PKK İTTİHAT ve TERAKKİ’NİN İZİNDE

Mustafa Küçük

Resul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in M. 622’de hicretiyle kurduğu Hilâfet Devleti ümmetin bağrında kök salarak asırlarca varlığını korudu. Toplumda fikrin yükselip inhitata uğramasına bağlı olarak İslâm Devleti de yükselip geriledi. Kitap ve Sünnet’e bağlı kalınıp kalınmaması oranında güçlendi veya zayıfladı. Her şeye rağmen İslâm’ı bağrına basan halkları asırlarca hayır ve rahmetle yönetti ve onları korudu. 

Ancak dünyanın kuruluşundan beri süre gelen karanlık ve aydınlığın, nur ve zulmetin mücadelesi devam ede durdu. Nitekim Hilâfet Devleti’nin varlığını sürdürdüğü takriben bir buçuk milenyum zarfında bu mücadelenin nur ve aydınlık tarafını teşkil ettiğine tarih şahittir. Tarih, aynı zamanda Hilâfet Devleti’nin ortadan kaldırıldığı günden beri insanlığın gün yüzü görmediğine de şahittir.

Batı’nın İslâm âlemine yönelik komplo ve entrikaları bitmek bilmedi. Ancak bütün plan ve tezgâhlar, Hilâfet’in kaim ve Halifenin varlığı sayesinde en az zararla püskürtüldü. 

Batı; Hilâfet’i ilga etmeden İslâm Ümmeti’ni parçalayıp sömüremeyeceğini anlamıştı. Bu nedenle bütün planlarını bunun üzerine kurdu. Ancak dışarıdan gerçekleştireceği fikrî saldırılarla amacına ulaşamayacağını da anlamıştı. Bu nedenle Müslüman evlatlarından bazılarını Batı düşüncesine inandırmaları gerekiyordu.

İşte yıl 1889 idi. Askeri Tıbbiye Mektebi'nde İttihad-ı Osmanî Cemiyeti adlı gizli bir örgüt kurdurdular. Daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti adını alacak olan ve Masonik bir yapılanmaya giden örgüt, aynı devirde kurulmuş irili ufaklı diğer pek çok örgütle birleşerek Osmanlı coğrafyasının en güçlü teşkilatı haline geldi.

Batı değer yargılarının ve Batı hadaratının İslâm âlemine egemen kılınmasıyla kalkınmanın gerçekleşip adaletin sağlanacağına inandırılan bir avuç Müslüman evladı kendi amentülerine, medeniyet köklerine, hayat tarzlarına ve bunların hepsini koruyup kollayan Hilâfet’e kastetmişlerdi.  Zaman zaman ülkenin yönetiminde inisiyatif sahibi olan örgüt Halife Abdulhamid’i tahtan indirebilmiş, ülkeyi maceradan maceraya sürüklemiştir.

Nihayet I. Dünya Savaşı’na sokarak Batılı devletler tarafından paylaşılmasına zemin hazırlamıştır.  Neticede Hilâfet ilga edilerek İslâm âlemine vurulabilecek en büyük darbe indirilmiştir. Batı;  İttihat ve Terakki üzerinden İslâm coğrafyasını dizayn ederek pilot bölge olarak seçtiği Anadolu topraklarını laik ve ulus temelinde kurduğu Cumhuriyetle bu coğrafyada yaşayan halkların arasında ötekileştirme, ayrışma ve bölünmeyi tetikledi.

İşte laik ulusçu bir örgütün Batı ile iş tutarak sürdürdüğü gizli faaliyetlerin İslâm Ümmeti’ni getirdiği son nokta:  Elli üç küsur devletçiğe bölünmüş ve her birinin başına birer işbirlikçinin atandığı bir coğrafyaya dönüşen İslâm ülkesi!

Bir asra yakın bir zamandır Hilâfetsiz /kalkansız savrulup duran ümmetin yeniden Allah’ın ipine sarılmaya azmettiği şu günlerde çok yönlü komplo ve tezgâhlarla yolu kesilmek istenmektedir.

İşte bu tezgâhlardan birisi de kırk yılı aşkın bir zamandır dış güçler tarafından palazlanan PKK oluşumudur.

PKK ( Partiya Karkerên Kurdistanê /Kürdistan İşçi Partisi )  Marksist-Leninist ideoloji temelinde 1974 yılında Abdullah Öcalan tarafından kurulmuştur.

Söz konusu örgüt amacını; Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı ve Kürdistan olarak anılan, Türkiye'nin doğu ve güneydoğusu, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve İran'ın kuzeybatısındaki bölgede, bağımsız sosyalist bir Kürt devleti kurmak olarak belirlemiştir.

PKK ve benzeri yapılanmaların ortaya çıkmasını hazırlayan sebeplerin başında bu coğrafyada halka rağmen Türk ulusu ekseninde ihdas edilen laik demokratik rejim gelmektedir. Nitekim bu yeni rejim ile başlayan  Şeyh Said, Koçgiri, Ağrı Dağı ve Dersim gibi isyanları bertaraf etmek için  Takrir-i Sükun kanunu  ile kurulan İstiklal Mahkemeleri devreye sokularak pek çok insan vatan hainliği ile suçlanarak idam edilmiştir. Diğer taraftan 1980 darbesinin oluşturduğu Diyarbakır Cezaevi şartlarının da PKK’nın varlığını pekiştiren bir unsur olduğu açıktır.

Rejim, kendi varlığını pekiştirmek için aradığı düşmanı bulduğuna sevinirken Avrupa ve ABD terör örgütü olarak ilan ettikleri PKK’yı dönemsel olarak desteklemeye devam ettiler. Nitekim 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesiyle gelişen olaylar, Saddam’ın cezalandırılması, Şii isyanı ve ardından başlayan Kürt isyanı ve Kürtlerin Saddam’dan korunması adına kurulan Çekiç Güç de PKK örgütüne lojistik destek sağlamakta bir beis görmemiştir. Ayrıca Kuzey Irak’ın uçuşa yasak bölge ilan edilmesi de PKK’nin işini kolaylaştırmıştır.

Avrupa siyasi sığınmacı olarak kendisine gelen PKK mensuplarına kapılarını açmakla yetinmemiş ayrıca onların Kürtçülük bağlamında sürdürdükleri siyasi, kültürel ve sosyal faaliyetlerine arka çıkmıştır. Bu hareketin laik temeller üzere kurulu olması ve İslâm coğrafyasını zayıflatan etkin bir faktör olması Avrupa’nın dikkatinden kaçmamıştır. Bu hareket üzerinden İslâm coğrafyasına müdahil olabileceğini hesaplamıştır. Öyle ki; bu açıdan ABD ile aralarında bir rekabet ve çatışma bile söz konusu olmuştur. Nitekim son evrede Amerika PKK kartını Avrupa’nın elinden almıştır. Şahinler diye addedilen Avrupacı örgüt mensupları çözüm süreci aşamasında tasfiye edilmiş, direnenler faili meçhul suikastlarla bertaraf edilmişlerdir.

Diğer taraftan İslâm dünyasında sömürgeci devletlere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı biriken öfkenin patlamasıyla başlayan Arap Baharı, İslâm yıldızının parlamasına neden oldu. Tunus, Libya, Mısır, Suriye derken Müslümanların dinlerine olan güvenleri yenilendi. Hilâfet talebi bütün İslâm ümmetinde yankılandı. Râşidî Hilâfet Devleti’ni yeniden kurmak için yarım asırdır fikrî ve siyasi faaliyet gösteren Hizb-u Tahrir’i ümmet bağrına bastı. İslâmî Yönetim talepleri kuvvet buldu. Özellikle Suriye Devrimi büyük sömürgeci güçlerin hesaplarını tehlikeye soktu. Avrupa, ABD, Rusya ve dahi İran’ın bölge üzerindeki politikaları deşifre oldu.

Bu bağlamda PKK terör örgütünü sadece Türkiye üzerinde etkili bir hareket olarak görmek yanlıştır. Nitekim şimdilerde koalisyon güçlerinin ön açmasıyla Kuzey Irak ve Suriye’de oldukça etkili olmaktadır. Laik, etnik ve bölücü bir terör örgütü olarak dış güçlerin bölgedeki eli kolu olmuş durumdadır.

İşte tam da bu günler için palazlanan PKK,  Hilâfet’in ikame edilmesini engelleyecek veya geciktirecek bir faktör olarak devreye sokulmuştur. Kürt halkının Hilâfet’in yeniden ikamesine sağlayacağı katkıyı bertaraf edecek bir unsur olarak önü açılmıştır. Bulunduğu yerlerde koalisyon uçaklarıyla önü temizlenerek alan hâkimiyeti kazanması sağlanmaktadır. Türk ulusçuluğu ve laisizm üzerinden kurulanan İttihat ve Terakki Hilâfet’in ilga edilmesinde kullanılmıştı. Kürt ulusçuluğu ve laisizm üzerinden kurgulanan PKK ise Hilâfet’in yeniden kurulmasını engelleyecek bir unsur olarak kullanılmaktadır.

Kürdüyle Türküyle ve Arabıyla İslâm Ümmeti Hilâfet çağrılarına kulak verdikçe bu nevi ırkçı örgütler muhatap bulmakta zorlanacaktır.

Geçek şu ki Hilâfet gibi birleştirici ve bütünleştirici evrensel bir düşünce dışında hiçbir fikir Kürt halkını bu girdaptan kurtaramayacaktır. Laik, vatancı, ulusalcı rejim partilerinin bu saatten sonra Kürt halkına vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Sair kardeş halklar gibi Kürt halkının da kurtuluşu Hilâfet’in ikamesiyle gerçekleşecektir. Şehid Şeyh Said Rahimehullah’ın hemşerileri olan Kürt halkının İslâm’dan daha aziz davaları olmamıştır.

Gerçek şu ki; İslâm davası Hilâfet’in ikamesiyle kemale erecek ve onu ikame eden halklara izzet ve şeref bahşedecektir.

Müslüman Kürt halkının bu şereften mahrum yaşayabileceğini hayal bile edemiyorum!

Allah Celle Celâlehû şöyle buyurdu:

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

“Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” (Âli İmran Suresi 103)

 


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz