Zamanında usta bir terzi
varmış. Harika elbiseler dikermiş. Dikmiş olduğu güzel elbiselerden ötürü de
epeyce nam salmış. Terzi ustası bir gün elbise dikerken hiç yanından ayırmadığı
mezurasını/kıstasını/ölçüsünü kaybetmiş ve de hiçbir yerde bulamamış. Tabi
işler bekler mi, her ne kadar mezurasını bulamadıysa da “onca senelik tecrübe
sahibiyim ölçerim/mezuram olmadan da dikerim” demiş. Lakin elbise bittikten
sonra baksa ki elbiseden başka her şeye benziyor. Bunun ardından usta: “terziyi
terzi yapan sahip olduğu mezurası yani ölçüsüdür” demiş.
Bizi de biz yapan, Allah
katında değerli kılan sahip olduğumuz ölçülerimiz, mefhumlarımız ve kanaatlerimizdir.
Bunun manası, her amelin ve atacağımız her adımın bir ölçüye göre olmasıdır ve
bu ölçü hiç kuşkusuz İslâm akidesidir.
Kardeşlerim, yine bir
yılbaşı ve yine Müslümanların gündeminde yılbaşı kutlamaları ve bunun hükmü.
Hal böyle olunca ben de yılbaşının hükmü hakkında çok teferruatlı olmasa da bir
makale yazmayı vazife telakki ettim kendime… İnşaAllah konunun anlaşılmasına
katkı sağlayacağına inandığım şu tasnifi yaparak başlamak istiyorum.
1-Yılbaşı Gerçeği
2-Amellerin
Ölçüsü
3-Batı Hadaratına Ait
Bir Şeyi Almak Haramdır.
Detayları şöyledir;
1-Yılbaşı Gerçeği
Acaba yılbaşı yeni bir
yıla girişin kutlanması mıdır sadece? Ya da yeni yıl sevincinin tezahürü müdür
bu kutlamalar? Yoksa yılbaşının bilinmedik bir esrarı mı var?
Aslında yılbaşı konusunu
Noel kutlamalarından bağımsız değerlendirmek çok doğru bir yaklaşım değildir.
Çünkü tarihe dönüp baktığımızda Noel ve yılbaşı kutlamaları hiç de bağımsız
değil. Şöyle ki; Noel, Hıristiyan inancına göre Hz. İsa’nın doğum
günü olarak kutladıkları gündür. Oysaki Hz. İsa’nın doğum günü Katolik ve
Ortodoks kiliseleri arasında ihtilaflı bir konudur. 25 Aralık 06 Ocak arası üç
farklı tarihte ihtilafa düşmüşlerdir. 25 Aralık bu tarihler arasında en
kuvvetli görüşü oluşturmaktadır. Yine Hıristiyanlar arasında görülen bir başka
anlayışa göre Bizans imparatoru Büyük Konstantin putperestlikten Hıristiyanlığa
geçtikten sonra (MS. 313) Aralık ayının son haftasını Noel haftası, bu ayın son
gününü (31 Aralık) Noel günü ilan etmiştir.
Başka bir veriye göre de Noel, Hıristiyanların Hz.
İsa'nın doğumu sebebiyle kutlamalar yaptıkları dini bayramlarıdır. Yeni yıl
kutlamaları ise eski Romalıların bir âdetidir. Bu âdet, Noel kutlamalarıyla
birleştirilerek bugün tüm dünyada yaygınlaştırılmıştır. O günlerde, bolca hindi kesmek ve
tüketmek, çam ağaçlarını kesmek, Noel baba kostüm ve oyuncakları alım-satımı,
parti şapkaları almak, mum yakmak ve hediyeleşmek gibi âdetler uygulanır.
Görüldüğü üzere yılbaşı
Noel kutlamalarından bağımsız salt bir kutlama değildir ve yine yılbaşı
kutlamaları yeni bir yıla girişin sevinç tezahürü de değildir. Yani mesele
sadece yeni bir yılın kutlanması değil, bilakis, hadaratsal bir meseldir.
Hayata bakış açısıyla,
hayat hakkında mefhumların bütünüyle alakalı bir meseledir. Hadarat konusuna
ilerleyen kısımlarda değineceğimden dolayı şimdilik geçiyorum.
Yılbaşı gerçeğini ana
hatlarıyla ortaya koyduktan sonra gerek bu meseleye dair, gerekse sair meseleler
için amellerde ölçünün ne olması gerektiği konusuna geçebiliriz.
2-Amellerin Ölçüsü
Bir Müslüman her hangi
bir ameli gerçekleştireceği vakit bunu belli ölçüler doğrultusunda yapmakla
mükelleftir. Allah Subhanehu ve Teala’nın gönderdiklerine iman eden bir kimse
hiçbir şekilde keyfi ve heva-i hareket edemez. Mutlaka ama mutlaka yapacağı her
bir amelin hükmünü şeriattan almalıdır. Zaten Müslümanların hayatlarında,
karşılaştıkları, çözüme muhtaç problemlerde Şari’nin hakem kılınması dini bir
zarurettir. Müslümanlar amellerinin tayininde şeri hükme kulak vermeyerek,
beşeri akıldan neşet etmiş aklî çözümleri hakem kabul etmeleri kesinlikle caiz
değildir. Bilinen bir konu olması hasebiyle konuya ilişkin bazı nasları
paylaşmakla iktifa etmek istiyorum.
Allahu Teâlâ ayetinde
şöyle buyurmaktadır:
“Aralarında hükmetmesi
için, Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman Mümin olanların sözü: «İşittik ve
itaat ettik» demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır. Kim Allah'a ve Resulüne
itaat ederse ve Allah'tan korkup O'ndan sakınırsa, işte 'kurtuluşa ve
mutluluğa' erenler bunlardır.” (Nûr 51-52)
Başka bir âyette Allahu
Teâlâ:
“Allah ve Resulü, bir
işe hükmettiği zaman, Mümin olan bir erkek ve Mümin olan bir kadın için o işte
kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.” (Ahzab
36)
Aşağıdaki ayette ise
Allahu Teâlâ, her hangi bir anlaşmazlıkta, çözüme muhtaç meselelerde ve Allah’a
kullukta Rasul Aleyhisselamı hakem kabul etmeyi imanla alakalandırmış, imanın
semeresi olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Şöyle ki;
“Hayır, hayır! Rabbine
andolsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hakemliğine
başvurmadıkça sonra da vereceğin karara, gönüllerinde hiçbir burukluk
duymaksızın, kesin bir teslimiyetle uymadıkça mümin olamazlar.” (Nisâ
65)
Görüldüğü üzere ayeti
kerimeler kulların fiilleriyle alakalı düzenleme ve amelin keyfiyetini beyan
etme salahiyetini şeriata vermiştir. Yani her hangi bir kimse bir fiiliyat
gerçekleştireceği vakit o meselenin hükmünü şeriata sormak durumdadır. Çünkü
şeri kaidede geçtiği üzere “fiillerde asıl olan şeri hükümlerle kayıtlı
olmaktır.” Bu yüzden yılbaşı kutlamaları ameli bir konudur ve şeri hükme
tâbidir. Son söyleyeceğimi şimdi söyleyecek olursam, gerek Noel gerekse yılbaşı
kutlamalarının hükmü “HARAM”dır. Şeriat
böyle bir kutlamaya cevaz vermemiştir.
Bunun üzerine
temellendiği asıl, konunun hadaratsal oluşudur. Yani hayat hakkındaki
düşünceyle alakalıdır. Bu konunun detayını üçüncü ve son başlığımızda
incelemeye çalıştım.
3-Batı Hadaratına Ait
Bir Şeyi Almak Haramdır.
Müslümanların nezdinde
muğlak/müphem ve de elzem bir şekilde açıklanmaya muhtaç konulardan bir tanesi
de Batı’dan neyin alınıp neyin alınamayacağı konusudur. Batı’dan her hangi bir
şeyin alınıp alınamayacağını belirleyen esasi unsur, alınması istenen
şeyin/objenin/vakıanın Batı’nın hayat anlayışından kaynaklı olup olmadığının
bilinmesidir. Şunu kast ediyorum, Batı’dan/Kâfirlerden alınması istenen şey
eğer ki kâfirlerin akidelerinden ya da hayat hakkındaki mefhumlar toplamından/hadarattan
neşet eden bir uygulama ise Müslümanın onu alması kesinlikle haramdır. İşte bu
noktada konunun daha iyi anlaşılabilmesi “Hadarat ve medeniyet” kavramlarını
çok kısada olsa açıklamayı gerekli kılmaktadır. Çünkü bizler bugün gerçekten
İslâm Ümmeti olarak bu ayrıma ve tasnife çok ihtiyacımız var. Bakın şanlı
tarihimize, bizi güçlü kılanın diğer ümmetlerden farklı kılanın hayat tarzımızı
biliyor olmamız olduğu aşikârdır. Tarif edecek olursak;
Hadarat, akide’den doğan
hayat hakkındaki mefhumların bütününün oluşturduğu bir ümmete has hayat
tarzıdır.
Örneğin bir Müslümanın
laikliği alması, uygulaması haramdır. Çünkü laiklik kendine has hayat hakkında
mefhumlarını oluşturduğu bir yaşam tarzıdır. Bu ise Allah’ın hâkimiyet vasfına
aykırıdır ve Müslümanın bu yüzden laikliği alması haramdır. Bir başka örnek
olarak da flört etmeyi ele alalım. Flört dediğimiz olgu Kapitalizmin kişiye
sağlamış olduğu şahsi hürriyetin bir ürünüdür. Yani hayat hakkında ortaya konan
bir fikrin ürünüdür ve Müslümanın bunu alıp uygulaması haramdır.
Medeniyet ise günlük
yaşamda kullanılan maddi vasıtalar, üslup ve vesilelerin tümüdür. Örneğin teknoloji, makina, robot, araba veya
uçak gibi... Bunların alınması caizdir çünkü hiç biri akideye, kavme, millete
ve inanca özel değildir. Belli bir akideden tamamen bağımsızdır. Medeniyet genel
ve özel olmak üzere ikiye ayrılır. Genel medeniyet yukarıda izah ettiğim
gibidir. Özel medeniyet ise: Belli bir akideden çıkmıştır. Çıplak sanat, insan
resmi veya heykeltıraşlık yapmak gibi. Bunların hepsi özel medeniyete girer ve
alınması Şer’an caiz değildir. Çünkü belli bir hayat görüşüne bağlıdır.
Eğer medeniyet belirli bir
akideden çıkmamışsa ve hiç bir düşünceye dayalı değilse onu almaya Rabbimiz
izin vermiştir. Çünkü genel medeniyet dünyanın neresinden gelirse gelsin, o
belirli bir kültür, akideden çıkmamıştır. Bir uçağı kullanmak veya yapmak genel
medeniyettendir. Rasullah’ın uygulamalarında bunları
görmek mümkündür. Örneğin Bizans eşyalarını alıyordu. Silah yapımını öğrenmeleri
için ashabını başka diyarlara gönderiyordu. Özel medeniyet ise, Allah’ın haram
kıldıkları arasındadır. Çünkü özel medeniyet belli bir akideye bağlıdır.
Örneğin çıplak kadın resmi çizmek, insan heykelleri yapmak gibi…
Yılbaşı hakkında başta
yapmış olduğum açıklamaları, hadarat hakkında yapmış olduğum açıklamalarla
ilintilersek karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır; Noel ve yılbaşı kutlamaları
hayat hakkındaki mefhumların ortaya koyduğu hayat anlayışının bir ürünüdür ve
bu uygulamayı almak kesinlikle “haram”dır. Müslümanın batılı kâfirin ortaya
koymuş olduğu hayat modelini alması, uygulaması kati surette helal değildir.
Buna ilişkin bir kaç nassı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Nitekim Allah’ın Rasulü
bizden olmayanların hayat anlayışlarına ya da hayat tarzlarına benzemeye
ilişkin şu sözlerini beyan buyurmuştur:
“Her kim, bir topluluğa (kavme) benzerse
(onların hayat anlayışından olan hayat tarzını alırsa) o da onlardandır.” (ebu-Davud ve Ahmed)
Allah'ın Rasulü Muhammed
Sallahu Aleyhi ve Sellem'in şu hadisinde dediği gibi:
“Siz sizden öncekileri
adım adım, karış karış takip edeceksiniz. Hatta onlardan birisi kertenkele
deliğine girse siz de onların peşinden kertenkele deliğine gireceksiniz.
"Bunun üzerine sahabe:
"Onlar Yahudiler
ve Hıristiyanlar mı?" diye sorunca Allah'ın Rasulü:
"Başka kim
olabilir” (Buhari)
Nihai olarak, genelde
batıdan, kâfirlerin hayat görüşlerinden neşet eden bir uygulamayı konumuz
olması hasebiyle de özelde yılbaşı kutlamalarını almak, kutlamak ve o gecede
eğlenmek kesinlikle haramdır.
Ne mutlu Rabbine kulak
verip emrine icabet edenlere… Vesselam


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış