ÜMİTSİZLİK HEZEYANINDAN ÇIK! HİLÂFET KERVANINA KATIL!

Mehmet Çetinbudak

إِنَّهُ لاَ يَيْأَسُ مِن رَّوْحِ اللّهِ إِلاَّ الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ

“Kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yusuf Suresi 87)

حَتَّى إِذَا اسْتَيْأَسَ الرُّسُلُ وَظَنُّواْ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُواْ جَاءهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّيَ مَن نَّشَاء وَلاَ يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ

“Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir.” (Yusuf Suresi 110)

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ وَكَذَلِكَ نُنجِي الْمُؤْمِنِينَ

“Onu kederden kurtardık. İşte biz Müminleri böyle kurtarırız.” (Enbiya Suresi 88)

Ey benim güzel Müslüman kardeşim! Ümitsizlik sana yakışmadı. Ben sana gel dedim, sen bana eski başarısızlıklarını örnek verdin,  gelmedin. Gelmedin ama yoklamada Allah seni “yok” yazdı.

Ben seni hayra davet ettim. Sen bana, haram üzere yapılan çalışmanın başarısızlığını örnek verdin, olmadı. Ümitsizsin güzel kardeşim, ümitsizlik hezeyanı içinde kıvranıyorsun.

Haram üzere başına getirdiğin ve gözüne güçlü gözüken yöneticinin de İslâm adına hiçbir şey yapmadığını gördüğünde ümitsizliğin dibe vuruyor. Zulme karşı durduklarını söyleyenlerin devletsel boyutta kâfirlerle ittifak içinde olduğunu görüyorsun. Bir Hollywood filmi ki konusu Kapitalizmin vahşiliği. Gişe rekorları, hasılat rekorları kırıyor. Ya arkadaş, zaten bu filmin çekilme amacı insanların cebinden paralarını almak değil mi? İşte bir kesimin samimiyetiyle desteklediği bu yöneticilerin durumu bundan farklı değil, bunu gör ama ümitsizliğe düşme. Gerçek çözüm için sana enerji lazım. Batılda kendini tüketme. Maalesef, insan, ne ise o olmayı reddeden tek yaratık. Diğer yaratılmışlar ne ise o olduğunu kabul ediyor. Sen de, Allah’ın kulu olduğunu kabul et ve O’nun hükümlerinin yeryüzüne hâkim olması için doğru metot ile çalış.

Kur’an’ın ilkelerine uygun bir hayat süren kimse olarak, zaman zaman şeytanın ve şeytanlaşmış insanların telkin ve tavsiyeleriyle çıkmaz sokaklara girdiğini düşünsen bile, kesinlikle Allah’tan ümidini kesme, Allah’ı hatırla ve sabırla o zorluğu aşmanın yollarını mutlaka ara. Zira şu ayet-i kerime bize böyle davranmayı tavsiye etmektedir.

“Ama davamız uğrunda üstün gayret gösterenleri, bize varan yollara mutlaka yöneltiriz: Allah, kuşkusuz, iyilik yapanlarla beraberdir.” (Ankebut, 69)

Bir okçu hedefini şaşırdığında dönüp kendine bakar. Hedefin vurulamaması, hedefin suçu değildir. Ben sana diyorum ki, gel bırak bu haram yol üzere, demokrasi ile çalışmayı, gel hayır üzerine İslâm nizamı için, Hilafet için yürü, koş ve çalış.

Çünkü hakka giden yolda önce bâtılı sollamalısın.

“Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir.” (Maide, 16)

Seni eleştirenler ve haset edenler olacak, sabret sevap kazanırsın. Bil ki, onların eleştirileri ile senin yaptığın işin değeri arasında doğru bir orantı vardır. İnsanlar ölmüş köpeği tekmelemezler. Basit ve değersiz kişileri ve çalışmaları kıskanan da olmaz.

Haram üzerine başarısızlıkların senin hayır üzerindeki azimlerini de kırmasın. Yanlışa düştün, demokrasi ile İslâm’ı getireceğim dedin ama olmadı, olmaz ama pes etme, doğruya gel, Allah için, Allah’ın istediği gibi çalışalım. Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinemez. Sen, Allah’ı razı edecek bir istikamet üzere çalışmadın ki Allah sana yardım etsin. Şimdi gel, Allah yardım etsin, kanatlarını açsın, hak yolunda çalış, kanatlarının büyüklüğünü görelim.

Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem de konuşmalarıyla ümitsizlik telkin eden adamı ikaz ederek şöyle uyarıda bulunmuştur: “Kim, ‘Artık iyi insan kalmadı, herkes bozuldu…' diyerek ümitsizlik telkin ederse bilsin ki, bozulan o insanın kendisidir, herkes değil.” Neden böyle?

Çünkü kıyamete kadar insanların içinde hem iyisi bulunacak hem de kötüsü. Burada mühim olan, senin bunlardan hangisinin içerisinde yer aldığın, hangi tarafın içinde bulunduğun. Sen iyilerin içinde bulunuyorsan kötülerin sana zararı olamaz, kötülerin içinde yer almışsan iyiler seni kurtaramaz.

Unutulmaması gereken gerçek, senin nerede yer aldığın, kimlerin desteğinde bulunduğundur.

İşte bu gerçeği unutturmaya çalışan şeytan, hep bozulanlara dikkati celp ederek ümitsizlik telkin etmeye yeltenir. Teşebbüs gücünü yok etmeye çalışır.

فَإِذَا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ

“Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.” (A’raf, 34)

Korkundan dolayı ölmeden önce defalarca ölüyorsun. Oysaki süresi belirlenmiş bir tane ecel var. O ne öne alınır, ne de geciktirilir. Doğu ile batı bir araya gelse bile bunu değiştiremezler. Bunun sana huzur, sükûnet ve sebat kazandırması lazım.

Bilmez misin, canından çok sevdiğin Rasul’ün şöyle buyurdu:

“Zulüm karşısında sessiz kalan, dilsiz şeytandır...”

Ve şöyle buyurdu:

“Şehitlerin efendisi Hamza İbn-u AbdulMuttalib ile zalim yöneticiye karşı çıkıp ona nasihat ettiği için katledilen kimsedir.”

Ve yine şöyle buyurdu:

“Cihadın en faziletlisi, zalim yönetici karşısındaki hak sözdür!”

Tevbe Suresi 24. ayet-i kerimede buyrulduğu gibi baban, evlatların, kardeşlerin, eşin, ailen, malların, ticaretin, evlerin; Allah’tan, Rasulü’nden ve onlar yolunda cihad etmekten daha sevgili geliyorsa sana, Allahu Teâlâ seni o bağlandığın şeye havale eder de o da senin bedbahtlığının, azabının ve helakinin sebebi oluverir maazallah. Firavun ve makamı, Karun ve malı, Ümeyye bin Halef ve ticareti, Velid bin Muğire ve evlatları bunun örnekleridir. Allah’ın hükümleri ile yönetmeyen günümüz yöneticilerini ve makam sevdalarını da bu kefeye koy!

وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

“Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf Suresi 37)

Bolca şükretmemiz gereken ve ancak aklı başında kimselerin kavrayabileceği en büyük nimetlerden biri demokratik, laik, maddeci düşünsel yapıya sahip, fayda ve zararı, menfaati ölçü alan insanları görüp, onlara aldanmayarak; demokrasiyi, seçimlere katılmayı haram olarak bilmemiz, tek ölçü olarak helal ve haramı görmemiz, tevhidin ne olduğunu damarlarımızda hissediyor olmamızdır. İzzet ve şerefi Allah’tan bilen, O’nun rızası için çalışan, O’na yaklaşan, nesebi, malı, mülkü, evladı, akrabası tarafından değil, Allah tarafından izzet ve şerefe kavuşturulur ve yüceltilir. Bilal ve ezan, Selman ve ahiret, Suheyb ve fedakârlık bunun örnekleridir.

أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا لَّا يَسْتَوُونَ

“Öyle ya, mümin olan, yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.” (Secde Suresi 18)

الَّذِينَ كَفَرُواْ السُّفْلَى وَكَلِمَةُ اللّهِ هِيَ الْعُلْيَا

“Kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah’ın sözü ise zaten yücedir.” (Tevbe Suresi 40)

Zannettiler ki örümcek ağ öremez, güvercin yuva kuramaz,

Yaratıkların en hayırlısını düşmanlarından korumak için.

Allah’ın yardımı kat kat daha iyi korur,

Demir zırhlardan ve yüksek kalelerden.

 

Kalpleri ümitsizlik kapladığı zaman,

Ferah gönüller daraldığı zaman,

Kötülükler yerleşip sakinleştiği,

Aksilikler, yerlerine demirlendiği zaman,

Zararın kalkmasına yol bulamadığın,

Hiçbir çare fayda vermediği zaman,

Ümitsizken sana bir yardım gelir.

Duanı kabul eder Allah, onu verir.

Bütün olaylar olup bitse bile

Kurtuluş yakındır, sonunda gelir.

Kaldır da başını, bir bak neler oluyor? Sen ümitsizken, Rabbim ne hayırlı kapılar açıyor. Gören gözler için ne ümit kapılarını aralıyor. Bak gör, İstanbul’da Hizb-ut Tahrir, Büyük Ümmet Yürüyüşü organize ediyor. 10 binlerce Müslüman ümmet olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak için Türkiye’nin her yerinden İstanbul’a akın ediyor. Ümmet, bir araya geliyor, kâfirlerin beyni kaynıyor. Onlarca ülkede Hilafet için Sondan Önceki Çağrı yapılıyor. Endonezya, Pakistan, Sudan, Tunus, Ürdün, Filistin, Suriye, Bangladeş, Lübnan; İstanbul ile birlikte Hilafet’e ne kadar yakın olduğumuzu dost düşman herkese gösteriyor.

Allah’ın izniyle Hilafet’in vakti yakındır. Sen neredesin ey Müslüman? Sen, ümitsizlik hezeyanı içinde kıvranmaya son vereceksin, sen aslına dönüp, Hilafet için çalışanlara yardım ederek Allah'ın dinine nusret vereceksin. İşte kervan hareket etmek üzere, haydi sen de kervana katıl! Senin üzerine farz olan işte budur!


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz