunsun.”
Hilâfet’te Eğitim Sisteminin Hedefleri
Kardeşlerim, Hilâfet’in
eğitim sisteminin hedefleri nedir ve bu hedeflere nasıl ulaşacak sorusu
yanıtlanmalıdır. Birincisi, eğitimin üç ana hedefi vardır:
1-İslâm Şahsiyetin
İnşası
İlk hedef
öğrencilerde İslâmi akideyi, düşünce ve davranışı yerleştirerek ümmetin
evlatlarında İslâmi şahsiyeti inşa etmektir. Böylece düşünce, yargı, meyil ve
amellerinin temeline İslâm’ı alacak ve tüm hayatını dini ile uyum içinde
şekillendiren Müslümanlar olacaklardır. Bu hedef, Peygamber efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke ve
Medine’deki derslerindeki amacını da yansıtmaktadır. Zira Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in dersleri arasında düşünce ve
davranışta İslâmi şahsiyeti yerleştirmek de vardır.
Çocuklarda İslâmi şahsiyet
öncelikle onlarda İslâmi akideyi kanaat getirecek şekilde oluşturmaktır. Bunun
için Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın
varlığına ve Kur’an’ın O’nun kelâmı olduğuna dair kesin akli deliller sunulur.
Ardından İslâm’ın fikir ve hükümleri öğretilir. Fakat bu, pratik bir şekilde
içinde bulundukları realiteye her zaman ne şekilde tatbik edileceğini anlatarak,
düşünce ve duygularına tesir edecek bir şekilde öğretilir. Böylece şer’î hüküm
teoride kalmayacak, öğrenci meseleye dair şer’î hükmü tatbik edecek; ya bir
ameli yerine getirecek ya da ondan uzak duracaktır. Bu nedenle Arap dili, Kur’an
tefsiri, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve
Sellem’in Sünneti gibi İslâmi dersler her zaman onları İslâmi şahsiyetlerini
geliştirecek bir şekilde anlatılır. Böylece Kur’an talebelere sadece buluğa
ermeden önce ezberlemek üzere öğretilmez, bilakis dilindeki mucizeyi ve
yaşlarına göre tatbik edebilecekleri hüküm ve kıssaları anlamaları sağlanır.
Siret; daveti taşımakla, İslâm Devleti’nin ikamesi ve dahili ve harici
meselelerinin düzenlemesiyle ilgili hükümleri anlamak için öğretilir. İslâm
tarihi dersleri Sahabe, Tabiin, yöneticiler ve âlimler gibi olağanüstü İslâmi
şahsiyetlerin nitelikleri üzerinde duracaktır. Onların cesaretini, sabrını,
takvasını, haksızlığa karşı dik duruşlarını, ümmeti ve İslâm’ı korumak için
sergiledikleri tavırları anlatacaktır ki öğrenciler bu şahsiyetleri taklit
etmeye özensin. Ayrıca İslâm kapsamlı bir şekilde öğretilecek ki hayatın her
alanına dair hükümleri bilinsin. Yani ibadet, ahlak, aile hayatı, iktisat,
fıkhi hususlar, siyaset ve dahası, her alanda...
Bu şekilde eğitimin
üçüncü aşamasının sonuna kadar inşaAllah İslâmi şahsiyetlerin tamamlanması
hedeflenmektedir. Hilâfet’in sağladığı İslâmi ortam başarıya ulaşmayı
destekleyecektir. Çünkü medyasında, camilerinde ve tüm eğitim kurumlarında saf İslâmi
mefhumlardan başka bir şeyi teşvik etmeyecektir.
2-Hayat İçin
Gerekli Pratik Beceri ve Bilgileri Öğretmek
Okul eğitiminin
ikinci hedefi, öğrencilere çevreyle etkileşim için gerekli beceri ve bilgiler
vermek, onları gerçek hayata dahil olmaya hazırlamaktır. Bunun için matematik,
genel bilimler ve farklı alet ve icatları kullanma bilgi ve becerileri vermek
gerekir. Mesela elektrikli ve elektronik cihazlar, bilgisayar, ev aletleri,
çiftçilik ve sınai araçları, vs. ihtiyaçları öğretmek gibi. Hakeza endüstriyel araçlar
vb. de böyledir. Ayrıca yüzme, okçuluk gibi faydalı sporlar da öğretilecek ve
ergenlikten itibaren ordunun gözetiminde askerî becerileri de
geliştirilecektir.
3-Öğrencileri
Üniversiteye Giriş için Hazırlamak:
Eğitimin üçüncü
hedefi ise öğrencileri Fıkıh, Arapça veya Kur’an tefsiri gibi kültürel veya
matematik, kimya, biyoloji veya fizik gibi deneye dayalı bilimlerde ön koşullu
derslerde eğiterek üniversiteye hazırlamaktır. Amaç; hayatın her alanında
seçkin şahsiyetler, âlimler, bilim insanları ve uzmanlar yetiştirip Hilâfet’i
lider ve etkili bir dünya gücü kılmaktır. Bunu başarmak için derin düşünceyi
ilham eden ve uyandıran öğretim metotları ve modelleri kullanılacaktır. Örneğin
deneysel bilimler analitik becerileri oluşturacak şekilde öğretilecek, konular
gerçek hayattaki meseleleri çözecek şekilde işlenecek ve ümmetin maslahatlarına
ve hayati meselelerine fayda üretecek şekilde incelenecektir. Ayrıca, deneyler,
dijital teknoloji, e-öğrenme araçları, hatta sanal gerçeklik simülasyonları ve
başka teknikler de kullanılarak öğrencilerin bilimsel fikirleri zihinlerinde
canlandırıp anlamaları sağlanacaktır.
Kıymetli
kardeşlerim; eğitimin her üç amacı da öğretimin her aşamasında işleyecek ve bir
önceki aşamada elde edilenler her yeni aşamada genişletilerek ilköğretimden
ortaöğretime kadar eğitimde devamlılık sağlanacaktır. Okulların eğitimin her üç
aşamasında da her bir öğrencinin ilerleyişini yakinen takip etmesini Hilâfet’in
eğitim dairesi denetleyecek ve bütün hedeflerin gerçekleşmesini teminat altına
alacaktır.
Eğitimin üçüncü
aşamasının son 6 döneminde, temel İslâmi ve bilimsel derslerin yanı sıra,
öğrenciler uzmanlaşmak istedikleri alanlarda seçmeli branş derslerine
katılacaktır. Örneğin yükseköğretimde, İslâm kültürü, bilim, sanayi, ziraat, ticaret
ve ev işleri gibi seçmeli branşlar olacaktır. Ev iişleri dersi kız öğrenciler
içindir ve ev sağlığı, çocuk bakımı gibi konuları içerir.
Bu bütünsel entegre
öğretim müfredatı, hem dinini hem dünyanın fıtratını anlamakta seçkin ve yüksek
öğretim için gerekli temellerle donatılmış bütünsel İslâmi şahsiyetler
yetiştirecektir.
Yüksek Öğretimin Hedefleri ve Düzenlemesi
Son olarak
kardeşlerim, Hilâfet’in yükseköğretime dair vizyonuna, hedeflerine ve
düzenlemesine baktığımızda, devletin eğitim sistemiyle toplumun ihtiyaçlarını
karşılamak arasındaki sıkı bağı ve Hilâfet’in pratikte altın bir nesli ve
medeniyeti nasıl oluşturacağını görebiliyoruz.
Örneğin hedeflerden
birisi, yükseköğretim talebelerinin İslâmi şahsiyetlerini güçlendirmek ve
derinleştirmektir ki böylece onlar ümmetin hayati meselelerini gözeten ve
koruyan liderlere dönüşsünler; yönetimi muhasebe eden, daveti taşıyan ve ümmetin
birliği, dinin veya Hilâfet’in karşısındaki tehditlere karşı dursunlar. Yani İslâmi
kültür yükseköğretim talebelerine uzmanlık alanlarına bakmaksızın sürekli
olarak öğretilir. Bunun sonuncunda, ümmet içerisinde iyi eğitimli insanlar
yetiştirmektir ki bunlar sadece kendi şahsi eğitimsel ve iktisadi heveslerinin
peşinde koşturan değil, İslâm’ın korunmasında ve yayılmasında öncü olacak
kişiler olacaktır. Ayrıca Hilâfet, geleceğin âlimlerini, yöneticilerini, müçtehit
ve fukahasını yetiştirmek için öğrencilerini teşvik edecek ve her türlü imkânları
sağlayacaktır. Böylece ümmet dinin tatbik edilmesinde, korunmasında ve
yayılmasında ilerleyecektir.
Yükseköğretimin bir
başka amacı da ümmetin hayati ihtiyaçları olan gıda, su, mesken, güvenlik ve
sağlık hizmetleri gibi alanlarda ehil araştırmacılar yetiştirmek ve ümmetin
maslahatlarını gözeten doktor, mühendis, öğretmen, hemşire, tercüman ve başka
mesleklerden yeterince yetiştirecektir. Ayrıca yine devletin kendi
yeterliliğini temin eden kısa ve uzun vadeli planlar üreten ve ziraat, sanayi
ve güvenlik gibi alanlarda gelişmiş üsluplar ve araçlar icat etmeye muktedir
uzmanlar yetiştirecektir. Özelikle yükseköğretim kurumlarıyla devlet arasında
sıkı bir koordinasyon kurarak yükseköğretimin toplumun ihtiyaçlarını
karşılaması garanti altına alınacaktır. Örneğin sulama teknikleri veya
hayvancılıkta gelişmek için teknikler geliştirmek için üniversitelerin ziraat
fakülteleri ile Hilâfet’in ziraat dairesi arasındaki koordinasyon gibi.
Bu hedefe ulaşmak
için Hilâfet uzmanlaşmaya, araştırma ve geliştirmeye devletin bekası ve sağlığı
için yoğun yatırım yapacaktır ve tüm bölgelerinde sayısız mesleki, endüstriyel
ve teknik enstitüler, üniversite ve araştırma merkezleri kuracaktır. İnşaAllah
tüm bunlarla gelecekteki Hilâfet, kök hücre araştırmasında, gen tedavisinde,
telekomünikasyon teknolojisinde ve uzay keşfindeki gelişmelerle dünyaya
liderlik yapacaktır. Kanser tedavisinde, temiz enerji üretiminde, sulama
tekniklerinde ve taşkın denetimi metotlarında atılım yapacaktır. Kuantum
fiziğinde yapay zekâ ve malarya ve antibiyotik dirençli enfeksiyonlarda yeni
teoriler keşfedecektir.
Sonuç
Kıymetli
kardeşlerim; işte Hilâfet’in eğitim vizyonu budur. Gördüğünüz gibi bu eşsiz,
seçkin ve rakipsiz bir vizyondur. Hakikaten de Ömer bin Hattab RadiyAllahu Anh, Ömer bin Abdülaziz,
Harun er-Reşid gibi olağanüstü liderler, İmam Şafii, İbn Teymiye ve Nefise
bint Hasan Rahimullahu Aleyhim gibi âlimler ve İbn Sina, Havarizmi ve
Meryem el-Usturlabi el-İcliyya gibi bilim insanları yetiştiren bu İslâm
nizamıdır. Bu İslâm nizamı yeniden olağanüstü yöneticiler, mücahitler ve
yenilikçi bilim insanları meydana getirecektir inşaAllah ve yeniden altın bir
nesil ve medeniyet oluşturacaktır. Böylece Hilâfet tekrar layık olduğu üzere
dünyanın ilim merkezi olacaktır. En iyi eğitimi alabilmesi için başka milletler
çocuklarını bu devlete gönderecekler. Zira bu devletin eğitim modeli başka ülkelerin
taklit etmek istediği rol model olacaktır.
Kıymetli
kardeşlerim; sizleri bu şanlı devleti tekrar inşa etmek için bu asil davada yer
almaya, onun zaferini ellerinizde tutmaya ve dünyaya tarihi bir devrimin
parçası olmaya davet ediyoruz.
مَن كَانَ يُرِيدُ الْعِزَّةَ فَلِلَّهِ الْعِزَّةُ جَمِيعًا
“Her kim şan ve şeref
istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir.”[7]
[1]
İbrahim Suresi 1
[2]
Nisa Suresi 141
[3]
Ali İmran Suresi 85
[4]
Ebu Davud, Sünen
[5]
İmam Ahmed, Müsned
[6]
Buhârî; Abdullah bin Ömer'den rivayetle
[7]
Fatır Suresi 10


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış