ALTIN BİR NESLİ VE MEDENİYETİ İHYA ETMEK

Dr. Nazreen NAWAZ

Allah Subhanehû ve Teâlâ şöyle buyurdu:

الَر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ

“Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”[1]

Kıymetli kardeşlerim ve Saygıdeğer okuyucular; hiç şüphesiz her birimiz İslâm beldelerindeki başarısız eğitim sistemlerinin sona ermesini ve gerçek anlamda parlak bir eğitim modelinin doğmasını arzuluyoruz. Gençlerimizin eğitim heveslerini doyuran; ilim ve keşiflerle dolu altın bir nesli oluşturan, öğrenmenin her alanında üstünlük gösteren; gelişmiş ve kalkınmış, seçkin altın bir medeniyet inşa eden bir eğitim modeli arzuluyoruz. Ümmetin gerçek gurur kaynağı olacak ve dünyaya ön ayak olup imrendirecek bir eğitim modeli arzuluyoruz.

Fakat kıymetli kardeşlerim, böylesine birinci sınıf bir eğitim sisteminin aynı derecede siyasi bir modele ihtiyacı vardır. Kendi devleti ve dünya için vazıh, yüce ve bağımsız bir siyasi görüşü benimsemiş siyasi bir model olmalıdır. Bu öyle bir siyasi görüş olmalıdır ki yukarıda zikrettiğim ayetteki gibi insanlığı küfrün karanlığından ve cehaletinden, yeryüzüne ektiği tüm yıkım, çaresizlik, adaletsizlik ve hayal kırıklığı tohumlarından kurtarıp İslâm’ın hayatın her alanına saçtığı adalet ve kalkınmışlığın aydınlığına götürmelidir. Öyle ki o ruhi, entelektüel, ahlaki, siyasi, iktisadi ve bilim ve teknoloji açısından aydınlatan bir siyasi görüş. Bu birinci sınıf siyasal sistem İslâm akidesini, kanunlarını ve nizamlarını kapsamlı bir şekilde bir devlette tatbik eden nübüvvet metodu üzere Râşidî Hilâfet’tir. Râşidî Hilâfet yüzyıllarca üstün başarılı akademik kurumlarıyla ve gelişmiş üstün icat ve keşifleriyle dünyaya öncülük etmiş ve insanlığın kalkınmasına muazzam katkıda bulunmuştur.

Hiç şüphesiz kardeşlerim, ilim talep etmeyi Allah Subhanehû ve Teâlâ’ya ibadet ve ahirette büyük mükâfatla birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak gören İslâm’ın eğitime seçkin bakışını benimsemiş olan, asil İslâmi Hilâfet nizamıdır. İslâmi Hilâfet, İslâm’ın büyük siyasi vizyonuyla el ele vererek, örnek, birinci sınıf bir eğitim sistemi kurarak Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın emrettiği gibi insanlığı karanlıktan aydınlığa götürecek nitelikte genç bir nesil yetiştirecek, bir ümmet ve devlet inşa edecektir.

Çünkü dünyaya hak ve adalet dini ile öncülük etmeyi hedefleyen bir devlet, müfredatının yozlaşma ve cehalet yayan yabancı laik planlara göre şekillenmesine razı olmayacaktır. Yine başka milletlerin eğitim modellerinden kopyala yapıştır yapılmasına ve onların akademik başarısının peşinden koşulmasına razı olmayacaktır. Devletin artıklarıyla finanse edilen ikinci sınıf bir eğitim sisteminden razı olmayacaktır. İktisat, tarım, sanayi, sağlık, eğitim, askeriye, bilim ve teknoloji sektörlerinin veya devletin herhangi bir kısmının yabancı ülkelere bağımlı olmasına ve böylece sömürgeci hükümetlerin manipülasyonuna maruz kalmasına izin vermeyecektir.

Hayır kardeşlerim! Çünkü bu dünyaya İslâm’ın nuruyla öncülük yapmayı hedefleyen bir devlet olarak Hilâfet’in hem dahili hem harici bağımsız ve sadece İslâm’a dayalı bir siyasi vizyonu olması Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın emrettiği bir farzdır. Böylece eğitim müfredatını oluşturması da bağımsız olmak zorundadır. Aynı şekilde kamu hizmetleri ve altyapısı, devletin ve vatandaşların tüm ihtiyaçlarını gidermesi de bağımsız olmak zorundadır. Zira Allah Subhanehû ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً

“Allah kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.”[2]

Hilâfet’in kuracağı eğitim sistemi işte bunun için seçkin olacaktır; bu sayede devlet bu asil hedeflerini yerine getirebilecektir. Hilâfet, devletin ve vatandaşların hayati ihtiyaçlarını gidermekle eğitim arasındaki kopmaz bağı inşa edecek, kimseye muhtaç olmadan ve bağımsız olarak ayakta kalabilmeyi başaracaktır. Böylece beldelerimizdeki eğitim ve toplumun sanayi, tarım, teknik ve başka ihtiyaçları arasındaki kopukluğu gidererek başka milletlere bağımlılığı ortadan kaldıracaktır. Bununla birlikte Hilâfet sanayileşmeye yapacağı ağır yatırımlarla toplumun ihtiyaçlarını bağımsızca karşılayacak ve devleti dünyanın süper gücü hâline getirecektir. Devletin kalkınması için ümmetin mezun olan gençlerini üstün becerilerle ve zihinlerle donatacak; bu kıymetli yeteneklerin israf edilmesine veya yabancı ülkelerce gasp edilmesine müsaade etmeyecektir.

Hilâfet’te Eğitimin Esası

Kıymetli kardeşlerim; peki, birinci sınıf eğitim sistemi hedefine Hilâfet pratikte nasıl ulaşacaktır? Hizb ut-Tahrir bu sorunun cevabını “Hilâfet Devleti Anayasa Tasarısı” ve “Hilâfet Devleti’nde Nizami Öğretimin Esasları” kitabında eğitimin temel ilkelerini, hedeflerini, öğretim metodunu, ders müfredatını ve eğitim siyasetinin yapısını açık ve net İslâmi delillere dayalı olarak vermiştir.

Kardeşlerim, anlaşılması gereken ilk ve en önemli husus; Hilâfet Devleti’ndeki eğitim nizamına ait her meselenin temeli - hedefleri, ders konuları, ders içerikleri, okulların düzenlenmesi ve diğer tüm alanlar- sadece İslâm akidesine dayanmaktadır. Zira Müslümanın hayatının da Hilâfet Devleti’nin de yegâne temeli İslâm akidesidir. Müfredata neyin dahil edileceğini ve neyin reddedileceğini belirlemekteki tek ölçü İslâm akidesidir. Zira Allah Subhanehû ve Teâlâ buyuruyor ki:

وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ

“Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.”[3]

Bu nedenle Hilâfet’in eğitim müfredatı İslâm akidesine ters düşen hiçbir ders konusunu öğretmeyecektir. Ayrıca devlet, İslâm beldelerinde Batılı liberal kültürün propaganda maşası olmakla bilinen yabancı okul ve eğitim kurumlarını da kapatacaktır. Hilâfet Devleti’nin tebaası sadece devletin eğitim müfredatını ve hedefini benimsemek şartıyla özel okullar açabilirler. İslâm’ın belirlemiş olduğu gibi ne öğrenciler arasında ne de öğretmenler arasında eğitim kurumlarında kadın erkek karışık ortamlar olmayacaktır. Böylece inşaAllah okullarımızın, kolej ve üniversitelerimizin birçoğunda meydana gelen ahlaksız ilişkilere ve cinsel tacizlere son verilecektir.

Hilâfet Devletinde öğretim aşamaları dahi İslâm akidesine göre şekillendirilmiştir. Zira bunlar da çocuğun yaşına göre tatbik edilebilecek farklı İslâmi hükümler, görevler ve cezalarla alakalı şer’î delillere dayalıdır. Örneğin Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثٍ عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّغِيرِ حَتَّى يَكْبُرَ وَعَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ أَوْ يَفِيقَ

“Kalem üç kişiden kaldırılmıştır; uyanıncaya kadar uyuyan kimseden, akıl baliğ oluncaya kadar çocuktan, akli dengesi yerine gelinceye kadar deli ve benzeri kişilerden.”[4]

Ayrıca Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

مُرُوا أَوْلاَدَكُمْ بِالصَّلاَةِ وَهُمْ أَبْنَاءُ سَبْعِ سِنِينَ وَاضْرِبُوهُمْ عَلَيْهَا وَهُمْ أَبْنَاءُ عَشْرِ سِنِينَ

“Çocuk yedi yaşına gelince namaz kılmasını emrediniz. On yaşına gelir de kılmazsa dövünüz.”[5]

Bu ve buna benzer başka İslâmi delillerle okul merhaleleri 3’e ayrılmıştır. Birinci merhale veya ilkokul 6-10 yaş; ikinci merhale veya ortaokul 10 yaş bitiminden 14 yaş bitimine ve üçüncü merhale veya lise 14 yaş bitiminden okul merhalesinin bitimine kadar.

İkinci husus ise kardeşlerim, her bir vatandaşına kaliteli eğitim vermek Hilâfet’in üzerine İslâmi bir farzdır. Bu her bir vatandaşın, dini, ırkı veya cinsiyeti ne olursa olsun, temel hakkıdır. Hizb-ut Tahrir Anayasa Tasarısı Madde 178 diyor ki: “Hayat sahasında insana lazım olan hususları, erkek olsun kadın olsun her bir ferde, ilk ve orta öğretim merhalelerinde yeterince öğretmek devletin üzerine farzdır. Devlet bu imkânları herkese ücretsiz olarak hazırlamalı, gücünün yettiği kadar da herkese ücretsiz yükseköğrenim imkânı sağlamalıdır.”

Zira İslâm fertlerin hayatta lazım olan hususlarda eğitilmesini insanların giderilmesi zorunlu olan bir temel ihtiyacı olarak görmektedir. Bu nedenle devletin her bir vatandaşı için yeterli ilk ve ortaokulları ve öğretmenleri temin etmek ve ihtiyaçları olan her şeyle donatmak Hilâfet’in üzerine bir farzdır ve bunu ücretsiz yapmak zorundadır. Ayrıca; İslâmi ilimler, tıp, mühendislik ve öğretmenlik gibi devletin temel ihtiyacı olan alanlarda yükseköğrenimi de ücretsiz yapmak zorundadır. Zorunlu ihtiyaç olmayan alanlarda da mümkün olduğu kadar, gücü yettiği kadar öğrenimi ücretsiz yapmak zorundadır.

Şu kesin olarak anlaşılmalıdır ki kardeşlerim, eğitime yatırım yapmak devlet için öncelikli olacaktır. Dünyanın liderliğine soyunan, halkına ve insanlığa gerçek manada hizmet etmeyi amaçlayan bir devlet olarak, finansman yetersizliğinden dolayı üçüncü dünya ülkeleri seviyesinde veya birinci sınıftan daha aşağı bir eğitim sistemine razı olmayacaktır. Aksine bol sayıda iyi eğitimli ve iyi ücretli öğretmen ve öğretim görevlisi üretmeyi ve tam teçhizatlı, en son teknolojiyle donatılmış okullar, kolejler, üniversiteler, araştırma merkezleri, kütüphaneler, laboratuvarlar, rasathaneler vs. inşa edecektir. Bunları Beyt-ul Mâl’den (devlet hazinesinden) karşılayacaktır. Beyt-ul Mâl’in serveti bildiğimiz üzere tarihte İslâm beldelerine refah getirmişti ve yine Hilâfet’in sahih İslâmi iktisat nizamını tatbik etmesinden dolayı bol ve bereketli olacaktır inşaAllah. Ayrıca; Hilâfet küçük köyler arasında “çok amaçlı okul” yerleşkeleri kuracak ve öğrenciler için ev ile okul arasında ücretsiz ulaşım sağlayacaktır. Böylece kentsel ve kırsal alanların eğitim kalitesi arasında bir fark olmasını engelleyecektir. Zira vatandaşlarının haklarını korumak ve teminat altına almak Hilâfet’in üzerine bir farzdır. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur.

وَالإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ

“Halife bir çobandır ve raiyesinden sorumludur.”[6]

Tüm bunlar sayesinde, eğitim hükümetlerin veya zengin ve güçlü olanların gelir getirici emtiası olmaktan kurtulacaktır. Beldelerimizde kaliteli eğitimi zenginlere, yama eğitimi fakirlere bırakan eğitim sistemlerine son verilecektir. Aksine devlet her öğrencinin, zengin olsun fakir olsun, tüm potansiyelini elde etmesine destek verecek; ilmin ve yeniliğin en üst seviyelerine ulaşmalarına yardımcı olacak ve çok sayıda müçtehit, bilim adamı ve kâşif yetiştirecektir inşaAllah. Hizb ut-Tahrir Hilâfet Devleti Anayasa Tasarısı Madde 179’da diyor ki: “Devlet; fıkıh, fıkıh usulü, hadis, tefsir ve fikir, tıp, mühendislik, kimya, icat, keşif ve diğerleri gibi çeşitli ilim dallarında araştırmalarını devam ettirmek isteyenlere imkân sağlamak üzere okullar ve üniversiteler dışında da kütüphaneler, laboratuvarlar ve diğer bilimsel araçlar hazırlar ki ümmet içerisinde çokça müctehitler, mucitler ve kâşifler bulunsun.”

Hilâfet’te Eğitim Sisteminin Hedefleri

Kardeşlerim, Hilâfet’in eğitim sisteminin hedefleri nedir ve bu hedeflere nasıl ulaşacak sorusu yanıtlanmalıdır. Birincisi, eğitimin üç ana hedefi vardır:

1-İslâm Şahsiyetin İnşası

İlk hedef öğrencilerde İslâmi akideyi, düşünce ve davranışı yerleştirerek ümmetin evlatlarında İslâmi şahsiyeti inşa etmektir. Böylece düşünce, yargı, meyil ve amellerinin temeline İslâm’ı alacak ve tüm hayatını dini ile uyum içinde şekillendiren Müslümanlar olacaklardır. Bu hedef, Peygamber efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke ve Medine’deki derslerindeki amacını da yansıtmaktadır. Zira Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in dersleri arasında düşünce ve davranışta İslâmi şahsiyeti yerleştirmek de vardır.

Çocuklarda İslâmi şahsiyet öncelikle onlarda İslâmi akideyi kanaat getirecek şekilde oluşturmaktır. Bunun için Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın varlığına ve Kur’an’ın O’nun kelâmı olduğuna dair kesin akli deliller sunulur. Ardından İslâm’ın fikir ve hükümleri öğretilir. Fakat bu, pratik bir şekilde içinde bulundukları realiteye her zaman ne şekilde tatbik edileceğini anlatarak, düşünce ve duygularına tesir edecek bir şekilde öğretilir. Böylece şer’î hüküm teoride kalmayacak, öğrenci meseleye dair şer’î hükmü tatbik edecek; ya bir ameli yerine getirecek ya da ondan uzak duracaktır. Bu nedenle Arap dili, Kur’an tefsiri, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Sünneti gibi İslâmi dersler her zaman onları İslâmi şahsiyetlerini geliştirecek bir şekilde anlatılır. Böylece Kur’an talebelere sadece buluğa ermeden önce ezberlemek üzere öğretilmez, bilakis dilindeki mucizeyi ve yaşlarına göre tatbik edebilecekleri hüküm ve kıssaları anlamaları sağlanır. Siret; daveti taşımakla, İslâm Devleti’nin ikamesi ve dahili ve harici meselelerinin düzenlemesiyle ilgili hükümleri anlamak için öğretilir. İslâm tarihi dersleri Sahabe, Tabiin, yöneticiler ve âlimler gibi olağanüstü İslâmi şahsiyetlerin nitelikleri üzerinde duracaktır. Onların cesaretini, sabrını, takvasını, haksızlığa karşı dik duruşlarını, ümmeti ve İslâm’ı korumak için sergiledikleri tavırları anlatacaktır ki öğrenciler bu şahsiyetleri taklit etmeye özensin. Ayrıca İslâm kapsamlı bir şekilde öğretilecek ki hayatın her alanına dair hükümleri bilinsin. Yani ibadet, ahlak, aile hayatı, iktisat, fıkhi hususlar, siyaset ve dahası, her alanda...

Bu şekilde eğitimin üçüncü aşamasının sonuna kadar inşaAllah İslâmi şahsiyetlerin tamamlanması hedeflenmektedir. Hilâfet’in sağladığı İslâmi ortam başarıya ulaşmayı destekleyecektir. Çünkü medyasında, camilerinde ve tüm eğitim kurumlarında saf İslâmi mefhumlardan başka bir şeyi teşvik etmeyecektir.

2-Hayat İçin Gerekli Pratik Beceri ve Bilgileri Öğretmek

Okul eğitiminin ikinci hedefi, öğrencilere çevreyle etkileşim için gerekli beceri ve bilgiler vermek, onları gerçek hayata dahil olmaya hazırlamaktır. Bunun için matematik, genel bilimler ve farklı alet ve icatları kullanma bilgi ve becerileri vermek gerekir. Mesela elektrikli ve elektronik cihazlar, bilgisayar, ev aletleri, çiftçilik ve sınai araçları, vs. ihtiyaçları öğretmek gibi. Hakeza endüstriyel araçlar vb. de böyledir. Ayrıca yüzme, okçuluk gibi faydalı sporlar da öğretilecek ve ergenlikten itibaren ordunun gözetiminde askerî becerileri de geliştirilecektir.

3-Öğrencileri Üniversiteye Giriş için Hazırlamak:

Eğitimin üçüncü hedefi ise öğrencileri Fıkıh, Arapça veya Kur’an tefsiri gibi kültürel veya matematik, kimya, biyoloji veya fizik gibi deneye dayalı bilimlerde ön koşullu derslerde eğiterek üniversiteye hazırlamaktır. Amaç; hayatın her alanında seçkin şahsiyetler, âlimler, bilim insanları ve uzmanlar yetiştirip Hilâfet’i lider ve etkili bir dünya gücü kılmaktır. Bunu başarmak için derin düşünceyi ilham eden ve uyandıran öğretim metotları ve modelleri kullanılacaktır. Örneğin deneysel bilimler analitik becerileri oluşturacak şekilde öğretilecek, konular gerçek hayattaki meseleleri çözecek şekilde işlenecek ve ümmetin maslahatlarına ve hayati meselelerine fayda üretecek şekilde incelenecektir. Ayrıca, deneyler, dijital teknoloji, e-öğrenme araçları, hatta sanal gerçeklik simülasyonları ve başka teknikler de kullanılarak öğrencilerin bilimsel fikirleri zihinlerinde canlandırıp anlamaları sağlanacaktır.

Kıymetli kardeşlerim; eğitimin her üç amacı da öğretimin her aşamasında işleyecek ve bir önceki aşamada elde edilenler her yeni aşamada genişletilerek ilköğretimden ortaöğretime kadar eğitimde devamlılık sağlanacaktır. Okulların eğitimin her üç aşamasında da her bir öğrencinin ilerleyişini yakinen takip etmesini Hilâfet’in eğitim dairesi denetleyecek ve bütün hedeflerin gerçekleşmesini teminat altına alacaktır.

Eğitimin üçüncü aşamasının son 6 döneminde, temel İslâmi ve bilimsel derslerin yanı sıra, öğrenciler uzmanlaşmak istedikleri alanlarda seçmeli branş derslerine katılacaktır. Örneğin yükseköğretimde, İslâm kültürü, bilim, sanayi, ziraat, ticaret ve ev işleri gibi seçmeli branşlar olacaktır. Ev iişleri dersi kız öğrenciler içindir ve ev sağlığı, çocuk bakımı gibi konuları içerir.

Bu bütünsel entegre öğretim müfredatı, hem dinini hem dünyanın fıtratını anlamakta seçkin ve yüksek öğretim için gerekli temellerle donatılmış bütünsel İslâmi şahsiyetler yetiştirecektir.

Yüksek Öğretimin Hedefleri ve Düzenlemesi

Son olarak kardeşlerim, Hilâfet’in yükseköğretime dair vizyonuna, hedeflerine ve düzenlemesine baktığımızda, devletin eğitim sistemiyle toplumun ihtiyaçlarını karşılamak arasındaki sıkı bağı ve Hilâfet’in pratikte altın bir nesli ve medeniyeti nasıl oluşturacağını görebiliyoruz.

Örneğin hedeflerden birisi, yükseköğretim talebelerinin İslâmi şahsiyetlerini güçlendirmek ve derinleştirmektir ki böylece onlar ümmetin hayati meselelerini gözeten ve koruyan liderlere dönüşsünler; yönetimi muhasebe eden, daveti taşıyan ve ümmetin birliği, dinin veya Hilâfet’in karşısındaki tehditlere karşı dursunlar. Yani İslâmi kültür yükseköğretim talebelerine uzmanlık alanlarına bakmaksızın sürekli olarak öğretilir. Bunun sonuncunda, ümmet içerisinde iyi eğitimli insanlar yetiştirmektir ki bunlar sadece kendi şahsi eğitimsel ve iktisadi heveslerinin peşinde koşturan değil, İslâm’ın korunmasında ve yayılmasında öncü olacak kişiler olacaktır. Ayrıca Hilâfet, geleceğin âlimlerini, yöneticilerini, müçtehit ve fukahasını yetiştirmek için öğrencilerini teşvik edecek ve her türlü imkânları sağlayacaktır. Böylece ümmet dinin tatbik edilmesinde, korunmasında ve yayılmasında ilerleyecektir.

Yükseköğretimin bir başka amacı da ümmetin hayati ihtiyaçları olan gıda, su, mesken, güvenlik ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda ehil araştırmacılar yetiştirmek ve ümmetin maslahatlarını gözeten doktor, mühendis, öğretmen, hemşire, tercüman ve başka mesleklerden yeterince yetiştirecektir. Ayrıca yine devletin kendi yeterliliğini temin eden kısa ve uzun vadeli planlar üreten ve ziraat, sanayi ve güvenlik gibi alanlarda gelişmiş üsluplar ve araçlar icat etmeye muktedir uzmanlar yetiştirecektir. Özelikle yükseköğretim kurumlarıyla devlet arasında sıkı bir koordinasyon kurarak yükseköğretimin toplumun ihtiyaçlarını karşılaması garanti altına alınacaktır. Örneğin sulama teknikleri veya hayvancılıkta gelişmek için teknikler geliştirmek için üniversitelerin ziraat fakülteleri ile Hilâfet’in ziraat dairesi arasındaki koordinasyon gibi.

Bu hedefe ulaşmak için Hilâfet uzmanlaşmaya, araştırma ve geliştirmeye devletin bekası ve sağlığı için yoğun yatırım yapacaktır ve tüm bölgelerinde sayısız mesleki, endüstriyel ve teknik enstitüler, üniversite ve araştırma merkezleri kuracaktır. İnşaAllah tüm bunlarla gelecekteki Hilâfet, kök hücre araştırmasında, gen tedavisinde, telekomünikasyon teknolojisinde ve uzay keşfindeki gelişmelerle dünyaya liderlik yapacaktır. Kanser tedavisinde, temiz enerji üretiminde, sulama tekniklerinde ve taşkın denetimi metotlarında atılım yapacaktır. Kuantum fiziğinde yapay zekâ ve malarya ve antibiyotik dirençli enfeksiyonlarda yeni teoriler keşfedecektir.

Sonuç

Kıymetli kardeşlerim; işte Hilâfet’in eğitim vizyonu budur. Gördüğünüz gibi bu eşsiz, seçkin ve rakipsiz bir vizyondur. Hakikaten de Ömer bin Hattab RadiyAllahu Anh, Ömer bin Abdülaziz, Harun er-Reşid gibi olağanüstü liderler, İmam Şafii, İbn Teymiye ve Nefise bint Hasan Rahimullahu Aleyhim gibi âlimler ve İbn Sina, Havarizmi ve Meryem el-Usturlabi el-İcliyya gibi bilim insanları yetiştiren bu İslâm nizamıdır. Bu İslâm nizamı yeniden olağanüstü yöneticiler, mücahitler ve yenilikçi bilim insanları meydana getirecektir inşaAllah ve yeniden altın bir nesil ve medeniyet oluşturacaktır. Böylece Hilâfet tekrar layık olduğu üzere dünyanın ilim merkezi olacaktır. En iyi eğitimi alabilmesi için başka milletler çocuklarını bu devlete gönderecekler. Zira bu devletin eğitim modeli başka ülkelerin taklit etmek istediği rol model olacaktır.

Kıymetli kardeşlerim; sizleri bu şanlı devleti tekrar inşa etmek için bu asil davada yer almaya, onun zaferini ellerinizde tutmaya ve dünyaya tarihi bir devrimin parçası olmaya davet ediyoruz.

مَن كَانَ يُرِيدُ الْعِزَّةَ فَلِلَّهِ الْعِزَّةُ جَمِيعًا

“Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir.”[7]



[1] İbrahim Suresi 1

[2] Nisa Suresi 141

[3] Ali İmran Suresi 85

[4] Ebu Davud, Sünen

[5] İmam Ahmed, Müsned

[6] Buhârî; Abdullah bin Ömer'den rivayetle

[7] Fatır Suresi 10


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz