9 YILIN ARDINDAN KÖKLÜ DEĞİŞİM: “YALNIZ YÜRÜMEK YANLIŞ YÜRÜMEKTEN EVLADIR”

Süleyman Uğurlu

Köklü Değişim bundan tam dokuz yıl önce şu hadis ile yayın hayatına Bismillah demişti:

“Hiçbiriniz kendisini tahkir etmesin” (küçük düşürmesin). Yanındakiler, Ey Allah’ın Rasulü, bizden birisi kendisini nasıl tahkir eder? diye sorudu. O’da şöyle dedi; “Bir kimse öyle bir şey görür ki onunla ilgili bir şey söylemesi Allah’ın onun üzerinde hakkıdır. Fakat o bu hususta konuşmaz (yani insanlardan çekinip konuşmamakla kendisini tahkir etmiş alçaltmış olur.) Allahu Teala’da kıyamet günü ona şu şu meselede niye üzerine düşen sözü söylemedin, söylemene engel olan neydi? diye hesaba çeker. Adam, konuşmamı insanlardan korkmam engelledi der. Allahu Teala’da sen (insanlardan değil) önce benden korkmalıydın der.

Kuşkusuz insanın kendisini tahkir etmekten alıkoyması Allah’ın üzerindeki hakkını tamı tamına teslim etmesiyle mümkündür. İşte Köklü Değişim içinde yaşadığımız toplumsal sistem bize gerekirse ayıya dayı demeyi öğüt verirken kişinin kendisini tahkir etmeksizin ayakta kalabilmesi o kadar da kolay değildir. İşte Köklü Değişim kolay olmayan bu yolu tercih edenlerle birlikte bundan tam dokuz yıl önce yayın hayatına başladı.

Hemen ilk yılında dergimizin 8. sayısı hakkında toplatma kararı çıktı ve yazarlarımıza anlamsızca davalar açılmaya başladı. Kemalist genlerle inşa edilmiş mevcut rejim her fırsatta Köklü Değişim’in yönetimine, yazarlarına ve hatta okuyucularına yönelik baskı ve sindirme girişimlerinde bulundu ve hala bulunmaya devam etmektedir.

2005 yılında Özbekistan’ın Andican kentinde yaşanan katliamları protesto etmek için Ankara Abdi İpekçi Parkına çıktığımızda sistem histeri nöbetine girdi ve meydanda kim varsa tutuklamaya girişti. Nitekim dergimizin o dönemdeki Yazı İşleri Müdürü Ahmet Sivren ve yazarlarımızdan Kurtuluş Sevinç “Hizb-ut Tahrir’e üye olma” gerekçesiyle tutuklandı. Süleyman Uğurlu ise bir hafta sonra gözaltına alınıp tutuksuz yargılandı. Yargılama neticesinde dergimizin personeli “Gösteri ve Yürüyüş Kanununa muhalefet” suçlamasından beraat ederken, Hizb-ut Tahrir’e üye olma suçlamasından 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldılar. Tabiki onlarla birlikte birçok okuyucumuz da aynı cezaya çarptırıldı.

Ardından Hizb-ut Tahrir Fatih Camiinde küresel bir programın parçası olarak açıklamada bulunduğunda yine kapımız emniyet güçlerince çalındı. Dergimiz didik didik aranıp tüm bilgisayarlara el konulurken Süleyman Uğurlu ve Bahaeddin Cardı gözaltına alınıp İstanbul’a götürüldü. Tutuksuz yargılamanın ardından örgüt propagandası suçlamasıyla 1’er yıl hapis cezası verildi.

Tarih, 2009 yılında Köklü Değişime yönelik insafsız bir muameleye daha şahit oldu. İstanbul Hakkı Başer Spor Salonunda yapacağımız "Müslüman Âleminin İçinde Bulunduğu Hal ve Çözüm Yolları" konulu konferansımıza iki gün kala 24. 07. 2009 tarihinde konferans konuşmacıları ve organizasyon kurulu da dahil yüzlerce Müslüman gözaltına alındı. Dergi merkezimiz emniyet güçlerince talan edildi.

2009 yılındaki bu olayın ardından henüz bir yıl geçmemişken, Mart 2010’da Köklü Değişim Merkezi ve Radyo Değişim’e yönelik bir operasyon daha yaşandı. İnternet üzerinden yayın yapmaya başlayan Radyo Değişim bu operasyonlar neticesinde kapanmak zorunda kalırken radyo programcılarından ve dergi yazarlarımızdan birçok kişi tutuklandı.

Muhakkak ki bizleri bunların hiçbirisi üzmedi Çiğdem Albasan Hanımefendinin tutuklanması kadar. Dergimize yazı gönderdiğinden ötürü kendisi eşi ile birlikte gözaltına alındı ve tutuklandı. İşte o günler Köklü Değişim için yeryüzünün tüm genişliğine rağmen daraldığı, gözyüzü arz ile bir olup bizleri boğarcasına gök kubbenin arasına hapsettiği günlerdi. Yaşadığımız üzüntüden dolayı nefes alamadığımız bu günlerde tek yardımcımız yine Allah Subhanehu ve Teala’ydı.

Yıl 2013 çok şey değişmedi geçen dokuz yılda. Yine toplatma kararları kapımızın önünde, bileklerimiz kelepçelerde…

Evet, tüm bu can yakıcı hadiseler gerçekleşmeyebilirdi.

Evet, bizi görmemezlikten gelenler bizi yanlarından ayırmazdı…

Evet, bizi karalamak için türlü iftira atanların can dostu olabilirdik…

Evet, bize arkasını dönenler bizim koluma girebilirdi…

Evet tüm bunlar ve daha fazlası gerçekleşir ve oldukça rahat bir atmosferde yaşamımızı sürdürebilirdik. Kıt kanaat masraflarını zor çıkartan Köklü Değişim medya devleri arasına giremese de azımsanmayacak bir ihtişama sahip olabilirdi.

Tüm bunlar niçin olmadı biliyor musunuz?

Biz istemedik!

Biz onlar gibi olmayı kabul etmedik!

Biz AK Parti şemsiyesinde olmaktansa yağmurda ıslanmayı yeğledik.

Biz otoriteye yaltaklanıp rüzgarı arkaya almaya çalışmaktansa dik durup rüzgara karşı yürümeyi tercih ettik ve “Yalnız yürümek yanlış yürümekten evladır” sözünü şiar edindik.

Köklü Değişim, 9 yılını bu kısa özetle doldurdu. Bundan sonraki yayın hayatında da yürüdüğü yollardaki dikenlere aldırış etmeksizin, zalimlerin, fâsıkların ve kâfirlerin duymak istemediklerini haykırmaya; hakkı haykırmaya devam edecektir inşallah.

Son olarak Köklü Değişim’e emeği geçen herkese, kıymetli yazarlarımıza, çalışan personelimize, bizleri hem dualarıyla hem de fiili olarak yalnız bırakmayan okuyucu dostlarımıza da şükranlarımızı sunuyoruz. Allah Subhanehu ve Teala sizden razı olsun.

Selametle Kalınız.

Süleyman Uğurlu


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz