KÖKLÜ DEĞİŞİMDE BU AY

Osmanlı İslâm Devleti’nin son dönemleri, Müslümanlar için karanlık günleri işaret etmekteydi. Müslümanların içinde bocaladıkları meseleler, hâlihazırda girdikleri darboğazdan çıkışa dair hiçbir umut ışığı olmadığını resmeder nitelikteydi. Zira devletin yönetim kadrosu içine çöreklenmiş birtakım hainlerde ve çevre vilayetlerdeki devlet unsurlarında baş gösteren bir takım Batı özentisi fikir ve mefhumlar, Müslümanları zillet çukuruna çeken belli başlı simgelerdendi. İslâm ümmeti içinden bu içler acısı hâli görüp de bunu değiştirmenin ve devleti gerektiği gibi ıslah etmenin gerekliliğini dile getiren kimi mütefekkirde ise ya buna güç yetirebilecek etkili kadro yoktu ya da bunun nasıl başarılacağına dair metodu bilmiyordu.

İşte bu ahval içinde Osmanlı Hilâfet Devleti, sömürgeci kâfir ve yerli işbirlikçi hainler eliyle yıkıldı; enkazı üzerinde Batı mefhumları üzerine oturtulmuş elliden fazla devletçik kuruldu.

Müslümanlar üzerinde zulüm, istibdat, kahroluş arttıkça arttı. Bir yandan bu zulmün karanlığı, diğer yandan İslâmi şeriatın hayattan uzaklaştırılmışlığı muhlis mütefekkirler nezdinde bir arayışı, bir çabayı beraberinde getirdi. İnsanlar çeşitli yapılar ve isimler etrafında kitleleştiler, bir araya gelip cemaatleştiler; bir şeyleri değiştirme, hakka hakikate ulaşma arzusu depreştikçe, hakkın hâkim kılınması emri tilavet edildikçe Müslümanlardaki çabalar da çalışmalar da arttı. Velakin, Osmanlı’nın yıkılış sürecindeki arıza, yıllar boyunca devam etti ve eller boşlukta iki yana düştü, bedenler çöktü, hevesler kırıldı. Bu, tekrar tekrar böyle sürüp nihayet Yahudi varlığının bir hançer olarak bağrımıza saplandığı günlere kadar geldi. Böylece “İsrail” adı verilen bu necis varlık, Hilâfet’in ilgasının ardından ümmetin bünyesinde yaşadığı ikinci büyük sarsıntı olmuş oldu.

İslam âlemi kendisinde bulunan ataleti atmak, yeniden dirilip ayağa kalkmak üzere ne zaman bir hamle yapsa sömürgeci kâfirler bu hamleyi boşa çıkartacak başka bir hamle ile ümmetteki diriliş filizlerini koparıyorlar. Bu hamleler karşısında ümmet tekrar ayağa kalkma teşebbüsüne kadar yerde kalıyor. Ne zaman ki ondaki iman ateşi yeniden harlanıyor, Müslümanlar yeniden kıpırdanmaya başlıyor velakin sömürgeci bin bir türlü hile ve desise ile ondaki bu diriliş azmini kırıyor.

İşte Suriye arenası, bu diriliş azminin günümüzdeki yüzüdür. Sömürgeci kâfir ABD ve avenesi eliyle bu azmin kırılması için hile, tuzak ve ajanların vizyona sürüldüğü sahnedir, Suriye…

Sahte ve ilkesiz lidercikler elinde yok olmaya mahkûm bu diriliş azmi ümmete, avazı çıktığı kadar ilkeli, kudretli ve uyanık siyasi liderliğin gerekliliğini haykırmaktadır.

Kaldı ki Suriye dünden bugüne bu avazların binlercesinin göğe savrulduğu sahalardan sadece biridir. Dün nasıl ki ümmetin ihtiyacı siyasi bir liderlikse, bugün de lazım olan siyasi liderliktir.

İşte Köklü Değişim Dergisi’nin elinizdeki bu sayısı, özelde tüm İslâm beldelerinin genelde tüm halkların içinde bulunduğu bu zelil durumdan çıkış için ivedilikle inşa edilmesi gereken siyasi liderliğin esaslarını ortaya koyma endişesiyle hazırlandı.

 www.kokludegisim.net

BU AYKİ DERGİMİZDEN
MAKALELER

SUSKUNLUĞUN KIRILMA NOKTASI

Abdullah İmamoğlu SİYASET KAVRAMI ÜZERİNE MÜLAHAZALAR

Hakkı Eren SİYASİ BASİRET, FERASET VE LİDERLİĞİN ÖNEMİ

Serdar Yılmaz SİYASİ UYANIKLIK

Fevzi Demir DEVLETLERARASI SİYASİ DURUM

İbrahim Er TUNUS, MISIR VE LİBYA’DA SONBAHAR

Osman Yıldız SURİYE’DE SON DURUM NEDİR?

Mahmut Kar ŞAM DEVRİMİNDE EKSİK OLAN TEK ŞEY “SİYASİ LİDERLİK”

Ahmet Sapa IRAK’TA FİLLER TEPİŞİYOR

Kurtuluş Sevinç FİLİSTİN HÂLEN DAHA ESİR HÂLEN DAHA SAHİPSİZ

Kadir Kaşıkcı ARAKAN VE TÜRKİSTAN KAN AĞLIYOR!

Emrah Akay KUZEY KORE MESELESİNİN HAKİKATİ

Ahmet Sivren AMERİKA’NIN ÇİN’İ ÇEVRELEME SİYASETİ

Gamze Gürsoy YEMEN’DE İNSANLIK ÖLÜYOR

M. Hanefi Yağmur TÜRK DIŞ SİYASETİNDE ZİKZAKLAR

Murat Savaş AB’NİN SÜRÜKLENDİĞİ AKIBET

Musa Bayoğlu ULUS DEVLETLER İLE GÜÇ VE OTORİTEYE SAHİP KÜRESEL ÖRGÜTLER

Süleyman Uğurlu DÜNYAYI AMERİKA’DAN KURTARACAK OLAN TEK GÜÇ

Esad Mansur ÜMMETİN DEVRİMİNİ YOK EDEMEYECEKLER! NİÇİN?

TAVSİYE MAKALE

SİYASİ BASİRET, FERASET VE LİDERLİĞİN ÖNEMİ

Hakkı Eren

İslâm ümmeti, kalkanı kırıldığı ve yere düşğü günden itibaren yeniden ayağı kalkmak için nice çabalarla büyük fedakârlıklar gösterdi. Müslümanların kimi milliyetçi, kimi vatancı, kimi ruhani, kimi siyasi fikirler etrafında toplanırken, kimileri de çözüm olarak silahlı mücadeleyi kabul etti. Esasen tam olarak ne yapacaklarını bilmeseler de zulme rıza göstermediler ve düştükleri bu inhitat çukurundan bu fikirlerle çıkacaklarını düş