HİZB-UT TAHRİR’DEN ÇAĞRI: KAPİTALİZMİN ÇÖKÜŞÜ VE İSLÂM’IN YÜKSELİŞİ İÇİN HAREKETE GEÇMENİN TAM ZAMANI!

Mahmut Kar

Türkiye’nin ve dünyanın gündemi, 2019 yılı Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde baş gösteren ve daha sonra hızlı bir şekilde diğer ülkelerde yayılan koronavirüs (Covid-19) salgını… Virüs, ABD başta olmak üzere AB ve tüm ülkelerin ekonomi ve finans sistemlerinin çöküşünü hızlandırdı. Çöküşünü hızlandırdı diyoruz çünkü dünyanın yaşadığı bu kriz pandemi ile başlamadı, aksine tam 12 sene önce 2008’de yaşanan Mortgage krizinin etkileri artık gizlenemez, giderilemez oldu ve Covid-19’a hazırlıksız yakalanan ülkeler şimdi kapitalist sistemin çöküşünün endişesini taşıyorlar. ABD başta olmak üzere kapitalist sömürgeci devletler 2008’den beri bu krizi aşmak işin çeşitli arayışlara girdiler ama çökmüş olan sisteme yaptıkları yamalar hiçbir işe yaramadı. Covid-19 virüsü oluşan bu krizin etkilerini daha fazla gün yüzüne çıkardı ve krizin boyutunu çok daha derinleştirdi.

Yöneticilerin kriz yönetiminde başarısızlıkları açığa çıkmış, dolayısıyla salgın kapitalist sistemin zayıflığını ve acımasızlığını ifşa etmiş oldu. Mükemmel ve son derece gelişmiş olduğunu iddia ettikleri sosyal güvenlik, sağlık, ekonomi, finans ve güvenlik sistemleri çöktü. Bu çöküşü durdurabilecek kısa vadeli suni planları bile uygulama konusunda beceriksiz kaldılar. Ancak yöneticilerin dillerine doladıkları tek şey pandemi salgını… Tüm ülkeler Covid-19’a projeksiyon tutuyor. Çünkü pandemi gündemi bittiğinde enkaz ortaya çıkacak, halklar pandemi gündeminden kurtulduklarında ekonominin büyük hasarını görmüş ve kendilerine dokunan etkilerini yakinen hissetmiş olacaklar.

Dünyanın en donanımlı hastanelerine, en gelişmiş laboratuvarlarına sahip olmakla övünen, sağlık hizmetlerine yılda 3,6 trilyon dolar harcanan ve bu paranın %75’ini sigorta ve ilaç sektörüne ayıran “süper güç” ABD salgın karşısında çaresiz kaldı ve sağlık sistemi çöktü. Yine ABD’de işsizlik giderek artıyor; bu süreçte 30 milyona yakın ABD vatandaşı işsiz kaldı. 22 milyon işsiz devlet yardımına başvurdu. Hasta tedavilerini karşılayamamaları sebebiyle sigorta şirketleri iflas bildirdi. Diğer taraftan parası olmayanlar ölüme terkediliyor. ABD başkanı Trump ise pandeminin faturasını Çin’e kesmeye çalışarak ekonomik krizin etkilerinden Çin üzerinde kuracağı siyasi ve ekonomik baskı ile kurtulacağını zannediyor. Hâlbuki diğer taraftan küresel anlamda yaşanan petrol krizinin ABD petrol piyasasına etkisini (zararını) engelleyebilecek, durdurabilecek bir formülü de yok elinde…

Avrupa’ya gelince İtalya, İspanya ve İngiltere’nin yaşadığı trajediyi tüm dünya gördü. Korona ile ilgili gerçekleri gizleyerek halk üzerinden salgın psikolojisi oluşturup kriz sürecini yürütmeye çalışıyorlar. Hastanelerin %75’inin doktor ve hemşire arayışında olduğu Almanya’da dahi pandemi sonrası sağlık sistemi çökme riskiyle karşı karşıya kaldı. Öyle ki “uygar” kapitalist ülkeler, kendi halkları dâhil tüm dünyaya yaşattıkları bu felaket karşısında başarısız ve aciz kalan politikalarını örtbas etmek için özgürlük, demokrasi, insan hakları, serbest dolaşım vb. tüm sloganlarını bir tarafa bırakmak zorunda kaldılar. İnsanları pandemi salgını korkusu ile kontrol altına almak ve başarısızlıkları karşısından tepkisiz ve etkisiz hâle getirmek istiyorlar. Burada toplumların rejimlere ve yönetimlere tepkisi çok ama çok önem arz ediyor. Şüphesiz bu süreç yalnızca iktidarları ve liderleri koltuklarından etmekle kalmayacak, bilakis küresel düzeni topyekûn değiştirecek kaçınılmaz bir değişim sürecinin başlangıcı olacaktır. Bunun farkında olan Batılı düşünürler, alarm çanlarını çalmaya başladılar bile.

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Covid-19’un ortaya çıkardığı kapitalizmin ayıplarını tek tek sıralıyor ve ülke liderlerine bazı tavsiyelerde bulunuyor. Zira kapitalist Batı için alarm çanları çalıyor.  Kissinger ABD ve Batılı hakların gösterildiği gibi dayanışma içinde olmadıklarını, toplumsal bir yıkımın kapıda olduğunu söylüyor. ABD’yi yönetenlerin süreci yönetme konusunda başarısız ve aciz kaldıklarını ifade edip ekonomik sistemin çürük temellere dayalı olduğunu itiraf ediyor.

Bu çöküşün bölgesel ve ulusal temelde verilecek bir mücadele ile engellenemeyeceğini vurgulayan Kissinger özetle şunu demeye çalışıyor: “Hepiniz aynı gemidesiniz batan gemiden hiçbiriniz kurtulamayacaksınız, onun için bencil davranmayın, el ele verin, güç birliği yapın.” Bunun yanında ülke yöneticileri artık dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söyleyip yenidünya düzeninden bahsediyorlar.

Kapitalizmin çarpıklığı, çaresizliği, Korona kriziyle mücadeledeki keşmekeşliği, ülkeler arasındaki bencilliği, açıkça belirginleşti. Ülkeler, kendilerini yere yıkan sert darbelere maruz kaldılar. Dolayısıyla İslâm ümmetinin yeniden harekete geçmesi için iyi bir fırsat var. O hâlde ey Müslümanlar! Hizb-ut Tahrir’in çağrısına kulak verin: Tüm dünyayı ele geçiren, kıtaları kontrol eden, halklara korku salan, toprakları işgal eden, servetleri sömüren, kendi despot nizamlarını mazlum halklara dayatan, kendi toplumlarını dahi ifsada boğan bu sömürgeci kâfir devletler ve onların elebaşı olan “süper güç” ABD’nin, küçücük bir virüs karşısındaki felç olmuş hâlini gördünüz. Şunu aklınızdan sakın ama sakın çıkarmayın; kapitalist iktisat sisteminin temeli sömürüye dayanmaktadır. Kapitalist sistemde insanın hiçbir değeri yoktur. İşte sömürüye dayalı bu sistem her geçen gün servetlerinizi elinizden alıyor, insan emeğini heba ediyor.

Bu düzen daha ne zamana kadar böyle devam edecek, ne zamana kadar daha bunların olmasına izin vereceksiniz? Servetlerin yağmalanmasına, emeğin zayi edilmesine, halkın bir avuç elit yönetici ve kapitalist sermayedarın kölesi olmasına ne zamana kadar rıza göstereceksiniz? Kapitalist devletler bugüne kadar güvenlik siyaseti gereği insanları savaş ile korkuttular, yıldırdılar, seslerini kıstılar. Fitne ve nifak ile terörist ve düşman ilan ettiler. Kendi geleceklerini korumak için ya bizimlesiniz ya teröristlerle diyerek korkuttular. Elinizde, avucunuzda, cebinizde ne var ne yok çaldılar; vampir gibi kanınızı emmedikleri kaldı. Şimdi artık bir avuç kapitalist dünyanın kaynaklarına yalnız başına sahip olmak için kalan nüfusun yok edilmesini istiyor. Tüm bunları görmüyor musunuz? Bakın kapitalizm çöktü, her geçen gün biraz daha yıkılıyor.

Yenidünya düzenini kim şekillendirecek? Müslüman dünyasındaki rejimler ve yöneticiler mi? Onlar ümmetin hareketinin önünde engel olarak duruyorlar. Bu yöneticiler, ümmete düşmanlıkları ve sömürgeci büyük güçlere bağlılıkları konusunda ısrar ediyorlar. Onlar hâlâ ABD’ye Yahudi varlığına ve Batı’ya yardım için koşuyorlar.  Bakın Amerika’ya, Bakın Avrupa’ya, Rusya’ya, Çin’e ve diğerlerine… Küçücük bir virüs birkaç ayda darmadağın etti hepsini. Ancak Müslümanları yönetenler hâlâ onların yanında izzet ve şeref arıyorlar. Çökmüş olan bu kapitalist Batılı düzenin sırtına yok edici darbeyi vurmak yerine elinden tutup ayağa kaldırmaya çalışıyorlar.

Türkiye’nin yardım gönderdiği ABD ve Batılı devletler kim? Onlar sadece kendilerini düşünen sömürgeciler, servetlerini artırmak ve çıkarları için milyonlarca insanı gözünü kırpmadan öldüren gözü dönmüş katiller onlar. Onlardan ne yardım istenir ne yardım beklenir ne de onlara yardım gönderilir. Onlara karşı ancak meydan okunur, sömürü düzenlerini yerin dibine sokmak için karşılarına çıkılır ve onlardan hesap sorulur.

O hâlde insanlığın geleceği için ayağa kalkmayacak mısınız? Dünya tarihinde yeni bir dönüm noktası olacak değişim için harekete geçmeyecek misiniz? Kapitalist düzenlere ve sizi kandıran sözde demokratik rejimlere meydan okumayacak mısınız? Şunu sakin unutmayın; istikbal İslâm’ındır. Allah’ın izni ve yardımıyla kapitalizm yıkılacak ve küresel sistemde oluşacak bu siyasi boşluğu İslâm dolduracak. Kapitalizmin yıkılışı İslâm’ın yeniden doğuşunu getirecek.

Yeryüzünde ilahlık taslayan ülkeler, batılı hak, hakkı batıl yapıyorlar. Bu ülkeler, neredeyse görülemeyen, onları yere seren küçücük ama küçücük bir virüs karşısında çaresizliklerini kanıtladılar. Nasıl mücadele edeceklerini ve karşısında nasıl duracaklarını bilemiyorlar, debelenip duruyorlar... Aziz ve güçlü Allah’ın şu buyruğunun sillesine maruz kalana dek zulümlerinin dehlizlerinde debelenip duracaklar.

[وَقُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقاً] “Yine de ki: Hak geldi; batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur.”[1] 

Ey Müslümanlar! Hiç şüpheniz olmasın ki artık sömürgeci kapitalizm çöküş sürecine girmiş, sistemin zayıflığı ve acımasızlığı kanıtlanmış, haris liderlerinin başarısızlığı ise ifşa olmuştur. Dünya artık yepyeni bir değişim sürecindedir ve İslâm’dan başka hiçbir alternatif de yoktur. O hâlde İslâmi hayatı yeniden başlatmak üzere harekete geçmeye var mısınız? Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Sahabe efendilerimize emanet bıraktığı Râşidî Hilâfet Devleti’ni yeniden ikame etmek için halkına yalan söylemeyen Hizb-ut Tahrir ile çalışmaya var mısınız? Ecdadınız gibi tarih yazmaya, hayatınızı İslâm’a adamaya, dünyayı küfrün karanlıklarından İslâm’ın aydınlığına kavuşturmaya, İslâm’ın gölgesinde adalet, huzur, refah ve sağlık içinde yaşamaya var mısınız?

[لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ] “Çalışanlar işte böylesi (bir kurtuluş) için çalışsınlar!”[2]



[1] İsra Suresi 81

[2] Saffât Suresi 61


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz