KORONA VE DÜNYANIN GELECEĞİ

Prof. Dr. Muhammed Malkawi

I. Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana yeni ve tehlikeli bir dünya düzeni ortaya çıktı. Savaşta kazanan devletler dünyanın kendi egemenlikleri altında kalması ve tüm dünyayı köleleştirebilecekleri bir güce sahip olabilmeleri için zorunlu olan tüm icraatları gerçekleştirdiler. Emperyalizm ve sömürgecilik en çirkin yüzü ile barizleşti. İngiltere, Fransa ve beraberlerindeki bazı ülkeler Afrika ve Asya kıtasının tümü üzerinde nüfuzlarını yaydılar. Oraları demir yumruklarla yönettiler, servetlerini yağmaladılar, halklarının tabiatlarını değiştirdiler. Kültürlerinin, ilke ve ideolojilerinin büyük bir kısmını yok ettiler. Yine Sovyetler Birliği nüfuzunu Orta Asya ülkeleri olan Azerbaycan’a, Ermenistan’a, Gürcistan’a, balkan ülkelerine yaydı ve baskıcı komünist sisteme onları boyun eğdirdi. Nüfuzunu yaydığı bölge halklarını iradesine boyun eğdirdi, dillerini, dinlerini ve değerlerini değiştirdi ve pas tutmuş komünizm tekerleğinin dişlisi hâline getirdi.

Dünyayı İngiltere ve Fransa’nın sömürgesinden ve Sovyet Rusya’nın baskısından kurtaracak herhangi bir sistemin ortaya çıkmasına engel olmak için küresel sistem devletleri her türlü önlemi aldılar. Yani, dünyaya yönetişim, ekonomi, politika ve değerler için başka bir model sunma yeteneğine sahip ve tüm dünya tarafından adaleti, yüksek değerleri ve halkına iyi muamelesi ile bilinen tek sistem olan İslâm Hilâfet sisteminin geri dönmemesi için her bir izi ve imkânı ortadan kaldırdılar. İslâm dünyasını param parça ettiler ve sömürgecilerin çıkarlarını korumak için son derece profesyonel olarak seçilen ajanları buralarda görevlendirdiler. Bunlar aracılığıyla siyasi İslâm’a karşı kuvvetli bir savaş verdiler. Râşidî Hilâfet Devleti’nin tekrar dönmesi hususunda sadece fikir beyan eden kimseye dahi hemen baskı uyguladılar. Zalim küresel sistemin yok edilmesinde zati bir güce sahip olan İslâm Hilâfet Devleti’nin yeniden kurulmasından Müslümanları uzaklaştırmakta önemli bir eksen olarak Filistin’de bir Yahudi varlığının kurulması için İngiltere, Fransa, Rusya ve müttefikleri büyük bir hırs gösterdiler.

II. Dünya Savaşı geldiğinde dünya halklarından 40 milyondan fazla kişinin hayatına mal oldu ve küresel sistemde köklü bir değişiklik olmadı. Dünya üzerindeki egemenlikte Avrupa’nın yerini Amerika aldı, dünyayı sömürdü ve servetlerini yağmaladı. Sovyetler Birliği ise nüfuzunu sadece doğu Avrupa’ya genişletmekle kaldı. Bundan sonra geriye yeni dünya düzeninin kendisi ile rekabet edecek, meydan okuyacak veya Amerika ve Rusya dışında dünyanın geleceğine müdahalede bulunacak herhangi bir devletin ortaya çıkmasının engelleme endişesi kaldı. Dolayısıyla bu endişe esasına göre nüfuz bölgelerinin paylaşılması, içinde İngiltere ve Çin’in de yer aldığı bir başka küresel gücün ortaya çıkmasının engellenmesi hususunda kuvvet, para ve silah devi Amerika ile Sovyetler arasında 1961 yılında Viyana’da bir buluşma gerçekleşti. Ancak burada önemli olan kapitalizm ve sosyalizmden meydana gelen beşerî ideolojilere muhalif bir ideolojiye, sisteme ve değerlere sahip olan İslâm’ın bir güç olarak ortaya çıkmasına engel olmaktı.

1991 yılından sonra ise Amerika küresel sistemin liderliğini tek başına eline aldı ve demir yumrukla dünyayı avucunda tuttu. Doğu Avrupa, eski Sovyetler Birliği ve Afrika’da yeni devletlerin ortaya çıkmasının ardından dünya siyasi haritası yeniden düzenlendi. Bunun ardından geriye en büyük tehlike olarak global kapitalist sistemle temsil edilen küresel maddi sistemle tümüyle çelişen değerleri ile; bir ideolojiye ve sisteme sahip olan bir devletin ortaya çıkması tehlikesi kaldı. Ki bu tehlike Râşidî Hilâfet Devleti ile temsil edilen ve tüm dünyayı Amerika ve zalim kapitalizmden kurtaracak olan İslâm’dan başkası değildi.

2008-2010 yılları arasında tüm dünyayı kasıp kavuran finans krizinin hemen ardından Arap ülkelerindeki insanlar ayaklandığında, zulmün kaldırılması ve değersiz maddi sisteme ait değerlerden kurtulmak için İslâm topraklarındaki halklarda kesin olarak kendisini gösteren birtakım işaretler ortaya çıktı ve İslâm nizamının yeniden hayat bulma arzuları arttı. Bunun üzerine küresel sistem demir yumruğunu kullanarak ayaklanmaları boşa çıkarmada ısrar etti. İnsanların yüz çevirmeleri, İslâm nizamının geri dönmesini istememeleri için İslâm’ın görünümünü farklı yollarla karaladı. Suriye, Libya ve Yemen’de öldürme, göçe zorlamaları yaydı. Mısır ve Suud’da şiddete ve baskıyı kullandı. Bununla birlikte, görünen gerçek, başlangıç itibarıyla insanların hareketliliği iki yıl boyunca güçlü bir şekilde ortalığı kasıp kavuran finans krizi sebebiyle Amerika’nın başını çektiği küresel sisteme ait aşamanın zayıf olduğu bir zamanda geldi. Amerika bir miktar kendine geldiğinde ise hemen eski haline dönerek harekete geçti ve tekrar karşı baskı kurdu, silah ve uşaklarının baskısıyla ayaklanmaları boşa çıkardı.

Amerika’nın haksız dünya düzeni, sistemi güçlü ve canlı olduğu, demir yumruğu var oldukça ve eli de güçlü bir şekilde uzandığı sürece, herhangi bir devletin veya rejimin veya halkın kendisi ile rekabet etmesine veya meydan okumasına hatta etkili olmasına dahi kesinlikle izin vermeyeceği mesajını dünyaya taşımaktadır. Gözü ve kulağıyla, işitmesi ve duymasıyla ve casuslarıyla en üst seviyede İslâm dünyasına odaklandı. Düşünürleri ve siyasilerinin dedikleri gibi vakti zamanı geldiğinde ortaya çıkacak canlı ve güçlü bir fikre sahip, değişime elverişli tohuma odaklandı.

İster üretilmiş olsun isterse ortaya çıkmasının ardından kullanılmış olsun isterse muayyen cihetler tarafından kullanılmış olsun insanlardan birçoğuna göre bu korona salgınında Amerika’nın rolü olduğu, birinci sırada rakibi olan Çin’i ve Avrupa’ya karşı kullandığı ve bu küresel öldürücü krizde kirli ellerini kullandığına dair bir kanaat bulunmaktadır.

Bugün dünyanın korona virüsünün hızlı bir şekilde yayılmasıyla birlikte küresel kapitalist sistemin hızlı bir şekilde yıkıma aday olduğu ortaya çıkmıştır. Zira kapitalist sistem reel sermayenin kat kat üstünde sanal bir paranın varlığı nedeniyle iç krizlerle karşı karşıyadır. Finans üzerine kurulu olan finans ekonomisi reel ekonomik gelişme ile irtibatlı değildir. Devletlerin, bireylerin ve kurumların omuzlarına yüklenen borçlar, birbirini takip eden yıkımlar zincirine liderlik edebilmesi için koronavirüsü gibi tek ve güçlü bir krizin varlığına muhtaçtır. Aynı dönemde gerçekleşecek olan ekonomik ve finansal yıkımı, güçlü küresel sistemin parçalanması takip edecektir. Bu işlem o kadar kısa süre içerisinde gerçekleşecek ki şirketler ve finansal kurumlar, taksitli faiz ödemelerinden beslenen bankalara olan borçlarını ödemekten aciz kalacaklardır. Havayolu ve deniz nakliye şirketleri, oteller, lokantalar, petrol rafinerileri, otomotiv sanayisi ve daha birçok sektör borçlarının faizlerini dahi ödeyemeyecektir. Bu duru ise bankaların çökmesine ardından da hükümete olan vergilerini ödeyememelerine yine bunun devamı olarak da bankalara olan asıl borçlarını ödemekten aciz duruma düşmeleri gibi bir dizi sıkıntıya neden olacaktır. İşte bu kriz, kapitalist sistemin içinde gizli bulunan zafiyeti, yalan ve kuruntu üzerine kurulu olan finans ekonomisi sisteminde gizli olan tahribatı açığa çıkartacaktır. Yine buna bağlı olarak Amerika başta olmak üzere küresel sistemin parçalarını birbirine yapıştıran madde, bu sistemi ve tutanaklarını birbirine bağlamaktan aciz kalacak ve zafiyetinin ardından parçalanmasına, parçalanmanın ardından da çökmesine liderlik edecektir. Sömürgeciliğe dayalı görevlerini yerine getiremeyecektir.

Bu nedenledir ki baskıcı uluslararası koşullar altında tek kutuplu kapitalist dünya düzeninin çöküşüyle aynı zamana denk gelen ve Amerika tarafından kontrol edilen dünya düzeninin çöküşünün başlamasıyla, Hilâfet Devleti’nin kurulması için bugünkünden daha uygun bir fırsat bulunmayabilir. Yapmacık bir yöntemle olsa dahi Amerika ve müttefikleri çöküşün ortaya çıkmasını engellemek ve geciktirmek için birtakım kasıtlı operasyonlar yaptıkları müddetçe bu türden bir çöküşün olması zordur. Ancak Amerika ve müttefiklerinin anlık enerjilerini silip süpürecek, çöküş ile finans ve ekonomik destek arasında engel olacak bir faktörün bulunması hâlinde hiç şüphesiz bir şekilde çöküş gerçekleşir. Şu anda ise kim tarafından ve ne şekilde ortaya çıktığına, arkasında kimin var olduğuna bakmaksızın çöküşün ortaya çıkması için bu doğrudan sebep ve faktör korona krizinin içinde bulunmaktadır. Önemli olan şu anda var olan küresel ortamdır. Katerina fırtınası ve Irak savaşından sonra 2008 yılında olduğu gibi kuvvetli bir yıkımın ortaya çıkması için küresel ortam hazırdır.

İşte bu durum Hilâfet Devleti’nin kurulması ve dünyaya hakim olan güçlerden gelecek öldürücü darbe ile karşılaşmadan devam etmesi için uygun olduğunu söylediğimiz ortamın tam da kendisidir. Şu anda ise iş değişim iradesini elinde bulunduranlara kalmıştır. Değişim metodu ve değişim araçları, yeryüzünün halifeleri olması, ayakları sabit basması ve korkudan uzak güven içinde olması için Allah’ın vaadinin gerçekleştirecektir. Allah’ın vaadini gerçekleştirecek güçlere sahip olmayı Allah’tan diliyoruz.


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz