AMELLERİN AYNASI İHLÂS

Musa Bayoğlu

İhlâs kök olarak “Arınmak, ayrışmak, katışıksız ve dupduru olmak.” anlamına gelir. Istılah olarak “Bir şeyi, kendisine karışmış ve bulaşmış olan şeylerden arındırmak, ayrıştırmak ve sadece kendisi yapmaktır.”  İslâmî açıdan ise ihlâs, “Gizli ve açık bütün nevileriyle şirkten uzak ve tevhid üzere yüce Allah’a kulluk edilmesi, ibadette sadece ve sadece Allah rızasının kastedilmesi." demektir.

Gerçek kulluk ancak ihlâs ile sağlanabilir. Bir kimsenin Allah'a sımsıkı sarılması, Allah'tan başka bir ilah olmadığını bilerek, hayatını yalnızca O'nu razı etmeye adaması ve her ne olursa olsun Allah'a olan sadakatinden vazgeçmemesidir ihlâs.

İhlâs Allah rızası için yaptığımız bütün amellerin kabulü için olmazsa olmaz şarttır. Bu yüzden ihlâs ile ilgili birçok ayet ve hadis konunun önemini bize haber vermektedir.

إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ

“(Rasulüm!) Şüphesiz ki Kitap’ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah’a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.”[1]

"O, sizin suret, şekil ve dış görünüşlerinize değil, kalplerinize ve kalbî temayüllerinize bakar."[2]

“Benim şefaatim ihlâs ile ‘lâ ilahe illallah’ diyenleredir. Çünkü muhlis olanın kalbi dilini, dili kalbini doğrular.”[3]

İhlâs, iman kadar amel için de önemli bir yapı taşıdır. İhlâs amelin özü mesabesindedir. Bu sebeple bir hadis-i şerifte bu durum şöyle ifade edilir:

“Her zaman amellerinizde ihlâsı gözetin; zira Allah sadece amelin halis olanını kabul eder.”[4]

 

Küçük Şirk Riya

İhlâsın zıddı riya ve gösteriştir. Riya, iş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya bir ameli Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapmaktır. Riya, kulun Allah’a itaat ederken kullara yaranmak istemesidir. Bu da insanı şirke sürükler. Bu konu ile ilgili bazı rivayetler şöyledir...

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:

"Şüphesiz Allah sadece kendisi için ve kendisinin rızası için olmayan bir amelden başkasını kabul etmez."[5]

“Sizin hakkınızda kaygılandığım küçük şirkten sizi uyarırım.” Küçük şirk nedir diye kendisine sorulduğunda ise “Riyadır.” diye cevap verir ve devamında, “Yüce Allah, amellerinin karşılıklarını görecekleri günde kullarına şöyle buyuracaktır: Dünyadayken yaranmaya çalıştığınız kimselerin yanına gidin, bakın onlardan bir karşılık görecek misiniz?”[6]

“Hardal tanesi kadar riya bulaşmış hiç bir amel kabul edilmeyecektir.”[7]

Ebu Hüreyre RadiyAllahu Anh anlatıyor:

“Rasulullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam bir gün: Hüzün kuyusundan Allah’a sığının! buyurdular. Oradakiler: Ey Allah’ın Rasulü! Hüzün kuyusu da nedir? diye sordular. O, Cehennem’de bir vadidir. Cehennem, o vadiden her gün yüz kere Allah Celle Celâlehû’ya sığınma talep eder. Ey Allah’ın Rasulü, oraya kimler girecek? Oraya, amellerinde riya yapan Kurrâlar girecektir!” 

Ebu Hüreyre RadiyAllahu Anh anlatıyor“Rasulullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam buyurdular ki: Allahu Teâlâ diyor ki: Ben ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Kim bir amel yapar, buna benden başkasını da ortak kılarsa, onu ortağıyla baş başa bırakırım.”    

Şüfeyyü’l-Esmâi, Ebu Hüreyre’den naklediyor: “Rasulullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam buyurdular ki: Kıyamet günü ilk çağrılacaklar, Kur’ân’ı ezberleyen biri, Allah yolunda öldürülen biri ve bir de çok malı olan biridir. Allah Teâlâ Hazretleri Kur’ân okuyana: Ben Rasulüm’e inzal buyurduğum şeyi sana öğretmedim mi? diye soracak. Adam: Evet ya Rabbi! diyecek. Bildiklerinle ne amelde bulundun? diye Rabb Teâlâ tekrar soracak. Adam: Ben onu gündüz ve gece boyunca okurdum, diyecek. Allahu Teâlâ: Yalan söylüyorsun! diyecek. Melekler de ona: Yalan söylüyorsun! diye çıkışacaklar. Allahu Teâla Hazretleri ona: Bilakis sen: Falanca Kur’an okuyor, densin diye okudun ve bu da söylendi, der.    Sonra, mal sahibi getirilir. Allah Teâlâ Hazretleri: Ben sana bolca mal vermedim mi? Hatta o kadar bol verdim ki, kimseye muhtaç olmadın? der. Zengin adam: Evet yâ Rabbi, der. Sana verdiğimle ne amelde bulundun? diye Rabb Teâlâ sorar. Adam: Sıla-i rahimde bulunur ve tasadduk ederdim, der. Allahu Teâla: Bilakis sen: Falanca cömerttir, desinler diye bunu yaptın ve bu da denildi, der. Sonra Allah yolunda öldürülen getirilir. Allah Teâlâ: Niçin öldürüldün? diye sorar. Adam: Senin yolunda cihadla emrolundum. Ben de öldürülünceye kadar savaştım, der. Hakk Teâlâ ona: Yalan söylüyorsun! der. Ona melekler de: Yalan söylüyorsun! diye çıkışırlar. Allah Teâla ona tekrar: Bilakis sen: Falanca cesurdur, desinler diye düşündün ve bu da söylendi, buyurur. Sonra (Rasulullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam Ebu Hüreyre’nin dizine vurup): Ey Ebu Hüreyre! Bu üç kimse, Kıyamet Günü, Cehennem’in, aleyhlerinde kabaracağı Allah’ın ilk üç mahlûkudur! dedi.” Şüfey der ki: “Ben Ebü Hüreyre’den aldığım bu hadisi, Hz. Muâviye’ye haber verdim.  Bunun üzerine: Böylelerine bu muâmele yapılırsa, insanların geri kalanlarına neler yapılır? dedi ve Hz. Muâviye Şiddetli bir ağlayışla ağlamaya başladı, öyle ki helak olacağını zannettim. Derken bir müddet sonra kendine geldi, yüzündeki (gözyaşlarını) sildi ve şunları söyledi: Allah ve O’nun Rasulü doğru söylediler:

مَن كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُواْ فِيهَا وَبَاطِلٌ مَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

“Dünya hayatını ve onun ziynetini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam veririz. Onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar. İşte âhirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da bâtıldır.”[8]

Bir defasında Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, arkadaşlarının yanına geldiğinde, onlara Sizin hakkınızda beni, Deccal’in şerrinden daha çok endişelendiren bir kaygımı haber vereyim mi” buyurmuştu. Onlar da, “Buyur Ey Allah’ın Rasulü” diye mukabele etmiş, bunun üzerine Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve SellemBu gizli şirktir ki kişinin namaz kılmaya kalktığında kendisini görenler için namazını güzelleştirmesi allayıp pullamasıdır.”[9] diye cevap verdi.

Ashab, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e şöyle sordu: “Ya Rasulallah! Hangi davranış ve hareketler bizi kurtuluşa götürür?” Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem şu cevabı verdi: "Allah’ı aldatmamak." Sahabe sordu: “Allah nasıl aldatılabilir ki?" Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem: “Allah’ın emirlerinden birini yerine getirirsin fakat ondan başkasının iltifatını yani onun rızasında başka başkasından bir şey dilersin.” Sonra Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Riyadan sakınınız! Çünkü riyakâr öbür âlemde halkın gözü önünde şu dört sıfatla çağrılır: Ey kâfir! Ey facir! Ey zalim! Ey şaşkın! Amelin boşa gitti. Ecrin iptal edildi. Bugün sana nasip yoktur. Ey hilekâr kim için amel etmişsen ecrini git ondan iste.”

İhlâsla yapılan amellere 2 örnek verecek olursak;

Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Zeynelâbidin öyle gizli hayır yapardı ki, hayra ulaşan kimseler kime teşekkür edeceğini bilemezdi. Medine’de yüz civarında fakire uzun süre gıda yardımı yapmış, fakat kimse farkına varamamıştır. Ta ki, vefat edene kadar. Vefat edince gıdalar kesilmiş, durum anlaşılmıştır.

Şeddâd b. El Hâd anlatıyor: “A’râbîlerden bir adam Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e geldi. İman edip ona tâbi oldu. Sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e: Sizinle hicret etmek istiyorum! dedi. Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem de onu Ashab’dan birisine havale ve emanet etti. Daha sonraları bir savaş oldu. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu savaşta bir miktar ganimet ele geçirdi ve onu savaşa katılanlar arasında taksim etti. Bir miktar da ona ayırdı ve payını kendisine vermesi için Ashab’dan birisine teslim etti. Çünkü o, askerin gerisinden geliyor, yolda düşen ve kalanları gözetiyordu. Orduya yetişince ganimet payını kendisine verdiler. Bu nedir? diye sordu. Oradakiler: Ganîmet payı, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem senin için ayırdı! dediler. Adam payını eline alarak Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e geldi ve: Bu nedir, yâ Rasûlallah? diye sordu. Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem: Senin için ayırdım! buyurdu. Adam: Ben sana böyle dünya malı için iman edip tâbi olmadım. Fakat ben sadece seninle cihad ederken şu boğazıma bir ok atılıp saplansın ve öylece ölüp Cennet’e gideyim diye tâbi oldum! dedi. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de: Eğer Allah’a karşı (bu niyetinde) sadıksan, O seni tasdik eder, yalancı çıkarmaz, buyurdu. Düşmanla tekrar savaşa girildi. Savaştan sonra adam elde taşınarak Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e getirildi. Hakikaten tam işaret ettiği yerinden boğazına bir ok saplanmış ve şehid düşmüştü. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem onu görünce: Bu o adam mıdır? diye sordu: Evet, dediler. Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem: Allah’a karşı sadık oldu, Allah da onu doğru çıkardı! buyurdu. Sonra onu kendi cübbesiyle kefenledi, ön tarafa koydu, üzerine namaz kıldı. Namaz kılarken dua esnasında şu niyazı işitiliyordu: Allahım! Bu senin kulundur. Senin yolunda hicret edip, şehid oldu. Ben de bunun şahidiyim.”[10]

 

Niyet İhlâsın Göstergesidir

Amellerin direği niyettir. Çünkü amelin güzel ve kabul olması için niyetin güzel ve halis olması lazımdır. Kalbin niyeti güzel olursa, azalar yapsa da, yapmasa da Allah ona sevap yazar. Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem hadis-i şerifte şöyle buyurdular:

"Kim ki bir iyiliği niyet eder de sonra herhangi bir mani sebebiyle onu yapamazsa, ona tam bir sevap yazılır."[11]

Ebu'd-Derda RadiyAllahu Anh'dan Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edildi:

"Bir kimse; 'gece kalkar namaz kılarım' deyip yatağına yatsa, şayet kalkamayıp sabaha kadar uyusa amel defterine niyet ettiği namazın sevabı yazılır. Uykusu da kendisine Rabbi tarafından bir sadaka olur."[12]

Başka bir hadiste Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

Kul, birçok iyi ameller işler. Bu ameller mühürlü bir zarfta melekler tarafından Allah'a yükseltilir ve bu zarf Allah'ın huzuruna konur. Allah-u Teâlâ: Bu zarfı atınız, zira bunun içindeki amel ile benim rızam kastedilmemiştir, buyurur. Sonra Allah-u Teâlâ melekleri çağırır ve: Şu şu amelleri ona yazınız, buyurur. Melekler; Ya Rabbi! O bunların hiçbirini yapmadı, derler. Allah-u Teala; Yapmadı ama, yapmayı niyet etti, buyurur.”[13]

Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor: 

"Nikâh parasını vermemeyi niyet ederek ölen adam, zina etmiştir. Borç alırken vermemeyi niyet eden ise hırsızdır."[14]

Enes b. Malik RadiyAllahu Anh der ki: “Peygamber Efendimizle birlikte Tebük savaşından dönerken bize, şöyle buyurdu; Andolsun ki sizin Medine'de bıraktığınız  (harbe katılmayan) kişiler, yürüdüğünüz her yolda, verdiğiniz her nafakada, geçtiğiniz her derede mutlaka sizinle beraberdirler. (Sizin gibi ecir ve sevap kazanacaklardır.) Ashab; Ya Rasulullah! Nasıl bizimle beraber olabilirler? Onlar Medine'de, dediler. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem; Onlar hasta oldukları için katılmadılar. (Onların niyeti bizimle ortaktır.) buyurdu.”[15]

Hz. Ömer RadiyAllahu Anh'den Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;

"Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey verilir. (Niyetine göre ecir ve sevap alır veya cezalanır.) Kimin hicreti Allah ve Rasulüne ise, onun hicreti Allah ve Rasulüne olur. (Böylece Allah'ın emrini yapmış, rızasını da kazanmıştır.) Kim de dünyalık kazanmak ve bir kadınla evlenmek maksadıyla hicret ediyorsa, onun da yapmış olduğu hicreti, hicret ettiği şeylere olur. (Dünya malını kazanır. İstediği kadına kavuşur, fakat Allah'ın rızasından mahrum kalır.)"[16]

Müslüman yaptığı işlerde ve ibadetlerinde Allah'ın rızasının dışında başka hiçbir şeyi hedeflemez. Örneğin bir fakire yardımda bulunurken bunu diğer insanlara gösteriş olsun diye yapan, namaz kılarken başkasının yanında huşûlu gibi kılan kişi ya da davet ile ilgili yaptığı herhangi bir ameli Allah ile bağ kurmadan yaparsa bu türden amelleri karşılıksız kalacaktır. Böyle bir kişi aşağıdaki ayet ile muhatap olacaktır.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُبْطِلُواْ صَدَقَاتِكُم بِالْمَنِّ وَالأذَى كَالَّذِي يُنفِقُ مَالَهُ رِئَاء النَّاسِ وَلاَ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ 

“Ey iman edenler, Allah'a ve Ahiret Günü’ne inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın...”[17]

Ka’b İbnu Mâlik RadiyAllahu Anh anlatıyor: “Rasulullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam’ın şöyle söylediğini işittim: Kim âlim geçinmek, sefihlerle münazara yapmak ve halkın dikkatlerini kendine çekmek gibi maksatlarla ilim öğrenirse Allah o kimseyi Cehennem’e atar.”    

Şeytan ise sürekli Müslüman’ın amellerini boşa çıkarmak için vesvese verir. Şeytan kişinin fedakârlığını, çabasını ve yaptıklarını dile getirmesini, kendisini yüceltmesini, ön plana çıkarmasını telkin eder. İmtihanın ilk örneğinde Âdem Aleyhi’s Selam’ın yaratılışı ve kendisine meleklerin secde etmesi münasebetiyle, İblis’in isyan etmesi, kovulması ve kendisine Kıyamet’e kadar da mühlet verilmesi... İblis, insanoğlunun Allah’a karşı isyan etmesi uğrunda her türlü yola başvuracağını, elinden geleni ardına koymayacağını, pek çoğunu azdıracağını yemin ederek dile getirmiştir. Ancak, Allah’ın bazı kullarını saptıramayacağını da itiraf etmiştir.  

إِلاَّ عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ قَالَ هَذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلاَّ مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ

“İblis, yâ Rabbi dedi, beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de dünyada onlara günahları süsleyeceğim ve ancak senin ihlâsa erdirdiğin kulların müstesnâ, onların hepsini azdıracağım!..”[18]

Allah Subhanehû ve Teâlâ bizden muhlis kullarından olmamızı emrederek, Nebi ve Rasullerin ihlaslı olduklarını bizlere haber vermektedir... Allah’ın insanlara gönderdiği Nebi ve Rasuller ihlâsla yoğrulmuş öncülerdir. Özellikleri anlatılırken Kur'an onları ihlâslı kullar olarak tasvir etmiştir.

Çünkü Peygamberler davet ve tebliğlerinde daima Hakk'ın rızasından başka bir gaye ve maksat gütmeyerek ihlâslarını ortaya koymuşlardır. Davet çalışmalarında Allah’ın rızasının dışında hiçbir şeyi hedeflememişler, ücret talep etmemişler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmaksızın her koşulda Hakk’ı anlatmışlardır.

Kul, bütün davranışlarını Allah için yapmalıdır. Yaptığı tüm amellerinde madde ile ruhu mezcetmeli ve her zaman hedefinin Allah rızası olduğunu hatırlamalıdır.  Yemek yediği, arkadaşını ziyarete gittiği, işine gittiği, selam verdiği, konuştuğu ve her zaman hep niyeti Allah rızası olmalıdır. Yemeği Allah’a kulluk için, işi farz olan çocuklarının nafakası için, evliliği Allah’a yaklaştırması için, sohbeti vahyi anlamak için yaparsa madde ruh ile mezcedilmiş ve ihlâsla yapılmış olacaktır. 

Ve unutmayalım ki eğer niyetimiz hâlis, amellerimiz salih ise Allah rızası için yaptığınız en küçük amel bile Allah katında zayi olmayacaktır. Çünkü ayetlerde:

رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِي نُفُوسِكُمْ

"Rabbiniz, sizin içinizdekini daha iyi bilir..."[19]

وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ

"... Allah, muttakileri bilendir."[20] buyrulmaktadır.

Allah’ın yardımının gelmesi, iman edenlerin kâfirlere karşı galip gelmeleri ve yeryüzünün yeniden İslâm ile hayat bulması için bizlere lazım olan en büyük hasletlerden birisi de Allah’a karşı ihlâslı olmaktır. Eğer İslâm ümmeti ihlâslı kullar olurlar ve Allah yolunda çalışırlarsa Allah’ın yardımı gelecektir.

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem; “Allah Teala bu ümmete içinde bulunan zayıfları,ve onların yaptıkları duaları, namazları ve ihlaslı olmaları nedeniyle yardım eder.[21] derken buna değinmiştir. 



[1] Zümer Suresi 2

[2] Müslim, Birr, 33

[3] Müsned, 2/307

[4] Münâvî, 1/217

[5] Nesâî, cihad, 24

[6] Tirmizî, Nüzûr 3; İbn Mâce Fiten 19

[7] Müslim, İman 148,149; Ebû Davud, Libas 26

[8] Hud Suresi 15-16

[9] İbn Mâce, Zühd 21

[10] Nesâî

[11] Taberani, Ebu Davud

[12] Nesai, İbn Mace, İbn Hıbban

[13] Darekutni

[14] Ahmed b. Hanbel

[15] Buhari, Ebu Davud

[16] Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai

[17] Bakara Suresi 264

[18] Hicr Suresi 40-42

[19] İsra Suresi 25

[20] Âli İmran Suresi 115

[21] Müsned-i Ahmed, Sahih-i İbn Hibban, Sünen-i Beyhaki


Yorumlar

  1. sumayye ishak

    Bonu okurken har haptada ,en azindan har ayda bir dafa okuyup daima kaendimi muhasebe etmeyi kara verdim.kendim icin bu kadar degerli bir makale okumamis gibi hissettim.allah sizlerden cok razi olsun....

Yorum Yaz