HİZB-UT TAHRİR TÜRKİYE MEDYA BÜROSU BAŞKANI MAHMUT KAR’IN KONUŞMASI

Mahmut Kar

بسم الله الرحمن الرحيم

الحمد لله الذي أعز المسلمين بالخلافة. وجمع شملهم بالإمامة. والصلاة والسلام على نبينا محمد. أول وأشرف قائد للدولة الإسلامية. الحمد لله والصلاة والسلام على رسول الله وعلى آله وصحبه ومن والاه،أحييكم بتحية الإسلام. السلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

Müslümanları Hilâfetle şereflendiren Allah’a hamdolsun… Bir imamla parçalarını birleştiren Allah’a hamdolsun… Kâfirler istemese de, zalimler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasulünü hidayet ve hak üzere gönderen Allah’a hamdolsun… Salât ve selam İslâm’ın ilk devlet başkanı Rasulü Ekrem efendimizin üzerine olsun… Salât ve selam O’nun ehline, ashabına ve O’nun yolunu takip edenlerin üzerine olsun…

Kıymetli kardeşlerim, kıymetli bacılarım, sizleri selamların en güzeli olan İslâm’ın selamı ile selamlıyorum. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve mağfireti üzerinize olsun.

Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh…

Bugün, Ankara tarihi günlerinden birini yaşıyor. Bugün bundan tam 92 yıl önce, hayati ve tarihi değerimiz olan Hilâfet’in kaldırıldığı şehirde, burada, Ankara’da, yeniden Hilâfet’in sesi yükseliyor. Bugün Anadolu’nun bağrında birçok medeniyete tanıklık etmiş bu şehrin, Ankara’nın, bir Cumhuriyet şehri olmadığını, İslâm ile yoğrulmuş öz be öz Anadolu şehri olduğunu, cümle âleme gösteriyoruz.

Bugün burada, Bizans’a esir düşmüş Müslüman kadını kurtarmak için ordusunu Amuriyye’ye yani Ankara’ya harekete geçiren Halife Mutasım Billah’a “Ey Mutasım! Gözün arkada kalmasın, vallahi biz senin emanetine sahip çıkıyoruz, vallahi sahip çıkacağız.” diyerek söz veriliyor.

Bugün burada, devletlerin, koca koca yöneticilerin zelil bir şekilde önünde eğildiği Amerika’ya, sömürgeci Batıya, Rusya’ya şunu diyoruz:

Ey kâfir Amerika! Ey kâfir Batı! Ey Rusya! Ey İslâm düşmanları!

Hayal kırıklığına uğradınız değil mi? Planlarınız bozuldu değil mi? Müslümanlar olarak bizler, küfre karşı verdiğimiz yüzyıllık mücadelede zayıf düştük, sarsıldık, yaralandık, ihanete uğradık ama henüz ölmedik. Bakın işte, dimdik ayaktayız. İslâm’ın sancağını bu topraklarda yeniden dalgalandırıyoruz. Yeniden, yeniden adım adım Hilâfet’e doğru yürüyoruz. Aynen Necip Fazıl’ın dediği gibi:

Geçenler geçti senin uçtu papucun dama

Çatla Sodom Gomore Patla Bizans ve Roma

Ey Obama! Ey Amerika! Şunu asla unutma!

وَقُلْ جَاء الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا

“De ki: Hak geldi, bâtıl zail oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.” İsra Suresi 81

Kerim Kardeşlerim, Kerime Bacılarım,

İslâm düşmanı kâfirler 3 Mart 1924’te Hilâfet’i kaldırmakla İslâm’ı ilelebet tarihe gömdüklerini sandılar. Müslümanların bir daha asla Hilâfet’e dönemeyeceklerini zannettiler. Bugün burada bizler, bu konferansta yere düşen sancağı tekrar ayağa kaldırıyoruz. Hem de sadece düştüğü yerde değil, sadece İstanbul’da değil, Ankara’da bu sancak ayağa kaldırılıyor. Konya’da, Bursa’da ayağa kaldırılıyor. Aydın’da ve Van’da ayağa kaldırılıyor. Diyarbakır’da, Urfa’da da aynı gayret ve samimiyetle kaldırılıyor. Ve biz diyoruz ki: Müslümanlar ancak bu bayrak altında kardeş olabilirler. Ancak bu şekilde mutlu ve huzurlu olabilirler. Ancak bu bayrağın gölgesinde güvenli ve izzetli bir yaşam sürdürebilirler.

Kardeşlerim! Allah’ın kelimesini yüceltenlere selam olsun. Rasulullah’ın ukab sancağını dalgalandıranlara selam olsun. Allah’ın davasına sahip çıkan Müslümanlara selam olsun. Selam olsun Hilâfet’in son başkenti İstanbul’a, selam olsun Anadolu toprağı Ankara’ya, selam olsun Osmanlı’nın yadigârı Bursa’ya, selam olsun Nebiler şehri Urfa’ya, selam olsun Mersin’e, Adana’ya, Hatay’a, selam olsun Gaziantep’e, Maraş’a, Diyarbakır’a, selam olsun Erzurum’a, Van’a, Trabzon’a, selam olsun, Antalya’ya, Yalova’ya İzmit’e, selam olsun Konya’ya Karaman’a Bitlis’e, selam olsun Aydın’a, Sakarya’ya… Tüm Anadolu’ya, tüm Türkiye’ye selam olsun…

Peki ya, Kelime-i Tevhid sancağı sadece bu topraklarda mı dalgalanıyor? Sadece buralarda mı Allah’ın kelamını yüceltmek için çalışıyor Müslümanlar? Hayır!

Hilâfet’in kaldırılmasına çok üzülen bir diyar var biliyorsunuz. Hindistan, Pakistan ve Afganistan toprakları… Onlara da selam olsun. Onlar, bu değerin korunması için, Hilâfet’in baki kalması için ellerinde avuçlarında ne var ne yok Türkiye’ye gönderdiler ama ihanete uğradılar, ama kandırıldılar… Kâfirler tarafından sömürüldüler ama yine de pes etmediler. İşte onlar, bugün İslâm’ın sancağını kaldırıp sömürgeci Batılılarla işbirliği yapan hain yöneticilerin saraylarına yürüyorlar.

Onlara diyoruz ki, emanetinize ihanet edenlere rağmen, sizi yüzüstü bırakıp sömürgeci İngilizlerin insafına terk edenlere rağmen, sizi sırtınızdan vuranlara rağmen, biz Türkiye’deki Müslümanlar olarak size güzel bir haber veriyoruz; Allah’ın yardımı ve nusretiyle sizlere Anadolu topraklarından Hilâfet’in ayak seslerinin haberini veriyoruz inşaAllah.

Gözünü Türkiye’ye çevirmiş, buradan, Anadolu’dan hayırlı bir muştu bekleyen, Hilâfet’in yeniden ikamesinin müjdesini bekleyen Endonezya’ya, Malezya’ya ve Burma’ya selam olsun.

İslâm’ın ilk toprağına, Rasulullah’ın beldesine Mekke’ye selam olsun. İslâm Devleti’nin ilk başkenti olan Medine’ye selam olsun… Endülüs’e, Bağdat’a, Bosna’ya selam olsun…

Selam olsun Suriye’ye, selam olsun Bilad’üş Şam’a… Allah’ın kelimesini yücelten devrimcilere selam olsun. Şehitlerin kanını, ucuz hesaplara satmayan, ödenen bedelleri demokratik bir rejimle asla değişmeyen muhlislere selam olsun… Ulus devlet bayraklarının yerine, İslâm’ın sancağını en yükseklerde dalgalandıran Şam ehline selam olsun…

Ey Şam beldesinin ehli!

Bu devrim, bize Halife Abdulhamid’in Filistin topraklarını satın almak isteyen Yahudi’ye attığı tokadı hatırlattı. O tokat ki, Filistin topraklarının satılık olmadığını onlara gösterdi. Siz ise Beşşar Esed’e attığınız tokatla tüm küresel güçlere, onların işbirlikçilerine şunu söylediniz:

“Suriye toprakları, kokuşmuş demokrasiniz ve sömürge planlarınız için uygun bir arazi değildir.”

Yine mazlum ve garip Doğu Türkistan’a, Özbekistan’a, Kırgızistan’a, Tacikistan’a ve tüm Orta Asya’ya selam olsun… Kırım ve Rusya’daki, Mısır, Tunus ve Fas’taki, Tanzanya, Sudan ve Kenya’daki Müslüman kardeşlerimize selam olsun… Okyanusun ortasındaki adalarda dahi Kelime-i Tevhid sancağını kaldıranlara, Mauritius ve Zangibar adalarında Hilâfet için çalışanlara da selam olsun...

Selam olsun yeryüzünün tüm mazlumlarına… Kalkanları olmadığı için, bir Halifeleri olmadığı için zulme uğrayan bütün mazlumlara selam olsun…

Ve selam olsun o kutsal beldeye, kendisi ve etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksa’ya selam olsun… Filistin’e selam olsun, Kudüs’e selam olsun… O belde, Hilâfet’in kaldırılmasından sonra, yeniden Hilâfet’in ikamesini kendisine şiar edinen ve bunun için Hizb-ut Tahrir’i kuran Şeyh Takiyyuddin en-Nebhani’nin beldesidir… Ömrünü İslâm davasına adamış, hayatı boyunca Allah’ı dost edineni dost, Allah’ı düşman edineni de düşman edinmiş değerli âlim Nebhani’den Allah razı olsun.

Şeyh Takiyyuddin en-Nebhani’nin 1953’te kurduğu Hizb-ut Tahrir, bugün 50 ülkeye yayıldı, O’nun başlattığı bu hareket kâfirlerin kalbine korku saldı… Bu zor davada, Nebhani’ye yol arkadaşı olanların hepsinden de Allah razı olsun. Onlar, Müslümanları fikri ve siyasi çöküntüden kurtarmak, ümmetin yeniden yükselmesi için çalışan ilk tohum, ilk çekirdek oldular. Onlar, umutları tükenen Müslümanlara can suyu oldular. Allah onlardan ve İslâm’ın hâkimiyeti için çalışan tüm Müslümanlardan razı olsun.

Kerim kardeşlerim, kerime bacılarım!

92 yıl önce bugün elem vardı, korku vardı, yalnızlık ve çaresizlik vardı, fikri zafiyet vardı. Ancak bugün elem yok, bugün korku yok, bugün yalnız ve çaresiz değiliz. Bugün fikri zafiyet de yok.

Çünkü bugün, aranızda hayra davet eden, marufu emreden ve münkerden alıkoyan bir kitle var. Çünkü bugün, tüm engellemelere rağmen ümmetle beraber Hilâfet için çalışan Hizb-ut Tahrir var.

Hizb-ut Tahrir; Hilâfet’in unutulduğu, neredeyse zihinlerden kazınırcasına silindiği bir zamanda, Hilâfet’i yeniden kurabileceklerine dair Müslümanlar’a umut aşıladı. Şartlara, durumlara, konjonktürlere boyun eğmedi, Allah’ın vaadine güvendi, Rasulullah’ın müjdesini haber verdi ve Müslümanları Hilâfet’in kurulacağına inandırdı.

Ne dediler? “Hilâfet mi? Hayal mi görüyorsunuz.”Dünyanın düzeni değişmiş, şartlar değişmiş, ülkeler ve kıtalar arasında köprüler kurulmuş, siz buna rağmen 13 asır önce var olan Hilâfet’i mi kuracaksınız?” dediler.

“Hilâfet, İslâm’ın yönetim sistemi değildir, sadece tarihi bir tecrübedir. Zaten İslâm herhangi bir yönetim sistemi de belirlemedi.” dediler.

“Elli küsur parçaya bölünmüş İslâm dünyası, cemaat ve mezhep ayrılığı yaşayan Müslümanlar, nasıl olacak da vahdeti, birliği sağlayacak?” dediler.

“Bu Müslümanlarla mı Hilâfet’i kuracaksınız, bu toplum mu Hilâfet’i getirecek?” dediler.

Ama Hizb-ut Tahrir bunların hiç birine aldırmadı. Allah’ın vaadine güvendi, O’nun yardımından ümidini hiç kesmedi. Rasulullah’ın müjdesi Hizb-ut Tahrir’i azimlendirdi. Ve biz bu seçkin ümmete güvendik, Müslümanlara güvendik! Müslümanların, adeta üzeri küllenmiş bir kor gibi içten içe yandıklarını gördük. Biz bu ümmetin, kendilerine öncülük edecek olan dosdoğru adamları aradığını fark ettik. Bu sebeple daha da azimlendik, daha çok çalıştık!

Kıymetli Kardeşlerim!

Bugün burada, Hilâfet’in ilga edildiği, birliğimizin dağıtıldığı, topraklarımızın parçalandığı 3 Mart 1924 tarihini hatırlatmak adına hüznü ve umudu aynı anda yaşıyoruz. Hüzünlüyüz, zira 3 Mart ümmetin kara günüdür. Hüzünlüyüz zira 3 Mart ümmetin Halifesinden koparıldığı ve Müslümanlar için bölünmüşlüğün başladığı bedbaht gündür.

Ama aynı zamanda umutluyuz, coşkuluyuz ve sevinçliyiz. Zira Hilâfet’in ilga edildiği 3 Mart 1924’ten ve Hilâfet aleyhinde yapılan bunca propagandadan sonra, tam 92 sene sonra, bugün burada Hilâfet’in ilga edildiği meclisin hemen yanı başında, Hilâfet’i yeniden ikame edeceğimizi haykırıyoruz. Dünyanın dört bir tarafından gelen Müslümanların Hilâfeti istediklerini, Hilâfet için çalıştıklarını görüyoruz. Elhamdulillahi Rabbil âlemin.

Kardeşlerim! Hilâfet sadece Hizb-ut Tahrir’in meselesi değildir. Hilâfet bu ümmetin ortak meselesidir. Hilâfet Müslümanların ölüm kalım meselesidir. Hilâfet meçhul değil, gerçektir. Hilâfet Allahu Teâlâ’nın vadettiği, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği ve Râşid Halifelerin üzerinde yürüdüğü şer’î esaslara dayalı İslâmî bir nizamdır.

Hilâfet beşeri sistemlerle kıyaslanacak bir tercih değildir. Aksine o şeriatımızın olmazsa olmaz bir emridir.

Hilâfet ne krallıktır, ne federal sistemdir. Ne imparatorluktur, ne parlamenter sistemdir. Ne de Amerikan tipi “Başkanlık”tır.

Hilâfet, egemenliği kayıtsız ve şartsız şeriata veren, sulta ve otoriteyi ümmetten alan İslâmî yönetim sistemidir.

Hilâfet dünyayı kapitalist ideolojinin vahşiliğinden ve sömürgeci devletlerin açgözlülüğünden kurtaracak tek alternatiftir.

Hilâfet Müslümanları Batılı devletlerin hegomanyasından, küresel sermayenin tuzaklarından, demokrasi ve laiklik belasından kurtaracak olan tek çaredir.

Hilâfet, Mescid-i Aksa’yı esaretten, Müslümanları katledilmekten ve birçok İslâm beldesini işgalden kurtaracak tek güçtür.

O halde buradan tüm Müslümanlara sesleniyoruz: Ey Müslümanlar!

Haydi, kalkın ve davanıza sahip çıkın. Üzerine İslâm elbisesi giydirilmeye çalışılan demokrasiye bu topraklarda yer olmadığını herkese gösterin. Bu topraklar ki, 400 yıl Hilâfet’in sancağını taşıyan, Sultan Fatih’in ve Abdulhamid’in size emanetidir.

Haydi, koşun Ey Müslümanlar! Hizb-ut Tahrir’in çağrısına kulak verin! Davet ve nusrete katılın. Hilâfet’in yeniden kurulması için siz de çalışın. Sadece Hilâfet’in kurulmasına tanıklık etmeyin. İşte kervan hareket etmek üzere, haydi bu kervana siz de katılın.

Öyleyse ne diyoruz? Gayret bizden, tevfik Allahu Teâlâ’dandır.

الرَّحِيمُ الْعَزِيزُ وَهُوَ يَشَاء مَن يَنصُرُ اللَّهِ ا بِنَصْرِ لْمُؤْمِنُونَ يَفْرَحُ وَيَوْمَئِذٍ

“O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” Rum Suresi 4-5

Kardeşlerim son olarak Rabbimden şunu niyaz ediyorum: Allah bu konferansı, varlığı ile İslâm ve ehlinin izzetli olacağı, küfür ve ehlinin zilleti tadacağı Râşidî Hilâfet’in kurulmasına vesile kılsın…

Müslümanlara kurtuluş versin, bizleri Müslümanları izzetlendirecek, kâfirleri ise zelil kılacak ikinci Râşidî Hilâfet ile şereflendirsin.

Ve’s Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh





Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz