ADALET SİSTEMİNİN YAPISAL SORUNLARI VE YENİDEN YARGILANMA KURUMU

Av. Mehmet Okatan

Hakim ve Savcı ile Diğer Yardımcı Personel Sayıları

Türkiye’de yargının yapısal sorunları denildiğinde ilk akla gelen mahkemelerin ve savcıların iş yoğunluğu, buna karşı hakim, savcı ve diğer yardımcı adliye memurlarının azlığı sorunundan bahsedilir. Bu yaklaşım doğrudur ancak eksik ve çözümden uzak bir yaklaşımdır.

Öncelikle doğru ancak eksik olan bu konuda biraz istatistiksel bilgi vermemiz gerekir.

2017 yılı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün konu ile ilgili bazı istatistikleri tablo şeklinde aşağıda verilmiştir.

Bu tabloya göre Türkiye’nin tüm adalet teşkilatının yükünü 11.530 hakim ve savcı üstlenmektedir.  Yargıtay’daki, Bölge Adliye Mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi’nde ve Merkez Teşkilatı’nda bulunan hakim ve savcılar belirtilen bu rakama dahildir ve bunların toplam sayısı 3.913’tür. Bu sayı genel toplamdan çıkarıldığında ilk elden 80.000.000’u aşkın Türkiye vatandaşına 7.630 hakim ve savcı adalet dağıtmaya çalışmaktadır.


Peki bu hakim ve savcılara yardım eden diğer yardımcı eleman dediğimiz yazı işleri müdürü, katip, mübaşir, icra müdürleri ve diğer teknik personel sayısı kaç kişidir?

2017 yılı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün yayınlamış olduğu rapora göre; Toplam 60.847 yardımcı elaman bulunmaktadır. Bu yardımcı elamanların yaklaşık 14.000 kişisinin “Diğer” ismi altında adliyelerin bakım ve onarımından sorumlu personel, bazıların şoför ve benzeri eleman olduğunu unutmayalım.

  

İş Yoğunluğu

2017 yılı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün yayınlamış olduğu savcı başına düşen dosya sayısına yönelik 2010 yılından 2017 yılına kadar Cumhuriyet Başsavcılıklarına gelen dosya sayıları aşağıda verilmiştir. Savcılıklara gelen iş sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu artış Türkiye’nin nüfus artış oranı ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir artış oranı ile artmaktadır.  Yaklaşık %50 oranında bir artış söz konusu olmuştur. Ancak yine aynı tabloda sonuçlandırılan dosya sayıları verilmektedir. Burada hemen hemen hiçbir artış bulunmamaktadır. Sonuçta savcılıklarda her yıl 4.000.000 civarı dosya bir sonraki yıla aktarılmaktadır. Yeni gelen dosyalarla bu dosyalar birikmektedir. Okuyucuların aklına şu gelebilir; çığ gibi büyüyen bu dosyalar sonunda ne olmaktadır. Ceza hukukunun zamanaşımı ile ilgili hükümleri imdata yetişmekte ve dosyalar zamanaşımına uğramakta veya her on yılda bir af çıkarılarak dosyalar eritilmeye çalışılmaktadır.

  

Aşağıdaki tabloda ise Mahkemelerin iş yoğunluğu gösterilmektedir. Her yıl yaklaşık 6.000.000 dosya gelmekte, sonuca bağlanan dosya sasıyı ise 3.000.000 civarıdır. Her yıl 3.000.000’a yakın dosya bir sonraki yıla aktarılmaktadır.


Yıllardan beri Türkiye’deki yargı sorunu bu şekilde algılanmış ve çözüm yolu olarak da hakim ve savcı sayısı ile diğer yardımcı personelin artırılmasının gerekliliği savunulmuştur. Bu bir sorundur, hem de önemli bir sorundur ve giderilmesi gerekmektedir ancak Türkiye’deki yargı sorunu sadece hakim savcı sayısına indirgemek asıl sorunları görmezden gelmektir.

Diğer Sorunlar Bizce Aşağıda Başlıklar Hâlinde ve Kısaca Değindiğimiz Gibidir

1-Yıllarca Türk toplumunun yapısı ile çelişen yasalar çıkarılmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Avrupa ülkelerinden birebir tercüme şeklinde kanunlar tercüme edilmiş ve haklı olarak eleştirilmişti. Ancak 2000’li yıllarda yeni yerli kanunlar yapılmaya çalışılmıştır. Ancak bu mevzuatın ismi milli olsa da yine Türk toplumu ile çelişen bir mevzuattır. Bu mevzuata örnek verilmesi gerekirse Türk Ceza Kanunu’nun cinsel suçlarla ilgili maddesidir. Türk toplumunda 16 yaşında bir kızın evlenmesi gayet normaldir ve asırlardır bu böyle devam etmektedir. Kaldı ki, Avrupa’nın çoğu ülkesinde ve Amerika’da evlilik asgari yaşı 14-16’dir. Ülkemizde cinsel saldırı suçundan ceza alanların yarısından fazlası bu tür evliliklerdir. Mahkemeler ve savcılar bu nedenle meşgul olmaktadır. (14 yaşında kızların evlenmesine izin veren ülkeler: Andorra, Kolombiya, Ekvador, El Salvador, ABD, Paraguay, Andorra,  15 yaşa izin veren ülkeler: Bahamalar, Estonya, Ürdün, Litvanya…16 yaşa izin veren ülkeler: Angola, Ermenistan, Avustralya, Avusturya, Belarus, Beliz, Bosna Hersek, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Küba, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Fiji, İrlanda, İtalya, İsrail, Macaristan, Kosova, Makedonya, Malta, Meksika, yeni Zelanda, Hollanda, Norveç, Peru, Rusya, Sırbistan, Portekiz, İngiltere)

2-Yine Türk toplumunun yapısının bozulması nedeni ile aile büyüklerinin devreye girerek çözüme kavuşturacakları, aile hukukuna ait birçok konu mahkemelerin iş yüküne eklenmiştir. 6284 sayılı kanunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kanunun dayanağı ise Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. Kanun yerli olmakla birlikte dayanak gayri millidir.

3-İdari yolla çözülebilecek birçok mesele adli mesele hâline getirilmiştir. Nüfus müdürlüklerinde, tapu müdürlüklerinde ve benzeri kurumların çözebileceği çoğu mesele, mahkemelerin iş yüküne eklenmiştir. Sulh Hukuk mahkemelerinde görülen davaların çoğu ve Asliye Hukuk mahkemelerinde görülen bazı davalar bu kapsamda değerlendirilebilir.

4-Merkezi devletçi yapı geleneği ve insana(memura) güvenmeme nedeni ile aşırı derecede bürokrasi ve usûle yönelik iş akışları oluşturulmuştur, bu ise davaların sonuca bağlanma süresini artırmıştır.

5-Hakimlere yeterince takdir hakkı tanınmamış, bu nedenle hakimlerin esnek ve sonuç odaklı iş bitirebilmelerinin önüne geçilmiştir.

6-Hakim ve savcı eğitim kalitesi düşmüştür. Ancak bu sadece hakim ve savcı sınavları ve eğitim merkezlerinin kalitesini yükseltmekle olacak bir iş değildir. Hakim ve savcılar hukuk fakültelerinden mezun olan kişilerdir. Her sokağa bir üniversite açılması politikası ve en az maliyetli ve en prestijli bölümlerden biri olan hukuk fakültelerinin bu sokak üniversitelerinde açılması bu kalite düşüklüğünün en büyük sebebidir.

7-Avukatların genel olarak eğitim kalitesi düşmüş, dilekçe yazmaktan bi haber avukatlar türemiştir. Hakim ve savcılar sunulan dilekçede ne denilmek istediğini anlayabilmek için zaman harcamaktadırlar. Yine usûl ağırlıklı bir yargılama sisteminin olması ve bu usûl ağırlıklı sistemden yararlanmak isteyen avukatlar bilinçli olarak mahkemeleri uzatmak için usûlü işlem yapılması yönünde taleplerde bulunmakta, hakimler ise yasal zorunluluk gereği bu usûl işlemlerini yerine getirmek için zaman harcamaktadırlar.  

8-Müvekkiller bir avukat ile görüşmeye gittiklerinde, dosya içeriği ile konuşmaktan ziyade avukatın hakim, savcı tanıdığı olup olmadığını konuşmak istemektedir. Bu, toplum nezdinde adalet sisteminin ne hâlde olduğunu gösterir bir durumdur. Ancak, aynı zamanda müvekkillerin asıl amaçlarının adil bir sonuca yönelik girişimde bulunmadıklarını her nasıl olursa olsun davayı kazanmaya yönelik bir psikoloji içinde olduklarını göstermektedir. Sonuç olarak toptan kalite sorunu asıl sorundur. Bir işletmede veya bir fabrikada tüm paydaşlar ve iş süreçleri mükemmel olmazsa üründen mükemmellik beklenemez, aynı şekilde adalet sisteminin tüm paydaşlarının toptan kalitesinin yükseltilmesi gerekmektedir. Sadece hakim ve savcılardan veya adalet teşkilatından mükemmel bir sonuç beklemek bencil ve yanıltıcı bir beklenti olacaktır.

9-Hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorunların en önemlilerinden birisidir. Ancak bu yazıda ayrıntılı olarak incelenmeyecektir.

Sonuç Olarak

Yukarıda ana başlıklar hâlinde yazmış olduğumuz sorunlar varken, CMK’nın 308 veya 311. maddelerinde ve devamında düzenlenen olağanüstü yargı yollarının kullanılarak veya yeni mevzuat düzenlemeleri ile adalet sisteminden, daha önce yapmış olduğu hataları telefi etmek üzere 28 Şubat Yargılamaları ve diğer sorunlu yargılamaların yeniden gündeme getirilmesi, adalet sistemine ek iş yükü getirmesi nedeni ile reddedilmektedir. Yapılan müracaatlar iş yükünü artıracağı endişesi oluşturmaktadır.

Adalet ve insanların hürriyeti her türlü endişeden ve mazeretten uzak olmalıdır. İnsanın bir gün dahi hürriyetinden haksız yere mahrum bırakılmasının hiçbir haklı gerekçesi olamaz.

 

 

 

 


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz