İnsanlığın medeniyet
yürüyüşünde altın çağ, İslâmi hükümleri hayatın tüm alanlarında tatbik eden
İslâm ideolojisinin dünyaya liderliği döneminde yaşanmıştır. İslam toplumu
medeniyeti inşa etmede, eğitim ve öğretime gereken önem ve hassasiyeti
göstermiş, İslâmi eğitim-öğretimin omuzları üzerinde medeniyetini
yükseltmiştir.
Günümüzde ise eğitimin
geldiği nokta ve buna paralel olarak gençlerimizin akıbeti ortadadır; çürüme ve
yozlaşma doğuran eğitim sistemi içinde kaybolmuş bir gençlik… Sebebi malum; çok
uzun süredir beldelerimizdeki eğitim yabancı sömürgeci devletlerin
menfaatlerine göre şekillendirilmektedir. Sömürgecilerin amaçları; ümmetin
gelecek nesillerinin akidelerini zayıflatmak, İslâm hakkında evlatlarımızın kafalarını
karıştırmak ve onları dinlerinden uzaklaştırmaktır. Bunun yanında eğitim, büyük
kapitalist şirketlerin ceplerini doldurmaya yarayan bir meta olarak
kullanılmaktadır. Eğitimin amacı sömürgecilere göre kapitalist liberal çizgide işçi
üretmek iken çalışanlar açısından kariyer edinmek olmuştur.
Kapitalizmin dünya
hâkimiyetinden sonra İslâm beldelerinin parlak zihinleri ya Batı ülkelerine
göçmekte ya da gayri İslâmi yönetimler tarafından potansiyelleri ümmetin
ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıp geliştirmek için gerekli araçlardan
yoksun bırakılarak beceri ve yetenekleri heba edilmektedir.
Açıkça görülmektedir ki beldelerimizdeki
eğitim sektörü gençlerimizin zihinlerini sömürgeleştirmek ve köleleştirmek için
bir araç olmuştur. Bu durum gençlerimizin eğitim hayallerini çalan, kırılan
hayallerin ve derin hüsranların mekânı olmuştur.
Eğitimin çirkin portresini
kendi gözlerimizle görebiliyoruz. Öğrencilerde ahlak bozukluğu, öğretmenlerde
artan kalitesizlik, gittikçe anlamsızlaşan öğretim metotları, okulların
eksikliği, okul ve kampüslerde altyapı yetersizliği, eğitimde pahalılık, birçok
bölgede eğitime erişim eksikliği, gerçek bilim adamı bulmakta yaşanılan zorluklar
vb. sorunlara hepimiz aşinayız. Tüm bunlar eğitimde uygulanan yanlış ilkelerin
yansımasıdır.
Köklü Değişim Dergisi
olarak eğitim ve gençliğin geldiği vakıayı ele aldığımız bu özel sayımızda dünya
genelindeki eğitim krizlerinin gerçeklerini ve sebeplerini açıkladık. Geleceğimizi
mahveden bu durumun kapitalist ideolojiyi benimsemiş liberal demokratik hükûmetlerin
laik eğitim sistemini tatbik etmesiyle ortaya çıktığını gözler önüne sermeye
çalıştık.
Yine bu özel sayımızda İslâm
beldelerini sömürgeleştirmek için Batı’nın, Müslümanları akidelerinden ve
kültürlerinden uzaklaştıran, uyanışlarını ve kalkınmalarını engelleyen eğitim
metodu ve malzemelerini yerleştirmesinden, atrıca ümmetin evlatlarını
Müslümanların hakiki yaşam ortamlarından kopartıp âdeta laboratuvardaki kobay
farelerine dönüştürdüğünden, bilimi ve ilmi hem tatbik edilebilirlikten
uzaklaştırarak hem de yerine doğru İslâmi öğretilere aykırı olan akademik
dersler doldurarak gençlerimizi Batılı tarzda eğittiğimizden bahsettik.
Bunların yanında Müslümanların
“En Hayırlı Ümmet” kimliğini koruyan, İslâmi eğitim nizamını tatbik eden Hilâfet’in
gölgesi altında ortaya çıkmış/çıkacak muhteşem bir medeniyete ait nitelikleri
de tarif ettik.
Buna ilaveten İslâmi
eğitim sisteminde okul ve yükseköğretim kurumlarının profillerine, öğretim
metotlarına ikinci Hilâfet Devleti’nin kurulması öncesi günümüz Müslüman nesiller
için gereken eğitim stratejilerine de değindik.
Kısacası bu sayımızda
İslâm’da eğitimin gerçek amacını, bugünkü eğitim krizlerinin nedenlerini ve
geçmişte Hilâfet’in nasıl bir eğitim sistemi sunup da ümmeti zirveye
ulaştırdığını gözler önüne serdik.
Eskiden olduğu gibi medeniyetin
altın çağını geri getirmek, ancak İslâm şeriatından istinbat edilen siyasi
iktisadi ve sosyokültürel nizamların bir parçası olan İslâmi eğitim nizamını
tatbik etmekle olur. Bu altın çağa götüren kılavuz billur gibi ortadadır. Zira
o, varlığını yüzyıllarca sürdürmüştür.
İşte o şanlı günlerimizi
geri getirmek, İslâm ümmetini tekrar muzaffer kılmak, İslâm’ın esenliğinin
yeryüzündeki tüm insanlığa ulaşması ve İslâm medeniyetine hayırlarla katkıda
bulunacak gençliğimizi oluşturma idealimizin gerçek olması için bu özel
sayımızı eğitim ve gençliğimize ayırdık.
Bugün çektiğimiz zahmetler
yarın meyvesini verecek, biz de onları sevgili gelecek nesillerimize
ileteceğiz. Bu sayımızın ümmete büyük etki bırakmasını yürekten temenni ediyorum.
Genel Yayın Yönetmeni
Kurtuluş SEVİNÇ

