SORUŞTURMA: KÜRT MESELESİ VE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI / AV. NESİP YILDIRIM - MAZLUMDER GENEL BAŞKAN YARDIMCISI

Av. Nesip Yıldırım

3- Kürt Meselesi ve terör sorunu aynı mı yoksa farklı farklı şeyler midir? Her ikisinin çıkış noktasını değerlendirdiğinizde Kürt Meselesi ve terör sorununun kaynaklarını hangi faktörler temelinde açıklarsınız?

Kürt meselesi; başta hak ve özgürlükler meselesi olmak üzere siyasal, ekonomik ve sosyal boyutları olan Kürtlerin de Türklerin de ortak meselesidir. Kürt meselesini, hak veya adalet sorunu olarak görmekteyim. Bazıları bunu bir idari yönetim, az bir kısmı toprak (Kürdistan) meselesi, bir kısmı DA demokratikleşme sorunu olarak görebilmektedir.

PKK şiddet, zulüm meselesi ise daha sonra doğan ve işlenen çok taraflı fiillerle kangrenleşen bir meseledir.

Kürt meselesini, Osmanlı Hilâfeti’nin son dönemlerinde; milliyetçilik akımlarının ve genel olarak iç ve dış etkilerle beraber yönetim zaaflarının da katkısıyla başlayan bir mesele olarak değerlendirmekteyim.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki 1921 Anayasası’nın çok kimlikli İslâm temelli ilkeleri, Atatürk ve bir kısım zevatın baskılarıyla 1924 Anayasası’nda “herkes Türk’tür” ile başlayıp, 1928 yılında “Dini İslâm’dır” hükmünü de kaldırılan bir sürece zorlanmıştır. Bugünkü CHP’nin altı okundan olan milliyetçilik ve laiklik, 1937 yılında anayasaya eklenmiştir. Tek tipleştirme politikaları, Türk ulus, laik devlet anlayışı Kürt meselesi dahil birçok sorunun yasal kaynaklığını teşkil etmektedir. Yine Takriri Sükûn Kanunu, Hıyaneti Vataniye Kanunu ve İskân kanunlarıyla pratikte muhalif olan, şiddete bulaşmasa da söz ve filleriyle karşı duran bir kısım Kürtler, Türkler, dindarlar ve diğer kesimler şiddetle bastırılmış, zulme uğratılmıştır. Türkiye ve dünyadaki Müslümanları birleştiren bir şemşiye olan (olması gereken) Hilâfet’in kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, şapka kanunu, harf inkılabı olan devrim yasalarıyla; Osmanlı’nın çok kimlikli İslâm temelli ancak çok dinli yapısı, tek tipleştirilip laik bir ulus devletin dar gömleğinde ezilmiştir. Bu sorunlar, Kürt meselesinin doğum ve olgunlaşmaya başlama süreçleridir.

Kürt meselesinin oluşması ve derinleşmesinde devlet adına yapılan diğer fiiller:

Devlet adına hareket edenlerin geçmişteki sürgün politikaları, binlerce köy veya yerleşim yerini zorla boşalttırarak yüzbinlerce insanı evinden, geçiminden ettirmesi, onların çocuklarının bu acıları yaşayarak büyümesine neden olmuştur. Faili meçhuller, gözaltılar, işkence, kötü muameleler, zorla yıllarca okutulan andımız gibi ayrımcı uygulamalar, Kürtçe üzerindeki geçmiş yasaklar, sıkıyönetim ve OHAL süreçlerinde hukuk dışına çıkmalar milyonlarca insanı etkiledi. Roboski, Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz isimli çocukların öldürülmeleri, Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi, dosyasının yıllarca sürüncemede bırakılması, sistematik kayyım atamaları ve kitlesel ölçüsüz gözaltı ile yargılamalar Kürt meselesinin daha da ağırlaşmasına sebep olmuştur. Oysa adalet herkes için sağlanmalı, zalime ölçülü ceza, mazluma da tam koruma yapılmalıdır.

Kürt meselesinin derinleşmesinde ve devam etmesinde PKK örgütünün yaptığı fiiller:

PKK örgütü adına aşağıda işlenen zulümler, Kürt meselesinin hem sonucudur ve hem de işlediği zulümlerle sebebe dönüşmesine katkı sunmuştur. Şöyle ki, PKK örgütü devlete karşı ilk silahlı saldırısını 15 Ağustos 1984'te Hakkari’ye bağlı Eruh ve Şemdinli'de düzenledi. İsminde işçi partisi geçen PKK; Samandağı’ndaki maden işçilerini de yol yapımında çalışan birçok işçiyi de öldürdü. Başbağlar'da 33 sivili kurşuna dizen örgüt, Hamzalı’da Kürt köylüleri topluca öldürdü. Diyarbakır’da dershane önündeki bombalı saldırı, insan bedenlerinin yok edildiği Dürümlü katliamı, Halkalı'da askerî servis aracına, Taksim Meydanı’nda canlı bomba saldırısı, Kızılay Güvenpark, Anafartalar Çarşısı, Güngören saldırısı vd. toplu birçok katliamları yaptı. Yeri geldiğinde Bağcılarda belediye otobüsüne, yeri geldiğinde Sur içinde okul ve cami dahil birçok saldırı gerçekleştirdi. Öz yönetim adı altında hendek-çukur eylemleri ile işgal girişiminde bulunup, Lice’de gayrimeşru şekilde mahkemeler kurup haraçlar aldı. Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk’ü, Fırat Simpil, Eren Bülbül ve Yasin Börü isimli çocukları, Şenay Aybüke, Yalçın ile Necmettin Yılmaz isimli öğretmeleri, kendisine muhalif gördüğü Aytaç Baran ile siyasi parti temsilcilerini de öldüren zalim ve zulüm ehli bir örgüt. Kürt meselesinin şiddet sorunuyla kangrenleşmesine ve çözümünün zorlaşmasına da sebep olmaktadır.

Tüm ayrımcılıklar ve zulümler önemli oranda azalsa da ve haklar verilebilse de marjinal bir grup güvenlik sorunu oluşturmaya devam edebilir. Onlarla da meşru ölçüler içerisinde güvenlik politikası yapılmalıdır.

Yasal düzenlemelerde ayrımcılık hâlen devam ediyor:

“Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Türklüğün tarihi ve manevi değerleri... karşısında korunma göremeyeceği ...” (Anayasa başlangıç kısmı)

Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” (Anayasa madde 66)

“Dili Türkçe’dir” (Anayasa madde 3)

'Türkçe'den başka hiçbir dil, eğitim kurumlarında vatandaşlara anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” (Anayasa madde 42) denilmektedir.

Kürtçe Anadilde eğitim yasağı bu maddeyle sürdürülmektedir.

Kaldırılan “Andımız!” da: “Türküm, doğruyum... Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ey büyük Atatürk… and içerim. Ne mutlu Türküm diyene” şeklinde çocuklara yıllarca okutulan ırkçı ve ideolojik bir “And” vardı. Çok şükür kaldırıldı.

“Türk Dil Kurumunun amacı; Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak…” (Anayasa madde 36)

“Türk Tarih Kurumunun amacı, Türk tarihini ve Türkiye tarihini, Türklerin medeniyete hizmetlerini, araştırmak, tanıtmak…” 

Atatürk Kültür Merkezinin görevleri şunlardır: …Türk edebiyatının, Türk sanatının, Türk folklorunun, Türk töre ve geleneklerinin tarihini ve gelişmelerini incelemek, araştırmak, yaymak ve yayımlamak...” (Anayasa madde 74)

Burada Türkiye’de sadece Türk, Türkçe diline dair pozitif ayrımcılık yapılmakta, diğer kimlikler mevzuat gereği görünmez kılınmaktadır.

6- Terör sorunu, oy kaygısı ve seçim kazanma planı üzerine yürütülen günlük politikalarla bugüne kadar çözülemedi. Buna rağmen aynı yöntem ve metotlarla çözülmeye çalışılmasını nasıl izah ediyorsunuz?

Kürt meselesinde sorunlarımızın önemli oranda çözüldüğünü, devam eden sorunların da mevcut olduğunu düşünüyorum:

Kürtçe basın, yayın hakkı ile müzik, Kürtçe TV, TRT Kürdi ve özel TV’ler tamamen serbesttir. Kürtçe isim hakkı bulunmaktadır. Ancak, “w, x, q” harflerindeki isimlere Türkçe’de bu karakterler olmadığından hâlen izin verilmemektedir. Üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü açıldı. Ancak mezun olanların çok az bir kısmının dışında atamalarının olmaması sorun olarak devam ediyor. Milli Eğitime bağlı Kürtçe seçmeli ders verilmektedir. Anadilde öğrenim hakkı olmakla birlikte, anadilde eğitim hakkı bulunmamaktadır. Burada da öğretmen atamasının olmaması ile bazı idarecilerin fiilleri nedeniyle sorunlar mevcuttur. Bazı resmî kurumlarda, Kürtçe derdini anlatabileceğiniz personeller mevcuttur. Adliyelerde Kürtçe savunma, cezaevlerinde Kürtçe görüşmeler bazı engellere rağmen yapılabilmektedir. Değiştirilen yerleşim ve yer isimleri sorunu kısmen çözülmüştür. Meşru güvenlik politikaları etkili olmaktadır. Günümüzde örgüte katılım ciddi oranda düşmüş ve kırsal alandaki örgüt elemanları da azalmıştır. Bu durum kırsal ve şehirde örgütün gücünü azaltmakta, vatandaşın güvenliğini arttırmaktadır. Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırıldı. Son yıllarda gözaltı merkezlerinde işkence olayları önemli oranda azaldı. Şapatan köyü gibi spesifik kötü muamele olayları da oldu. Yargısız infazlar genel olarak yapılmıyor ancak, Kızıltepe’de Uğur Kaymaz, Roboski gibi yargısız infaz hadiseleri de oldu. Albay Temizöz davası dışında etkili bir tespit yapılmadı. Farklı dosyalardaki JİTEM sanıkları uzun yıllar tutuksuz yargılandı, etkin cezalandırma yapıl(a)madı. Geçmişte boşaltılan köylere geri dönüşler önemli oranda sağlandı. 5233 sayılı terörle mücadeleden doğan zararlar kapsamındaki kanuna göre ev ve tarlalarına ulaşamamadan doğan maddi tazminatlar önemli oranda ödendi. Geçmişte askerin, yargının, bürokrasinin siyasi iktidar üzerindeki vesayetçi konumuna son verilmesi, genel olarak Türkiye’deki Kürtler için de faydalı olmuştur.

Kürt meselesinde 20 yıl -30 yıl öncesine göre birçok düzelmeler oldu. Adaletimiz, bardağın dolu ve boş tarafını birlikte görmeli.

7- Türkiye’deki siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerinin Kürt Meselesi ve terör sorununun çözümünde üstlenmesi gereken rol nedir? Neler Yapılmalı?

Kürt meselesinin çözümünde anayasal değişiklik, mevzuat değişikliğinde asıl yetki Hükümet ve yargı mekanizması ile devletindir. Siyasi partilerin, STK ve grupların hak temelli talepleri yoğun bir şekilde dile getirmesi, şiddet sorununun çözümüne dair de tutum alması gerekir.

Coğrafik bölgeler ve sınırlar sonuçta birer araçtır. Araçlar uğruna insanların kurban edilmesi doğru değildir. Böyle bir hakkımız da yoktur. PKK örgütünün Kürdü de Türkü’de öldürüp, hak aradığına(!) dair varlığı gayrimeşrudur. PKK’nın silah bırakmasını istememiz gerekir. Ayrıca örgütsel kapsamda insan öldürenlerin, zulme karışanların ölçülü ve orantılı olarak cezalandırılması, geri kalanların ise silahlarını bırakıp topluma geri dönüş, af dahil hayata geri kazandırılmasını isteyebiliriz.

Kürtlerin talepleri noktasında birbirimize hakkı tavsiye etmeliyiz. Kürtlerin Türkiye’nin tüm illerinde bulunduğunu unutmamak ve çözüm önerilerinde bunu dikkate almak gerekir. Kürtlerin en fazla yaşadığı ilin Diyarbakır değil, İstanbul ili olduğunu dikkate aldığımızda, bölgesel özerk ya da bağımsızlık taleplerinin gerçekliği tartışmalı hâle gelecektir. Ayrıca örneğin HDP temelli bir ideolojinin ya da başka bir partinin bölgesel yönetimlerini kabul etmeyen çok önemli orandaki Kürtlerin varlığını da hatırlatmak gerekir.

Kürt meselesinde neler yapılmalı?

Kürt Meselesinde ayrımcılığa son verilmeli, herkes eşit vatandaş olduğunu hissedebilmelidir. Eşitlik için; Türkler adına(!) ayrımcı yasal ve fiilî düzenlemelere son verilmeli, tüm vatandaşlara hakkı teslim edilmelidir.

Anayasa’da neyin olması gerektiğinin yanında, neyin olmaması gerektiği daha da önemlidir. Anayasa’nın başlangıç kısmı ve vatandaşlık tanımından başlanarak, mevzuat ile devlet organlarının ırklar ve Kemalist ideolojiden arındırılması, diğer kimlikler “nötr-yansız” bir pozisyonda konumlandırılması Kürt meselesinin de çözümüne katkı sunacaktır. Anayasa’da “değiştirilemez hüküm” olmamalıdır. “Herkesin Türk olduğu”na dair vatandaşlık tanımı, “Atatürk milliyetçiliği”, “laiklik” başta olmak üzere “Atatürk ilke ve inkılâpları” gibi kavramlara yer verilmemelidir.

Anadilde öğrenim, seçmeli ders hakkı tanınması önemlidir. Bunun yanında talep edilen diller için “Anadilde eğitim” hakkı tanınmalıdır.

Silahlı örgütler, iktidar ve dış odaklarının haksızlıklarına kim yapıyorsa karşı çıkılmalı. Baskı, cebir ve şiddet yapmadığı sürece en aykırı talepler dahi ifade ve örgütlenme özgürlüğü içinde talep edilebilmelidir. Yapılan haksızlıkların faillerinin cezalandırılması ve zararların karşılanması istenmelidir.

İfade özgürlüğü alanında eski yıllara göre gelişme olmasına rağmen, açık alan etkinlikleri pandemi de gerekçe gösterilerek engellenebilmektedir. Siyasal irade ve temsili engelleyecek şekildeki sistematik kayyım atamaları, koruculuk sisteminde kötüye kullanımların varlığı, yerel yönetimlerin katı şekilde merkeze bağlı olması sorun oluşturmaktadır.

Hükümetin, ayrımcı dil yerine, daha çok insani bir dil geliştirmesi, yasal, meşru tüm temsilcilerle görüşmesi, Kürt meselesini kamuoyuna taşıyıp tartışılmasına yeniden zemin oluşturması, yasal değişiklikler (ayrımcılık ve kolluk kuvvetlerinin denetimi) yapması olumlu olacaktır.

Seçim barajının %10 olması, temsil sorunu oluşturmakta, bu oran makul seviyede düşürülmelidir. Yeni çözüm ve diyalog süreçleri desteklenmelidir.

Türkiye’de yargının, cezasızlık sorunu bulunmaktadır. Geçmişte yaşanan hak ihlalleri de dahil olmak üzere “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” türü devlet ve örgütler adına işlenen zulümlerin tespiti ile etkin bir şekilde yüzleşilmesi gerekir.

Anadilde eğitim, hak olarak tanınmalıdır. Mensupları tarafından istenirse kullanılır ya da kullanılmaz. Yasak olması zulümdür. Serbest olunca doğal sürecini yaşayacak ve dengelerini bulacaktır.

9- Kürt Meselesinin sizce HDP ve terör sorunu üzerinden konuşulması doğru mudur? HDP Müslüman Kürt halkını ne kadar temsil ediyor?

Kürt meselesinin sadece HDP ve PKK sorunu üzerinden konuşulmasını doğru bulmuyorum. Ancak HDP’nin durumu ile PKK sorunu da Kürt meselesinin bir parçası hâline gelmiştir.

HDP’nin Müslüman Kürt halkını ne kadar temsil edip etmediğine gelince; Türkler, Kürtler homojen bir topluluk değil. “Kürtler ya da Türkler şöyledir veya bunu istiyor.” dediğimizde, genelleme yapma sorunu doğmaktadır. Kürtlerin dindar olanı da zalim olanı da dinsiz olanı da bulunmakta. Hatta dindar kişiler AK Parti, HDP, HAKPAR, HÜDAPAR ve hatta MHP dahil tüm siyasi partilerde değişik oranda temsil edilmektedir. Ayrıca hiçbir siyasi partiye oy vermeyen STK, cemaat, ferdî kişi veya gruplarında kendine göre bir temsili söz konusu. HDP yaklaşık 6 milyon oy almış bir partidir. Bir kısmını Türklerden ve diğer etnik kimliklerden bir kısmını da kabul etsek de etmesek de azımsanmayacak oranda dindar Kürtlerden alabilmiştir. (Diyarbakır’ın yaklaşık 2/3ünden oy alınabiliyor.) Bu nedenle diğer parti ve gruplar gibi HDP’nin de kısmi temsili söz konusudur.

Türkler, Kürtler ya da diğer etnik kimlikler içinde zulme hiç karışmamış, yasal mevzuattan kaynaklı ayrımcılıkları benimsememiş hatta karşı çıkan kişiler çoğunlukta bulunmaktadır. Bu nedenle genelleme yapmadan, varsa kişi veya grupların zulüm içeren fiillerine karşı çıkmalıyız.

10- Kürt Meselesi ve terör sorununun çözümünde, bugüne kadar konuşulan ve uygulanan güvenlikçi yaklaşım, ulusçu ve kimlikçi yaklaşım, liberal ve demokratik yaklaşımları değerlendirdiğinizde sorun ile bu yaklaşımlar arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz? Soruna İslâmi bir çözümün katkısını nasıl görüyorsunuz? Bu sorunun İslâmi çözümü nedir?

Bazı dindar Kürt kardeşlerimiz “Geç Dönem Milliyetçiliğine” doğru savrulmuştur. Kürt meselesinin kardeşlik temelinde çözümlenemeyeceğini iddia etmekteler. Oysa Allah’ın bizden istediği adalet ve eşitlik temelinde bu mesele de çözümlenebilir. Medine Sözleşmesi örnekliğinde farklı etnik ve dini gruplarla hakkaniyet temelinde bir arada yaşanabilir.

Türkiye’de çatışmalı süreçlerde yaşanan yaklaşık 50 bini aşkın ölüme rağmen, Kürtler ve Türkler arasında ferdî olaylar dışında kitlesel ve yaygın olarak insanlar birbirlerini boğazlamamışlarsa; bu belirli inançsal ve insani değerlerin hâlen insanların kalbinde olmasının önemli sebebidir. “İslam kardeşliği” ve “ümmet” anlayışı, birileri tarafından istismar ya da kötüye kullanılmak istense de; bizleri birbirine bağlayan en önemli değerlerdir. Ortak tarihsel miras, medeniyet ve inanç değerleri kardeşliği desteklemektedir.

İslâm inancı kapsamında ayrımcılık yapılmaz ise adaletli olunur ise inancı, dili, yönetim hakkı gibi uzlaşılabilen kısımlarda mümince durulur ise Kürt meselesi diye bir sorun kalmaz ya da azalır kanaatindeyim. Türk veya Kürde yasal öncelik tanınmaz, herkesin kardeş olduğu vurgulandığında, bir Kürdün adalet temelinde yargı ve devlet mekanizmalarında hakları korunduğunda, inancını serbestçe yaşadığında, Kürtçe dilini anadilde eğitim dahil her alanda engellenmeden kullanabildiğinde, yönetim usulünde yerinden yönetimler güçlendirildiğinde, örgütlerin insanları öldürmesi topluca lanetlenip karşı durulabildiğinde, İslâm kardeşliğinden fiilî uygulama ile söz edebiliriz. Ancak sorun İslâm’da değil, Müslümanlarda. Müslümanlar, nefislerine uyup zulmeder, başkasının kul hakkını yer, adam kayırır, işi ehline vermez, elinden ve dilinden kimsenin emin olmaz bir hâlde kalır ise hem Kürtlerin hem Türklerin, hem Arapların, Alevilerin ve diğer tüm kimliklerin meseleleri bitmeyecektir.

Sonuç olarak [وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواۜ] “Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin!” [Maide Suresi 8]

Ne zulmedelim ne de zulme uğrayalım. Kendimiz için istediğimizi başkası için de isteyebilir isek, Kürt meselesi hak ve adalet temelinde çözülür…


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz