HİLÂFET’İ KURMAK ÜZERE GENÇ NESİLLERE NİDA!

Musa Bayoğlu

Allah yolunda bir davanın içinde olmak büyük bir nimet ve nasiptir. Allah bu nimeti sevdiği kullarına nasip eder. Bu dava önce nebi ve rasullerin omuzlarında daha sonra ise onlara ihsan ile tâbi olanların vesilesi ile insanlara ulaştı. Bu davanın öncüleri çoğu zaman gençler oldu. İslâm ümmeti için gençlik, vazgeçilmez bir unsurdur. Gençliğinden vazgeçen bir ümmetin geleceği olamaz zira. Bu yüzden Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem bizlere, kalpleri ince, anlayışları kuvvetli, önyargıdan uzak, davete icabet eden gençleri tavsiye etti: “Size hayırlı gençleri tavsiye ederim. Çünkü onların kalbi daha incedir. Allah beni doğrulukla ve müsamahayla gönderdi. Bana gençler yanaştı, ihtiyarlar muhalefet etti., buyurdu ve şu mealdeki ayeti okudu: Zaman uzadı da kalpleri katılaştı. Onların çoğu fasıktırlar.

Bu yüzden bütün devrimlerin, inkılâpların, değişimlerin arkasında hep gençler vardı. İslâm davasının taşınması ve İslâm Devleti’nin kurulmasında Allah Rasulü’ne yardım edenlerin büyük çoğunluğu gençlerdi. Bugün Filistin’de intifadaları başlatan, Aksa’yı bekleyen, Tunus, Mısır meydanlarını dolduran, İslâm davasını taşıyan, zulme karşı mücadele edilen her yerde ön saflarda duran gençlerdi. İşte bu gençler, kıyamet günü hiçbir gölgenin olmadığı bir zamanda Allah’ın Kendi arşında himaye edeceği yedi sınıf insanın içinde olacak:

[سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ في ظِلِّهِ يَوْمَ لا ظِلَّ إلاَّ ظِلُّهُ : إِمامٌ عادِلٌ ، وشابٌّ نَشَأَ في عِبَادَةِ اللَّه تَعالى . وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّق بالمَسَاجِدِ . وَرَجُلانِ تَحَابَّا في اللَّه . اجتَمَعا عَلَيهِ . وتَفَرَّقَا عَلَيهِ ، وَرَجَلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمالٍ . فَقَالَ: إِنّي أَخافُ اللَّه . ورَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةَ فأَخْفاها حتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمالهُ ما تُنْفِقُ يَمِينهُ . ورَجُلٌ ذَكَرَ اللَّه خالِياً فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ] “Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet Günü’nde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde gölgelendirecektir: Âdil devlet başkanı, Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, kalbi mescitlere bağlı Müslüman, birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine ‘Ben Allah'tan korkarım’ diye yaklaşmayan yiğit, sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, tenhada Allah'ı anıp gözyaşı döken kişi.”[1] 

Hadiste Allah’a kulluk eden gençlerin adil devlet başkanı/halifeden sonra zikredilmesi gençliğin önemini göstermektedir. Halife nasıl ümmet için hayati bir öneme sahipse Allah yolunda kulluk yapan bir gençliğin varlığı da İslâmi bir hayatın başlatılması için önemlidir. Bir ümmet ancak bu şekilde kalkınabilir, küfrün planlarına karşı etkili mücadele edebilir, aksi hâlde başarı elde edemez. Biz bunu Medine’de İslâm Devleti kurulurken ve Osmanlı Devleti’nin yıkılışında gördük. Bu yüzden bugün İslâmi bir hayatın başlatılması için gecesini gündüzüne katacak basiretli, dirayetli, azimli ve ihlaslı, Allah’a kulluk üzere yetişen dava adamı gençlere ihtiyaç duyuyoruz!

Öyle bir gençlik ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere olan imanları sarsılmaz dağlar gibi olmalı; Allah dışında tüm ilah, rab, melik ve hüküm koyanları reddetmeli ve sadece Allah’ın ilah olduğunu anlatmalı.

Tıpkı Akabe biatlerinde Yesrip’ten gelen yetmiş beş genç gibi; İslâm davasını canını, malını, ailesini koruduğu gibi korumak için Allah’a söz vermeli, ahdine sadık kalmalı.

Allah’ın vaadi, Rasul’ün müjdesi, ümmetin umudu ve kurtuluşu olan Râşidî Hilâfet’in kurulması için çalışmalı.

Öyle bir gençlik ki, Âdem Aleyhi’s Selam gibi kulluk ve yeryüzünün halifeliği mesuliyeti ile Rabbine tövbe etmeli, hak üzere yaşamalı, hayrın öncüsü olmalı.

Nuh Aleyhi’s Selam gibi; aynı gemide yolculuk yapan insanlığı ve ümmeti küfür, şirk ve günah tufanlarından kurtarmalı, hidayet sahillerine ulaştıracak davasını bir ömür boyu taşımalı.

Eyüp Aleyhi’s Selam gibi; zorluklara, sıkıntılara, bela ve musibetlere karşı, her hâline sabretmeli, Allah’a sığınmalı.

İbrahim Aleyhi’s Selam gibi; Nemrutların yaktığı ateşlere karşı bir ümmet olmalı, en zor şartlarda dahi Rabbine tevekkül ederek zihinlerde ve meydanlardaki putları kırmalı.

Musa Aleyhi’s Selam gibi, Firavunların planlarını bozmalı, tahtlarını yıkmalı, sihirbazların büyülerini bozmalı.

İsa Aleyhi’s Selam gibi, insanlığın duçar olduğu maddi ve ruhi tüm hastalıklara şifa olan ayet ve hadisleri anlatmalı, zamanın fitne ve hastalıklarını tedavi etmeli.

Öyle bir gençlik ki; Kur’an’ın yasaklandığı günleri hatırlamalı, Allah’ın insanlar için furkan, hidayet, rahmet, şifa ve hayat nizamı olarak indirdiği Kur’an’ı okumalı, anlamalı, yaşamalı ve Kur’an ile kafirlere karşı mücadele etmeli.

Ezanın Türkçe okutulduğu günleri hatırlamalı, doğumunda kulaklarına okunan ilahi çağrıya icabet etmeli, camileri doldurmalı, Müslümanlar ile omuz omuza aynı hedefe yönelen bir ümmet olmalı.

Allah Rasulü’nün Sünnetini Nuh’un gemisi gibi kurtuluş kaynağı olarak bilmeli, dosdoğru yolda sırat-ı müstakim üzere örnek ve ölçü edinmeli.

Müslümanların yakalandığı vehn hastalığından kurtulmalı; dünyaya değil cennete talip olmalı.

Öyle bir gençlik ki, milliyetçilik, ırkçılık, vatancılık gibi batıl fikirlere aldanarak kardeşlik bağlarını koparan, zedeleyen hatta düşmanlık eden kardeşlerine karşı Kabil gibi değil Habil gibi davranarak düşmanlığı, dostluk ve kardeşliğe; kin ve nefreti, muhabbet ve merhamete; ayrılığı, birlik ve beraberliğe dönüştürmeli.

Zina, fuhuş, ahlaksızlığın sokaklarda aleni işlendiği bir zamanda gayrimeşru bütün işlere tesettür ile korunmalı, takvayı kuşanmalı ve “Ben Allah’a sığınırım” diyen ahlaklı, iffetli Yusuflar, Meryemler olmalı.

Anne-baba haklarının çiğnendiği, yaşlıların “huzur evlerine” atıldığı, isyan edilip hor görüldükleri bir zamanda onlara, itaat, hürmet ve ihsan ile muamelede bulunan, onların amel defterini kıyamete kadar kapatmayacak hayır dualar ile salih ve saliha evlatlar olmalı.

Öyle bir gençlik ki; Suriye, Afganistan, Irak, Yemen ve Gazze’de bombalanan, Arakan’da yakılan, Doğu Türkistan’da soykırıma uğrayan ümmet için ayağa kalkmalı.

Sahile vuran Aylan ve Ümran bebekler için; açlıktan annesinin kucağında can veren Yemenli çocuklar için; bombalanan Afganlı, Iraklı, komünizm zehri zorla verilen Doğu Türkistanlı, oyuncak nedir bilmeyen Arakanlı çocuklar için harekete geçmeli.

Zalim Esed’in zindanlarında, Komünist Çin’in esaret kamplarında, işgalci Yahudi varlığının hapishanelerinde tutsak edilen on binlerce mümine bacısı için her şeyi göze almalı.

Kâfirlerin sebep olduğu selin önünde sürüklenen, çerçöp misali dağılan, okyanuslarda kaybolan, Avrupa kapılarında bekletilen mazlumlar için adım atmalı.

Sayılarının çokluğuna, büyük coğrafyaya, stratejik imkânlara, yeraltı ve yerüstü kaynaklara rağmen yeryüzünün en hayırlı ümmetinin içine düştüğü bu zor, zillet hâline karşı mücadele etmeli…

Genç kardeşim cesur ol! Cesaretiniz zalimlere korku, mazlumlara umut olsun ve anlat! Dünyanın kapitalist sermaye sahiplerine mahkûm edildiği, milyonlarca insanın aç ve susuz kaldığı, çalışmak için yaşamaya mahkûm edildiği zulme karşı İslâm İktisat nizamını anlat! Gençliği kuşatan kapitalizmin ürettiği popüler kültürün aldatıcı, ayartıcı ve baştan çıkarıcı hilelerini, küfür fikirlerini, ekini ve nesli yok eden planlarını anlat! Sosyal medyada, sanal âlemde, gerçek hayatta anlat!

Ayağa kalk! Yaşanan bunca tufanlara rağmen bıkmadan, usanmadan “Bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez!” ayetini hatırlat! Her ne olursa olsun evleri, mescitleri, salonları, sokakları, meydanları, sınıfları dolaş; ev ev, mahalle mahalle, tek tek ve toplu hâlde aşikare anlat! Emrolunduğun şeyi kafirlerin beyinlerini çatlatırcasına anlat! Büyük Ortadoğu Projesini, medeniyetler ittifakını, ılımlı İslâm modelini, hoşgörü, özgürlük, demokrasi, laiklik, dinlerarası diyalog gibi batıl fikirlerin İslâm’a zıt olduğunu anlat! Zalimlere anlat, mazlumlara anlat! Anlat ki ümmet uyansın! Anlat ki ümmet zalimlere meyletmesin!

Ümmetin umudu olduğunu asla unutmamalısın! Sahabe efendilerimiz gibi evleri dar’ul Erkam haline getirmelisin. Halaka halaka dava adamlarını yetiştirmeli ve fevç fevç büyümelisin! Allah’ın yardımının hak ve yakın olduğunu, iman edenlerin bu yardımdan emin olduğunu ve Allah’ın zafer vermesiyle müminlerin sevineceklerini anlat!

Genç kardeşim, sorumluluk bilincin olsun! Yerlerin, göklerin ve dağların yüklenmekten kaçtığı emaneti kuşanmalısın!

Allah katında kabul edilecek arzun olsun: odalar dolusu sahabeler gibi genç dava adamları ile dünyanın her karışını İslâm’la şereflenmeyi iste…

Ahdin olsun; yeryüzünde Allah’ın huzurunda secde etmeyen tek bir insan kalmayıncaya kadar rahat etme!

Prensibin olsun: iki günü eşit olan ziyandadır; ilim öğren, ilim öğret, ilim yolunda ol!

Nasihatin olsun; dünya hayatı iman edip salih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kazanabileceği bir imtihan vesilesidir.

Planların olsun; Fatih’in, Romalıları ve tüm insanları şaşkına çevirdiği gibi gemileri karadan yürütüp zafere vesile olan.

Hedefin olsun: İslâmi bir hayatı başlatmak, âlemlerin Rabbini razı etmek, cennete girmek.

Duaların olsun; dilinden düşürmediğin Allah yolunda şahit ve şehitlerden olmak için…

Genç kardeşim, Allah Rasulü’nün tavsiyesi ile sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her şeyin başıdır. Allah’ın hudutlarını koru ki Allah seni korusun; Allah’ı an ki Allah da seni ansın… Haramlardan uzaklaş ki takvalı olabilesin. Kanaat sahibi ol ki, şükredenler içinde olabilesin. Kendin için istediğini diğer insanlar için de iste ki kâmil manada mümin olabilesin…

Tevazu, kulun ancak şerefini arttırır; mütevazi ol ki, Allah seni yüceltsin. Affetmek kulun ancak izzetini arttırır; affet ki Allah seni aziz kılsın. Asla boş kalma; bir işi bitirince hemen başka hayırlı bir işe başla ki şeytan seni etkilemesin! Hayır işlerde yoğunluğun harama, gıybete, boş işlere zaman bırakmasın.

Genç kardeşim, ümmetin ve aslında insanlığın derdi sizin derdiniz olsun. Uğrunda uykusuz kaldığınız, bedel ödeyeceğiniz değerler olsun. Her türlü zulme ve baskıya rağmen izzetli bir duruşunuz olsun. Zamana, şartlara göre değişmeyen İslâmi çizginiz olsun ve başkalarına anlattığınız hakikatler kendi hayatınızın değişmeyenleri olsun.

Genç kardeşim unutma: hak yolda kınanacaksın, dışlanacaksın, iftiraya uğrayacaksın, yalnız kalacaksın! Ancak gevşeme ve hüzünlenme, çünkü üstün gelecek olan -iman ettiğin için- sensin!

Unutma; İslâm sana dünyanın liderliğini, gözünün gördüğü her coğrafyayı, kıldan kerpiçten yapılmış tüm haneleri izzet ile değiştirmeyi vaat ediyor.

Unutma; Aziz ve Cebbar olan Allah bize yardım ederse bize üstün gelecek yoktur; Allah bize yardım etmezse hiç kimse bize yardım edemez!

Unutma; Bedir’de, Hendek’te, Kadisiye’de, Malazgirt’te, Çanakkale’de Allah’ın yardımı ile kazandık. Çünkü zafer Allah’ın elindedir ve nice az topluluklar vardır ki Allah’ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmiştir.

Unutma; İstanbul’un fethi müjdelendiği gibi Roma’nın fethi de müjdelendi. İlk müjde genç komutan Fatih ve onun hayırlı askerleri ile gerçekleştiği gibi ikinci müjde senin çabalarınla gerçekleşebilir.

Unutma; İslâm ümmeti Yahudileri yenecek ve onları darmadağın ederek Kudüs yeniden İslâm beldesi olacak!

Unutma; eğer Râşidî Hilâfet Devleti kurulmazsa Müslümanlar yönetimde Fransız laikliğine, ticarette Alman borçlar hukukuna, yargıda İtalyan ceza hukukuna, ictimai hayatta İsviçre medeni kanununa ve İstanbul Sözleşmesi’ne, ekonomide kapitalizmin zulmüne, dış siyasette BM, NATO, AB ve ABD gibi Batılı ülkelerin zulmüne mahkûm olacak!

Unutma; her akşam nasıl sabaha muhtaç ise her karanlık da İslâm’ın aydınlığına muhtaç! Ve unutma; nübüvvet minhacı üzere İslâm Devleti nasıl, Allah Rasulü ve sahabelerinin çalışmaları ile kuruldu ise 2. Râşidî Hilâfet Devleti de senin çabaların ile kurulacak!

Genç kardeşim hatırlat! Bir toplumda zina-fuhuş yaygınlaşırsa hastalıklar artar; ölçü ve tartıda hile yapılırsa mutlaka geçim sıkıntısı olur; zekât verilmezse yağmur azalır; Allah ve Rasulü’ne olan ahitler bozulursa onlara düşman musallat olur; Allah’ın Kitabı ile hükmedilmezse fitne, fesat olur!

Hatırlat! Müslümanların bu hâlde olmasının en büyük sebebinin İslâm’dan uzaklaşmak ve bu hâlden kurtuluşun tek yolunun İslâmi bir hayat olduğunu hatırlat!

Hatırlat! Başınıza gelen bütün bela ve musibetlerin kendi ellerimizle işlediğimiz günahlardan kaynaklandığını; içimizden hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıranların kurtuluşa ereceğini hatırlat!

Hatırlat! Yokluk ve sıkıntının her türlüsüyle imtihan edilip açlıktan karınlarına taş bağlayan müminlerin koca koca imparatorlukları dize getirdiğini; zaferin sebebinin Allah ve Rasulü’ne bağlılık olduğunu hatırlat! 

Hatırlat; siz Rabbinizle güçlü, dininizle izzetlisiniz! Siz, Râşit halifelerin, Endülüs’ü fethedenlerin, Rum kralına işitmeden önce göreceği bir ordu ile yanıt veren Harun Reşid’in, Haçlıları hezimete uğratan Selahaddin’in, Tatarları yenen Kutuz ve Baybars’ın, genç komutan Fatih’in, kralları kurtaran Kanuni’nin, Sultan Abdülhamid’in torunlarısınız…

Genç kardeşim ,kâfirler Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır! İstikbal, İslâm’ın olacaktır! İstikbal, Allah yolunda mücadele edenlerin olacaktır!



[1] Buhari, Müslim


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz