Baba Olmak…

Esma Sıddık

Kadınlar, Anneler Günü derken Babalar Günü de geldi. Bu günde, babalar hatırlanır. Onlara hediyeler alınır, yapılan aile ziyaretleri ile bu gün kutlanır. 

Babalar Günü ve bunun gibi kutlamaların, her şeyden kendine pay çıkarmaya çalışan Kapitalizmin bir ‘hinliği’ olduğu artık herkesçe bilinmektedir. Babalık, babalar günü vasıtasıyla sadece ekonomik çarkı daha hızlı döndürebilmek için suiistimal edilen bir meseledir. Laik-Demokratik sistemin, babalara bir ‘gün’ armağan etmiş olması onun, babaların ve görevlerinin önemini anladığı anlamına kesinlikle gelmemektedir. İnsan zihninin ürettiği sistemlerin sadece babaların değil, hiç kimsenin önemini ve kıymetini anladığı düşünülemez. Zira bu sistemler, insanın yapısına uygun değillerdir. Bilakis insanın tüm hayatını ve dengesini alt-üst ederler. Zaten insan yapısına uygun olup insana mutluluğu tattırması amacıyla da icat edilmemişlerdir.

Oysa İslam, insanlığın kendi hayrı için indirilmiştir. Zira Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:

يَاأَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَآمِنُوا خَيْرًا لَكُمْ وَإِنْ تَكْفُرُوا فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً

“Ey insanlar! Rasul size Rabbinizden gerçeği getirdi (bunda şüphe yoktur). Şu halde kendi iyiliğinize olarak (O’na) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır (O'nun sizin inanmanıza ihtiyacı yoktur). Allah, geniş ilim ve hikmet sahibidir.”

Baba, Allah Azze ve Celle’nin kendisine evlat bahşettiği bir erkektir. İslam’da babaya çok değerli ve yüksek bir mevki verilmektedir. 

Allahu Teâlâ, İsra Sûresi’nin 23. ayetinde, Kendisine kulluk etmekle babaya itaat etmeyi aynı cümlede şöyle zikretmektedir:

وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا 

 “Rabbin, ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne ve babaya iyilikte bulunmanızı emretmiştir.”

Yani babaya ihsanda bulunmak ve iyilik etmek, en üstün ibadetlerden sayılmıştır.

Bir babanın önemini Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle izah etmektedir: 

“Baba, cennet kapılarının en hayırlısı(ndan girmeye vesile)dır. Artık (ya hakkını ihmal etmekle) o kapıyı yitir veya (onun hakkına riayetle) o kapıyı koru (elde etmeye çalış).” 

Allah Azze ve Celle nezdinde, babanın evladı için sarf edeceği kelimelerin dahi önemi çok büyüktür.

Zira Ebû HureyreRadiyAllahu Anh'in rivayet ettiği hadîs-i şerifte Rasulullah Efendimiz şöyle buyurmaktadır: 

"Üç dua muhakkak kabul olur. Bunlar; babanın duası, yolcunun duası ve mazlumun duasıdır." 

"Bir babanın oğlu için duası, bir nebinin ümmeti hakkındaki duası gibi makbuldür." 

Bir erkeğin baba olarak görevinin özü, şu ayeti kerime ile bildirilmektedir: 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” 

“Bu ateşten nasıl korunalım?” diye soranlara Rahmet Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem şu cevabı vermiştir:

"Onlara yüce Allah'ın sevdiği şeyleri yapmalarını emredin; O'nun sevmediği şeyleri de kendilerine yasak edin."

Babanın, Allah Azze ve Celle’yi razı edecek görevleri arasında hayırlı ve temiz bir nesil yetiştirmek, korumak, evlendirmek gibi hususlar vardır. 

İslamî olmayan bir toplumda İslam’ı yaşamak isteyen bir baba olmak ve babalık görevlerini yerine getirmek öyle basit bir iş değildir. Çünkü İslamî olmayan toplumlarda hâkimiyet, insanoğlunun heva ve hevesine verilmektedir. Oysa İslamî toplumda, ne çoğunluğun ne de azınlığın, ne güçlünün ne de zayıfın, ne zenginin ne de fakirin istekleri uygulanır. Uygulanan sistem sadece Allah Azze ve Celle’nin Şeriatı’dır. Zira doğrular, sadece O’nun katındadır. Babalar ise İslamî olmayan bir toplum içerisinde, bazen Demokrasinin getirdiği özgürlüklerle, bazen de Laik zihniyetin dayatmacılığıyla mücadele içerisindedirler. Hayır! Bu sistem babaları anlamaz, anlayamaz! 

“Özgürlük” adı altında haramlara getirilen serbestlik, babaların en büyük sıkıntılarındandır. 

Bugün bir baba, soyunmanın ve her türlü fuhşun “cesaret” olarak görüldüğü bir sistemin içerisinde çocuklarının hayâlarını, iffetlerini ve namuslarını korumalıdır. 

Yakayı ele vermeden çalıp çırpmanın, kumar ve bahis oyunları oynamanın, kolay para kazanmanın zeki(!) ve akıllıca(!) yolları olarak görülen bir düzen içerisinde baba, çocuklarının nafakasını helal yollardan sağlamalı ve çocuklarının bu yanlış yollara sapmalarını engellemeye çalışmalıdır.

Menfaat elde edip, zenginlik ve lüks içerisinde bir hayat sürdürmeyi, mutlu olabilmenin tek yolu olarak kabul eden hâkim zihniyete rağmen baba, çocuklarına sadece Allah Azze ve Celle’nin rızası ile mutlu olunabileceğini öğretmeli, onları geçici olana değil Baki olana yönlendirmelidir.

Etrafındaki insanlara çıkarlarına göre davranan, egoist ve bireyci şahsiyetler üreten Kapitalizm ideolojisi içerisinde baba, çocuklarının, ebeveyn ve ailelerinin hakkını veren, İslamî kişiliğe sahip gençler olarak yetişmeleri için uğraşmalıdır. 

Baba, topluma sistem tarafından kasten empoze edilen milliyetçilik ve vatancılık gibi düşük fikirlerin çocukları üzerindeki etkisini pasifize etmeli, tüm dünyayı kapsayan bir bakış açısıyla bakmayı ve Ümmetçi düşünmeyi çocuklarına öğretmelidir.

Baba, tersine akan suda ilerlemenin zorluğundan mütevellit, çocuklarındaki yorgunluklara, onlarda oluşan bir takım sıkıntılara karşı sabırlı olmalıdır. Zira mevcut toplumsal düzen çocuklarda birtakım arızî durumların çıkmasına ve onlarda Ahiret yurduna varmadan bu yolu terk etmek gibi batıl taleplerin doğmasına sebebiyet verebilmektedir. İşte tüm bu olumsuz durumlar karşısında bile baba, kesinlikle çocuklarının ellerini bırakmamalı, onlarla birlikte gittiği yoldan dönmeden, kararlılıkla istikamet üzere devam etmelidir. Can havliyle onları cehennem ateşinden korumaya çalışmalıdır. 

Bütün bu sıkıntılara karşın çocuk, Allah Azze ve Celle’nin yolunda sağlam adımlarla yürürse, ölümünden sonra dahi babaya, Ahirette büyük mükâfatlar verilir. Sırf hayırlı evlat yetiştirmiş olmasından dolayı kendisine Ahirette taç takılır ve güzel elbiseler giydirilir.

Lakin babanın tüm çabalarına, her türlü vesileleri kullanmasına rağmen çocuk, babasının elini tutmak istemez, ısrarla ve inatla o eli bırakırsa, babanın artık yapabileceği bir şey yoktur. Nitekim Hesap Günü’nde her insan, kendi hesabını bizzat kendi verecektir. 

Her çocuk, babasına baktığında İslam’ın vücut giymiş halini görmelidir ki İslam’a göre yaşamanın engellenmeye çalışıldığı şu ortamda, Allah Azze ve Celle’ye kulluğun uygulanışını öğrenebilsin ve babasını rol-model olarak alabilsin.

İslam’ın uygulandığı bir devlet olmadığı halde kişi, İslamî bir şahsiyete bürünebiliyor ve çocuklarını Allah’ın razı olduğu bir minval üzere yetiştirme gayreti içerisinde olabiliyor. Tabii bu, küfür nizamı içinde hiç de zor olmuyor ve münferit örnekler şeklinde kalıyor. Zira toplum içinde fertlerin yapabileceği şeyler sınırlı, lokal faaliyetlerdir, tesir alanı çok dardır. Ancak nizamsal olarak bir devlet tarafından İslam’ın tatbiki suretiyle genel bir atmosfer oluşturulabilir ve toplumda, sahih şahsiyetle donanmış aileler böylelikle tesis edilebilir. İşte o zaman mutlu ve huzurlu bir topluma ulaşmak mümkün olacaktır. Rabbim bizleri, ailelerimizi iki cihan saadetine ulaştıracak ebeveyn ve evlatlardan eylesin… Âmin…


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz