Çağımızın en büyük hastalığı ilkesizliktir. İlkenin yerini çıkarın, hakkın
yerini menfaatin aldığı bir siyaset diliyle karşı karşıyayız. Pragmatizm ve
faydacılık, akademik kavramlar olmaktan çıkmış; yönetim anlayışının ana ekseni
haline gelmiştir. Maslahat ise şer’i bir mefhum olmaktan uzaklaştırılarak
çıkarcılığın kılıfına dönüştürülmüştür.
Bu sayımızda; pragmatizmin siyaseti nasıl zehirlediğini, ABD dostluğunun
gerçekte ne anlama geldiğini, Filistin ve Venezüella örneklerinde iflas eden
devletlerarası hukuk düzenini ele alıyoruz. “‘İsrail’e müdahale ulusal
çıkarlara aykırı mı?’” sorusunun arkasındaki zihnî esareti masaya yatırıyor;
muhafazakâr demokrasi söyleminin kime hizmet ettiğini sorguluyoruz.
Maslahat anlayışının nasıl tahrif edildiğini, toplumsal dejenerasyonun
yukarıdan aşağıya nasıl yayıldığını, vela ve bera mefhumunun önemini
tartışıyoruz. Ayrıca “Trump Doktrini”nin küresel hedeflerini ve Hilâfet
karşısındaki konumunu inceliyoruz.
Bu sayı, bir yüzleşme çağrısıdır. Çünkü mesele sadece yanlış politikalar
değil, yanlış ölçüdür. Ölçü kayınca siyaset kayar; siyaset kayınca toplum
çözülür; toplum çözülünce zillet sıradanlaşır.
Bugün “çıkar” diye savunulan birçok tutumun yarın bir utanç vesikası
olacağını görmek için büyük bir ferasete gerek yok. Sorun güçsüzlük değil;
ilkesizliktir. Sorun imkân değil; istikamettir.
Eğer maslahat, şer’i hükümlerin üstüne çıkarılıyorsa; eğer dostluk, hakikat
yerine menfaate göre belirleniyorsa; eğer siyaset, vahyin değil konjonktürün
diliyle konuşuyorsa… orada bir kırılma vardır.
Bu sayı, o kırılmaya işaret ediyor.
Köklü Değişim olarak, okuyucumuzu ilkesel bir muhasebeye davet ediyoruz.
Çünkü biliyoruz ki, hakikat menfaate göre değil; menfaat hakikate göre
belirlenmelidir.
SUSKUNLUĞUN KIRILMA NOKTASI
Sömürgeci kafir Batı’nın bir buçuk asırlık fikri ve kültürel saldırılarının
İslam coğrafyası üzerinde oluşturduğu tahribat, son çeyrek asırda Müslümanların
sahiplenip kendisiyle amel ettiği “muhafazakâr demokrasi” adı
altında çok tehlikeli bir zeminin oluşmasına sebep oldu. Müslümanlar üzerinde
hızla tesirli olmaya başlayan bu anlayış; konumuzun odak noktasını oluşturan
Türkiye’de, uzun yıllar tecrübe edilmiş ve geniş kitleleri etkisine almış
önemli bir siyasi hareket görünümündedir. Henüz resmi olarak dillendirilmese de
aynı anlayış, Ahmet eş-Şara yönetiminin iktidarı ele almasıyla birlikte,
Suriye’de de meşruiyetin ve istikrarın ilacı olarak topluma sunulmakta ve
toplumdan da buna bir teveccühün olduğu gözlemlenmektedir.
Müslümanlar üzerinde bu kadar kısa sürelerde önemli etkiler bırakan Muhafazakâr Demokrasi; <...